Kültür

Ab Alemi Nedir?

Ab Alemi nedir, ne demektir, Osmanlı Sosyal ve Kültürel Hayatında Ab Alemlerinin Yer ve Önemi Hakkında Bilgi

ÂB ÂLEMİ

Alem-i âb. âb meclisi, bezra-i tarab da denmiştir”.

İstanbul’da, 19. yy’ın ikinci yarısına doğru yaygınlaşan içkili toplantılar. Mesirelerde, meyhanelerde tertip edilen âb âlemleri sazlı sözlü ve daha serbest olurken konak ve yalılardaki bir tür yarı resmi havada olurdu. Daha eskilerde âb âlemlerine “bezm-i işret” (içki toplantısı). “bezm-i âlem” (eğlenti toplantısı) deniyordu.

Farsça bir sözcük olan “âb” akarsu anlamında olmakla beraber, edebiyatımızda ve özellikle de İstanbul’da, güzellik, canlılık, parlaklık, içki anlamlarını karşılayıcı bir dizi tamlamada yer aldı: âbı revân (akarsu), âb-ı şirin (tatlı su), âb-ı şûr (tuzlu su), âb ü îâb (güzellik, canlılık), âb-yar (sulayıcı, saki), âh-gine (içki şişesi), ar, gir (gölcük), vb Şarap ve içki anlamına gelen âb’lı deyimler, İstanbul yaşamında ve edebiyatında daha çok kullanıldı: âb-ı âteş-renk âb-ı âteş-nûk, âb-ı âteşpâre, âb-ı âteş-nümâ, âb-ı âleş-furûş, âb-ı engûr, âb-u erguvanı, âb-ı haram, âb-ı harabat, âb-ı zer, âb ı larab, âb-ı yakût vb. Kuşkusun bu zenginlik, İstanbulin doğası ve kültürü ile çok yönlü beslene geldi.

Boğaziçi’nin ve Haliç’in eğlenmeye elverişli koyları, kent çevresindeki su kaynaklan ve mesireler, küçük toplulukların günübirlik ya da mehtaplı gecelerde mutluluk arayışlarına olanak veriyordu. Bununla birlikte 19 yy’a gelinceye kadar, su kıyılarında, çayırlarda ve havuz başlarında, meyhane görünümü veren içkili eğlenceler ancak gözlerden uzak olmak koşulu ile yapılabiliyordu. Şer’i kurallar bakımından âb âlemlerini açıkta yapmak olanaksızdı. Bu nedenle âb meclisleri meyhane ortamlarından ve konaklardan dışarıya pek taşmıyordu. Bunda,  Osmanlı tahtına oturan padişahların içkiden uzak duruşlarının da etkisi vardır.

3. Selim (1789-1807) bir gün Boğaziçi’nden saltanat kayığıyla dönerken kıyıya yakın oturmuş bir grubun âb âlemi yaptıklarını görerek dümen kırdırır.

Eğlenenler hemen yer sofrasının üstüne bir seccade örtüp namaza dururlar, fakat secdeye gidemezler. Hoşgörülü padişah “âlemlerinde olsunlar!” diyerek oradan uzaklaşır. Bu padişahın döneminde İstanbul’a gelen Melling, Boğaziçi ve Haliç resimlerinin birçoğuna âb alemi betimleri de işlemiştir. II. Mahmud (1808-1839) ile oğlu Abdülmecid (1839-1861) içkiye düşkün oldukları gibi, dönemlerinin Önde gelen yöneticileri ve aydınlan da bu konuda daha özgürdüler. Ama, gerek topluma duyulan saygıdan, gerekse şeriata karşı çekingenlikten, içki, şarap, içkili meclis demek yerine, âb âlemi ya da âlem-i âb deyimleri tercih edilmekteydi. Böylece, mecazlarla yüklü istanbul Türkçesi zengin anlamlı bir deyim daha kazandı. Âb âlemi, su kenarında yapılan piknik anlamında yorumlanabileceği gibi, içkili toplantı ve eğlence anlamını da vermekteydi.

Âb âlemleri, bir yandan, mirasyedilerin, eğlence düşkünlerinin, sanat ve edebiyat meraklılarının tutkularıyla, bir yandan da yönetici sınıfın giderek yoğunlaşan siyasal ortamda içkili toplantıları yeğlemeleriyle hemen her çevreye yayıldı.

Bu tutku, Abdülmecid dönemindeki hızını, II. Abdülhamid dönemine (1876-1909) doğru bir oranda yitirmekle birlikte 20. yy’a kadar sürdü. Tanzimat dönemi (1839 1876) devlet adamlarından Âli, Fuad, Mithat paşaların konaklarında ve sahil hanelerinde düzenlenen âb âlemleri ya siyasal gündemli İç kabine toplantıları havasında ya da nükte ve mizahtan ülke sorunlarına ve müziğe değin uzayan, dönenim renkli kişilerinin de katıldığı gece eğlenceleri niteliğinde sürmekteydi
Âb âlemlerine dindar ve içkiden uzak kalmayı yeğleyen devlet adamları da ilgi duymaklaydılar. Örneğin, tarihçi, fıkıh bilgini ve devlet adamı Ahmed Cevdet Paşa bile arada bu akıma ayak uydurur, yalısında en yakın dostlarıyla âb âlemi düzenlenmiş. Onun şu dizeleri buna kanıt gösterilir: Bezm-i meyde kusura bakma sakın / Âlem.-i âb başka âlemdir / Mey-i ikbâli hazmeden amma / Mezhebimce sahih âdemdir.

Âb âlemlerinin en çok dedikoduya neden olanları, 1. Meşrutiyet’in ilan edildiği günlerde (1876-1877) Mithat Paşa’nın konağındaki içkili toplantılardı. Ahmed Mithat Efendi, Namık Kemal gibi aydınların da katıldığı bu oturumlarda siyasal konular tartışılır, Hattâ bazen, uluorta konuşmalar bile olurdu. Bir âb âleminde “Niçin Âl-i Osman olur da Âl-i Mithat olmaz?” denmesi, ertesi gün saraya kadar ulaştırılmıştı.

Ab âlemlerinin hemen her gün düzenlendiği bir başka yer, Abdülaziz döneminde (1861-1876) Veliaht Murad Efendi’nin Kurbağalı Dere’deki köşküydü. Burada Yeni Osmanlıların liderleri şehzadeyle birlikte dönemin ünlü sazende ve hanendelerini de alarak âb âlemleri yaparlar ve siyaset konuşurlardı. II. Abdülhamid döneminde ise (1876-1909) âb âlemleri kentin uzağındaki kırlara, Alemdağ, Akbaba, Sarıyer, Büyükdere gibi yörelere kaymış ve eski canlılığını bir ölçüde yitirmiş bulunuyordu. Bu dönemde, hafiyelerin izlemesinden korkanlar, âb âlemlerine “frenk-vari” giyinip başlarına şapka geçirerek katılırlardı.

İstanbul’a özgü âb âlemleri edebiyata ve müzik dünyasına da yansımıştır.

İsfahan makamından “Âlem-i âb içre Göksu’dan olub zevrak-süvar / Kıl Kalender Bağçeşin tâ subha-dek çây-ı karar” âb âlemleriyle İlgili, saptanabilen en eski şarkılardandır.

Yazar ve bestekâr Ahmed Rasim (1865-1932) İstanbul âb âlemlerinin, Andelib, Nuri Şeydâ gibi en renkli kişilerindendi; Şehir Mektuplarında “Rczâ-il-i âlem-i âb’a dair” başlığı altında, rahatsızlığı nedeniyle içmemeye karar veren bir İstanbullunun ertesi akşam bir başka âb âlemine nasıl düştüğünü muhavere tekniğiyle anlatır. Başka bir yazısında da “sulu ayyaşın takımının, düzeysiz âlem i âblarını eleştirir.

Ab âlemi geleneği. 20. yy başında, ilkin II. Abdülhamid’in İstanbul genelinde uyandırdığı korku yüzünden giderek sönükleşmiş. II. Meşrutiyet’te siyasal tansiyonun yükselmesi, savaşlar, yoksulluk ve eski hayal tarzının değişmesi gibi nedenlerle yaklaşık yüz yıl boyunca kazandığı incelikleri ve kuralları ile birlikte yavaş yavaş unutulmuştur.

Kaynak: İstanbul Ansiklopedisi / Necdet Sakaoğlu
 
 
 
 
 
 

Daha Fazla Göster

ebilge

1983 Elazığ doğumluyum. Gazi Üniversitesi, Türk Halkbilimi ( 2008) mezunuyum. Kültürel Bellek sitesinin kurucusu, aynı zamanda tek içerik üreticisiyim. 2010 yılında yayın hayatına başlayan Web sitesinin öncelikli amacı; Kültürümüzün korunması, yaşatılması ve gelecek kuşaklara aktarılmasıdır. İletişim kurmak isterseniz,serkan.gakko@gmail.com adresine eposta gönderebilirsiniz. Size en kısa sürede geri dönüş sağlamaya çalışacağım.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı