Kitap Özetleri

Akışı Olmayan Sular Kitap Özeti

Akışı Olmayan Sular Kitap Özeti. Akışı Olmayan Sular kitabı içeriği, konusu, hakkında kısaca bilgi. Akışı Olmayan Sular Özeti

Pınar Kür’ün 1984 Sait Faik Hikâye Armağanı’nı kazanan kitabı (1983)
Kitapta beş hikâye yer alıyor.
Biraz Daha Ölmek: Adam enfarktüs geçirmiştir. Gözlerini güçlükle açınca çevresinde hemşireleri görür. Neler olup bittiğini anlar. Son gün annesiyle kavga etmişti. Oysa eskiden ne çok severdi onu! İlâcın etkisiyle yeniden dalar. Yaşamı bir film şeridi gibi gözlerinin önünden geçer: Güzel, büyük bir evde oturuyorlardı. Varlıklı bir ailenin çocuğuydu. Yatılı okuduğundan haftada ancak iki gün eve gelirdi. Annesi çok güzel bir kadındı. Hele giyinip süslenince bir içim su olurdu. Gülerek onu yanağından öperdi. Gerçi babasını da severdi, ama annesine tapardı. Savaş yıllarında babasının önce işi bozulmuş, sonra da ölüm yakasına yapışmıştı. Evdeki değerli eşyalar birer ikişer satılmaya başlamıştı. Kardeşi Gülsevil iriyarı, çirkince bir kızdı. Öyleyken evlenmişti. O ise hâlâ bekârdı. Bir bankada çalışıyordu. Annesine olan tutkunluğundan dolayı, başka bir kadına eğilim duymamıştı. Fakat zamanla onunla da arası açılmıştı. Annesi kendisini babasına benzetiyor, başarısız buluyordu. O da annesini artık yaşlanmış, güzelliği azalmış, çenesi düşmüş, ters biri gibi görüyordu. Eski hayranlığı gitgide kaybolmuştu. Yaşamının bir anlamı da kalmamıştı… Hasta yatağında ölümle savaşırken bunları düşünür, yapılan iğnenin etkisiyle derin bir uykuya dalar.
Kısa Yol Yolcusu: İşe vaktinde yetişebilmek için erken kalkar, sabah yedi otobüsüne biner. Yol boyunca dükkânları, evleri camdan seyreder. Bu arada hayaller kurar, geçmişe dalar. Gelinliklerin sergilendiği bir vitrinin önünden geçerken, ancak altı ay süren evliliğini düşünür. Taksitle aldığı eşyaları karısı toplayıp bir başkasına kaçmıştır… Bir diğer vitrinde gördüğü eski model bir askılık da onu çocukluğuna götürür. Anneannesini, onun halılarla kaplı, bakır mangallı, sıcak odasını anımsar. Bir gün babası çıkıp gelmiş, onu anneannesinden koparıp götürmüştü. Artık üvey annesinin yanında kalacaktı. Yıllar sonra, öldü denilen annesini de babasının bıçakladığını öğrenmişti… Aradan uzun zaman geçmiştir. Öyleyken o hâlâ geçmişi düşünmekten kendini alamamakta ve nedenini bilmediği bir arayış içinde çırpınmaktadır.
Leylâ İçin Şiir:  Evlenir. Kendi deyimiyle ‘çok bilmiş’ iki çocuğu olur. Karısıyla, arasıra mutlu, çokluk da mutsuz günler geçirir. Artık olgun sayılacak yaştadır, öyleyken ilk aşkını bir türlü unutamamıştır. Masaya oturup gençliğindeki gibi Leylâ için şiirler yazmaya çalışır. Leylâ uzun boylu, güzel saçlı bir kızdı. Levent onun kapının önünden geçmesini bekler, ona uzaktan yüreği çarparak bakardı. Leylâ yaşça ondan büyüktü, üstelik bir de sevgilisi vardı. Komşusunun on üç, on dört yaşındaki oğlunun aşkından habersiz sokakta yürüyüp giderdi. Oğlan dayanamamış, bir gün ona sezdirmeden izlemişti. Kız Taksim’de bir erkekle buluşmuş, Boğaz’da bir korulukta onunla sevişmişti. Levent, uzaktan onları seyrederken, öfkeden deliye dönmüştü. O adamı orada öldürmek istemişti… Leylâ sevgilisini eve getirmeye başlamış, fakat babası onu beğenmemişti. Evlilik suya düşünce, Leylâ bunalıma girmiş, hastalanmış, sonunda aklını yitirmişti. Levent onu sokakta görünce üzüntüden kahrolmuştu. Leylâ daha sonra adada halasının yanına gitmişti. Bir gün denizden ölüsü çıkarılmıştı. Bunları düşünerek kendinden geçen Levent eşiyle çocuklarına bağırmaya başlar. Kızar onlara, susmalarını, hatta ölmelerini ister. Karısı onun delirdiğini düşünür.
Son Çizgi: Muammer Bey arabasıyla köye, oradan da deniz kıyısındaki yazlık evine gitmektedir. Karısına artık bir özlem duymamaktadır. Gerçi Sevil düzgün vücutlu, uzun boyludur, alımlıdır. Dil bilir, modern görünüşlüdür Fakat çok konuşur, her fırsatta kocasını eleştirir, üzmekten çekinmez. Geç evlenmişlerdir. Hatta, evlenmiş olmak için evlendikleri bile söylenebilir. Üstelik, Sevil o yaşında bir de çocuk yapmıştır. Kaya şimdi dört yaşındadır. Yazlık evde konuklar vardır: Nurdan’la kocası. Muammer Bey Nur-dan’a âşıktır. Genç ve güzel bir kadındır Nurdan. Kocasıyla çocuğuna pek düşkündür. Başka bir erkeği düşünmesi olanaksızdır. Kaldı ki Sevil zeki ve kıskançtır. Durumu hemen sezebilir. Bundan ötürü Muammer Bey çok dikkatli davranır. Nurdan’ı gizlice, uzaktan sevmek ve hayal kurmakla yetinir. Terasta içkisini yudumlarken, kumsalda top oynayan Nurdan’ı beğeni ve istekle seyreder. O sırada bahçedeki kuyunun başında oynayan çocukları görünce hemen koşar, onları büyük bir tehlikeden kurtarır. Nurdan ona teşekkür eder, Sevil ise sitemde bulunur. Muammer Bey kuyuya bakar. Orada yüzünü, yüzüne çizilen son çizgiyi görmeye çalışır, ama göremez.
Bitmiş Zamana Dair: Sonunda Ahmet’in de öldüğünü bir açık artırma duyurusundan öğrenir. Geçmişi anımsar: Bir sabah kalktığında şaşırır: Ortalıkta çıt yoktur. Merakla pencereye gider. Kar yağmıştır. Her yer bembeyazdır. Bahçede bir kedi yürümeye çabalamaktadır. Kız hemen dışarı çıkar. Onu içeri getirir, kurulayıp ısıtır. Kedinin üst kattaki komşuların olduğunu öğrenir. Götürüp verir. Böylece, önünde bir dostluk kapısı açılır: Komşular görgülü, anlayışlı, iyi yürekli, kibar insanlardır. Evlerinde yığınla antika eşya vardır. Eskiden çok zenginmişler, şimdi ancak bir dairede otu-rabiliyorlar. Öyleyken, konuklara eskisi gibi ilgi ve sevgi gösteriyor, değerli takımlarla bol ikramda bulunuyorlar. Kız onlardan pek hoşlanır. Sık sık onlara gider. Nebile Hanım onu torunu yerine koyar. Ahmet de onunla arkadaş olur. Ailenin bireyleri para sıkıntısı çekerler. Sattıkları antikaların geliriyle geçinmeye çalışırlar. Vaktiyle çok zengin olduklarından, ekmek parası kazanmanın ne olduğunu bilmezler. Ama satılan her parçanın anılarından bir şeyler götürdüğünü de üzülerek görmekten geri kalmazlar. Yıllar geçer. Önce Nebile Hanım, ardından Pertev Bey, Enise Abla, Beyhan Hanım ve en sonunda da Ahmet yavaş yavaş, ardarda sessizce ölüp giderler.

Daha Fazla Göster

ebilge

1983 Elazığ doğumluyum. Gazi Üniversitesi, Türk Halkbilimi ( 2008) mezunuyum. Kültürel Bellek sitesinin kurucusu, aynı zamanda tek içerik üreticisiyim. 2010 yılında yayın hayatına başlayan Web sitesinin öncelikli amacı; Kültürümüzün korunması, yaşatılması ve gelecek kuşaklara aktarılmasıdır. İletişim kurmak isterseniz,serkan.gakko@gmail.com adresine eposta gönderebilirsiniz. Size en kısa sürede geri dönüş sağlamaya çalışacağım.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı