Biyografi

Akşemseddin Kimdir? Hayatı Hakkında Kısa Bilgi

Akşemseddin kimdir? Akşemseddin hayatı hakkında bilgi.
Akşemseddin, Osmanlı bilgini ve hekimi (Şam 1389-Göynük 1459). Hacı Bayram Veli’nin müridi olan, Hacı Bayram Veli’nin tavsiyesiyle Şehzade Mehmet’in (Fatih) lalalığına getirilen Akşemseddin (asıl adı Mehmet Şemsettin Bin Hamza’dır), İstanbul kuşatmasına katılıp, askeri yüreklendirdi: Ebu Eyyüp el-Ensari’nin mezarının yerini bulup, onun da Türk ordusuna yardım edeceğini yaydı. Yaşamının son yıllarında Göynük’e yerleşti.
Fatih Sultan Mehmed, 53 gün süren geceli gündüzlü kuşatmadan sonra, 29 Mayıs 1453 Salı gününün sabahı, Topkapı-Edirnekapı arasındaki surlardan açılan gedikten İstanbul’a girerken, yanı başında çok sevdiği, saydığı hocası Akşemseddin de vardı.
Akşemseddin, kuşatma süresince yalnız Fatih’in değil, onun kahraman ordusunun da manevi gücü ve desteği olmuş, yirmi üç yaşındaki genç padişaha, irşadlarıyla cesaret vermiş, yol göstermiş, ona fethin ilk müjdesini ulaştırmıştı. Bununla da kalmamış daha. önceleri İslâm ordularının İstanbul’u kuşattıkları sırada, şehit düşen (Halid bin Eba Eyüb-ül-Ensarî)nin mezarının yerini manevî bir güçle bulmuş, onun da şehri saran Türk ordusuna yardımcı olduğunu duyurarak, askerlerin moralini bir kat daha artırmıştı.

Söylentilere göre fethin ilk günü, Fatih Sultan Mehmed, kır atının üzerinde İstanbul’a girerken, hocası Akşemseddin en önde yürüyordu. İstanbul halkı Akşemseddin’i padişah sanarak, ellerindeki çiçek demetlerini Akşemseddin’e uzatıyorlardı. Akşemseddin, kalabalığa, gerisindeki padişahı göstererek:
Sultan Mehmed odur, ona gidiniz… demişti. Fatih gülümseyerek, kalabalığa:
Gidiniz, gene ona gidiniz. Evet ben Sultan Mehmedim ama, o benim hocamdır diyerek, kendisine gösterilen üstün saygıyı hocasına yöneltmiş, böylece Akşemseddin’e olan saygı ve sevgisini, herkesin önünde bir kez daha ortaya koymuştu.

Fatih Sultan Mehmed gibi bir dehayı yetiştiren onu, önünde diz çöktürerek aynı zamanda manevî dünyası geniş, bilgin, sanatçı bir padişah yapan, pişiren ve olgunlaştıran büyük Türk mutasavvıfı ve bilgini Akşemseddin’i hayatı hakkında daha kapsamlı bilgileri aşağıda bulabilirsiniz.
Asıl adı Mehmed Şemseddin’dir. 1389 yılında Çorumun Osmancık ilçesinde doğmuş, Amasya’da ve başka ülkelerde çeşitli bilmier öğrenmiş, bu arada tıp bilgisinde üstad olmuştu. Tekrar Osmancık’a döndüğü zaman çeşitli hastalıkları tedavi ediyor, özellikle ruh hastalıklarının tedavisinde başarı gösterdiği için kendisine (Tabib-ül-ervah) yani (ruhların doktoru) deniyordu. Sonunda yolu, Ankara’ya düştü. Ankara’da büyük mutasavvıf Hacı Bayram Veli’nin şöhretini duymuş, bir yolunu bularak, Müridleri arasına katılmıştı.

Dilden dile söylenen veya eski kitaplarda yazılan bir söylentiye göre, Akşemseddin, Ankara’ya gelir gelmez, Hacı Bayram’ı sorar, onun Solfasol köyünde müritleriyle birlikte ekin biçmekte olduğunu öğrenir, hemen o gün Solfasol’a gider. Yanına yaklaşır, fakat iltifat görmez. Aldırmayarak işe girişir, akşama kadar çalışır. Akşam olunca, Hacı Bayram, kaynayan kazanların başına geçer, kendi eliyle aş dağıtır. Sıra Akşemseddin’e gelince, çanağına ne burçak çorbası, ne de yoğurt koyar, artan aşı köpeklerin önüne döker. Akşemseddin darılıp gideceği yerde, köpeklere dökülen aşla karnını doyurur, sessizce bir köşeye büzülür. Onun bu alçak gönüllülüğünü, gönülden uysallığını yakından gören Hacı Bayram dayanamaz, yahut fazla sınamayı gereksiz sayar, onu yanına çağırır, Müritliğe kabul eder.

Akşemseddin, o günden sonra Şeyh’inin gönül ocağında piştikçe pişer:
N’oldu bu gönlüm, n’oldu bu gönlüm
Derdü gam ile doldu bu gönlüm.
Yandı bu gönlüm, yandı bu gönlüm
Yanmada derman buldu bu gönlüm.
diye yanıp yakılan Hacı Bayram’ın aşkıyla donanır, onun ölümünden sonra da, mürşidi Hacı Bayram Velî’nin halifesi olur. Bu kez, Akşemseddin yanıp yakılmada, Pİr’inin ardından arı-duru Türkçesiyle seslenmekdedir:
Âşık oldum sana candan
Hacı Bayram Pir’im Sultan
Gönül himmet umar senden
Hacı Bayram Pir’im Sultan
Akşemseddin himmetini de almıştır, nasibini de… Beypazarı’na gider, İskilip’e gider. Sonunda gelir, Göynük’e yerleşir. Onun ünü kısa sürede Anadolu’yu sarar. Edirne sarayında oturan Osmanlı padişahı İkinci Murad, bu genç, aşk dolusu, her bilgide üstün, olgun ve dolgun sofi’yi ziyaretle oğlu şehzade Mehmed’in eğitim ve öğretimini üzerine almasını rica eder. Akşemseddin bu teklifi reddetmez. Çocuk şehzade önünde diz çöker. Yıllarca ona bilgi aşılar.
Şehzade, padişah olunca da yanından ayrılmaz, onun en yakın hocası ve danışmanı olarak görevini sürdürür. İstanbul’un fethi günlerinde Akşemseddin, Fatih’in ve ordusunun moralini kuvvetlendirmek için bütün gücüyle çalışmakta, onun kazandırdığı güç, silah gücünden daha etkili olmaktadır. İstanbul artık fethedilmiştir. Fatih, fetihten sonra, bir ara hocasından kendisini dervişliğe kabul ederek irşatlarda bulunmasını ister. Akşemseddin bunu:
Sen devlet umurunu gereği gibi ifaya ve saltanatı icraya mecbur ve bununla vazifelisin. Sen benim halvetime girersen ahval-i âlem bozulur. Senin salik olman değil, malik olman lazımdır… diyerek öfke ile reddeder. Artık görevinin bittiğine de inanmıştır. Fatih’ten Göynük’e gitmesi, orada dersleriyle uğraşması için izin ister. Fatih bırakmak istemezse de, sonunda çare olmadığım görür. Hocasını Göynük’e uğurlar. Göynük’te bir köşeye çekilerek öğrencileri ve kitaplarıyla baş başa kalan Akşemseddin, Fatih’e yazdığı mektuplarda, ona yeni ufuklar açar. 1459 yıllarına doğru da Göynük’te ölür.
Akşemseddin’in, bugün İstanbul Feyzullah Efendi Kütüphanesinde bulunan (Hayatın Maddesi ve Tıp) adında, Türkçe, el yazması iki büyük cilt eseri vardır. Ayrıca (Halli Müşkilât), (Makamat-ı Evliya) gibi eserleri bilim dünyasınca tanınır.  Onun en büyük eseri, Fatih Sultan Mehmed gibi büyük bir devlet adamını yetiştirmiş olmasıdır.
Türk büyükleri zincirinin altın halkalarından biri olan Akşemseddin, on beşinci yüzyıl Anadolu’sunun manevi dünyasında parlak bir yıldızdır. Onun mistik yönü, edebi yönü yanında, tıpta yenilikler yaratan bilim yönü de incelenmeye değer…
 

Daha Fazla Göster

ebilge

1983 Elazığ doğumluyum. Gazi Üniversitesi, Türk Halkbilimi ( 2008) mezunuyum. Kültürel Bellek sitesinin kurucusu, aynı zamanda tek içerik üreticisiyim. 2010 yılında yayın hayatına başlayan Web sitesinin öncelikli amacı; Kültürümüzün korunması, yaşatılması ve gelecek kuşaklara aktarılmasıdır. İletişim kurmak isterseniz,serkan.gakko@gmail.com adresine eposta gönderebilirsiniz. Size en kısa sürede geri dönüş sağlamaya çalışacağım.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı