Genel KültürEdebiyat

Alfabe Nasıl Bulundu? Alfabenin Tarihi

ALFABE. Bir dilin seslerini gösteren harflerin kararlaştırılmış bir sıraya göre dizilmiş takımı. Alfabenin oluşması, çok uzun süren bir evrimin sonucudur.

İlk çağlarda insanların anlaşması, işaretler veya konuşmayla gerçekleşebiliyordu. Yazı bilinmiyordu. Ancak çeşitli gereksinimler insanları bir takım şekiller çizmeye zorladı, örneğin, ağaç resmi “ağaç” anlamındaydı. Sonraları bir resim, bir heceyi ifade etmeye başlamış, bu heceler yan yana getirilerek yazı oluşturulmuştur. Başlangıçta Mısır ve Sümerliler bu sistemi kullanarak birçok fonetik işaretleri saptamışlardır.

Kol + Ay = Kolay diye okunursa, hece aşamasına geçilmemekle beraber, alfebinin temeline yaklaşılmış olunur. Alfabenin gelişimi ilerledikçe her resim, kelimenin iik sesini simgelemiştir. örneğin, inek resmi “i” harfinin; at resmi de “a” harfinin yerini tutmaya başlamıştır.

Alfabenin nasıl ortaya çıktığı konusu henüz kesin bir şekilde çözümlenmiş’ değildir. Sözün basit seslere ayrılması olarak tanımladığımız bu sistem, çok önemli bir buluşun varabileceği en son ve en üstün düzendir.

Tarih, yazının bulunmasıyla başladığına göre, alfabe, tarih dönemlerinin ürünü sayılır. Ancak, yapılan yeraltı kazılarında, tarih öncesi döneme ait yazıya benzeyen bazı şekiller bulunmuşsa da bunların gerçek olmadığı, çoğunun sonradan uydurulduğu anlaşılmıştır.

Alfabenin, en ilkel durumuyla M,ö 2000 yıllarında kullanılmaya başlandığı sanılmaktadır, ilk alfabeyi Mısır ile israil arasında (Filistin) hüküm süren ve Samî ırkından olan Fenikelilerin kullandıkları konusunda tam bir görüş birliği vardır. Ancak bazı bilim adamları, bugün hâlâ alfabenin çeşitli eski yazı ve kaynaklardan doğduğunu öne sürmektedirler, örneğin; alfabenin Mısır ve Hitit hiyeroglifleri, Asur yazıları, Kıbrıs hece yazısı veya sadece sistem ve şekil bakımından Mısır yazısından alındığını ve Samî Hyksoslar tarafından düzenlenip Filistin’e götürüldüğünü savunmaktadırlar.

Mısır ve Samî alfabelerinde, önceleri sadece sessiz harfler kullanılır, hecenin sesli harfleri kullanılmazdı, örneğin, gazete sözcüğünün bu alfabeye göre gzt biçiminde yazılması gerekirdi. Hece yazısı yayıldıkça, bu yazıya ünlülerin de girmesini sağlayacak şekilde düzenlemeler yapıldı. Bu gelişme, işaretlerin çoğaltılmasıyla sağlandı, işaretlerin her biri ünlü ve ünsüzleri ayrı ayrı, bazen de birlikte gösteriyordu. Asur ve Babil çivi yazısı bu şekilde oluştu.

Fenikelilerin hazırladığı alfabe, tarihçi Herodot’a göre, Kadmos tarafından Yunanistan’a getirilmiş, Yunanlılar ise 16 harfli bu alfabeye 8 harf daha eklemişlerdir. Yunan alfabesi, Fenike alfabesinden çok daha ileridir. Çünkü Mısır ve Samî alfabelerinden olduğu gibi sesli harfler bu alfabede ilk kez kullanılmıştır.

Yunanlılarca geliştirilen bu alfabeye, İyonlar ve Romalılar tarafından bir takım harfler daha eklenerek, sonuçta günümüzde en çok kullanılan Latin alfabesi ortaya çıkmıştır.

Latin alfabesini kullanan ulusların çoğu, kendi dillerinin kurallarına uyabilmek için harflerin üstüne, altına veya yanına işaretler koyarak başka ses değerlerini temsil eden harfleri meydana getirmişlerdir. Bu işaretlere diyakritik denilmektedir, örneğin, Türk alfabesindeki ç, ğ ve ş’de olduğu gibi.

Bazı alfabelerin harf sayısı az bazılarının ise çoktur, örneğin, Uygur 20, Yunan 24, Arap 28, Türk 29, Osmanlı 31, Rus ve Gürcü alfabesi 38 harften oluşmuştur.

“Hiyeroglif”, Mısırlıların Mö 5000 yılından 3000 yılına değin anıtlarda kul. landıkları resmi yazının adıdır. Dikilitaş üstündeki yazı bunun örneğidir. Mısırlıların günlük işlerde kullandıkları bir yazı daha vardır ki ona Hiyeratik yazı deniyordu. Mısırlıların kullandığı daha basit yazıya da Demotik denmiştir.

Resim-yazı da sözcük sayısı çoktur. Çünkü her kavram bir başka biçimle anlatılırdı.

Resim yazının Çinlilerce bulunduğu bilinmektedir, insanlar başlangıçtan bu yana çeşitli yazı sistemleri kullanmışlardır. Her sözcük, her hece, her ses için ayrı bir işaret kullanan yazı sistemleri vardır. Sözcüğün her sesini ayrı bir işaretle belirten yazı alfabe yazısıdır, özel Alfabeler: Alfabelerin yerine getiremediği bazı özel durumlar için hazırlanmışlardır. Bunların en önemlisi körler için hazırlanan Louis Braille alfabesidir. Uzun çalışmalar sonucu hazırlanmış olup kabartma harflerden oluşmaktadır, öte yandan sağır ve dilsizler için hazırlanan bir alfabe de harflerin parmak işaretiyle belirtilmesi ilkesine dayanmaktadır.

Telgrafla haberleşmeyi sağlayan mors alfabesi ise bütün uluslarca kullanılmaktadır. Samuel Morse tarafından hazırlanan bu alfabe, aralıklarla birbirinden ayrılan nokta ve çizgilerden meydana gelmektedir.

Türk Alfabesi: Alfabe, ulusların sosyal ve dini yaşamlarını simgeleyen bir kültür öğesidir. Türkler, ilkin Türkçenin tüm seslerini karşılayacak yetkinlikte olan Göktürk alfabesini kullanmışlardır. Göktürk alfabesi 38 harften oluşuyordu; bunların dördü ünlüydü. Uygurlar ise değişik alfabeler kullanırlar: Soğd, Uygur, Monihey gibi. Uygur alfabesi Soğd alfabesinden çıkmıştır. Bu yazıda harfler sözcük başında ortasında ve sonunda değişik biçimlerde yazılıyordu.

Türkler, Ortadoğu’ya ve Anadolu’ya yerleştikten sonra uzun yıllar Arap – harflerini kullanmışlardır. Osmanlılar döneminde bilim, sanat ve edebiyat Arap harfleriyle yazılmıştır.

Türkiye Cumhuriyeti kurulduktan sonra bir süre Arap alfabesinin kullanılmasına devam edilmiş, ancak, Arap harfleri Türkçe ‘ye uymadığından zorluklarla karşılaşılmıştır. Bu nedenle henüz genç yaşta iken Arap harflerinin çeşitli konulardaki yetersizliğini, sakıncalarını gören ve belirleyen Atatürk, bu konu üzerinde durarak Latin kökenli yeni bir alfabenin hazırlanmasını sağlamıştır. 2 Kasım 1928’de kabul edilen kanunla Latin harflerinden oluşan yeni alfabenin kullanılmasına başlanılmış ve 29 harften oluşan bu alfabe, toplumca kısa sürede benimsenmiştir.

Türk alfabesindeki değişiklik 9. IX. 1928 tarihinde ilk kez Atatürk’ün Safranbolu’daki nutku ile açıklanmıştır.

Türkiye Büyük Millet Meclisi de 11 maddelik Türk Harflerinin Kabul ve Tatbiki Hakkında Kanun’u 1.XI.1928 tarihinde kabul etmiştir. 3.XI.1928 tarihli Resmi Gazete ‘de bu kanun ve ilgili belgeler yayınlanarak yürürlüğe girmiştir.

Yürürlüğe girmiş olan bu kanuna göre, Latin alfabesi esasına dayanan Türk alfabesi belirlenmiştir. Türk dilinin gereği olarak Latin alfabesinde olmayan bazı ses değerlerini belirleyen harflerin (ör: ğ, ç, ş) eklenmesi ve bazı harflerin de Türkçe sözcüklerde yer almamasından dolayı (ör: q, x, w) çıkarılması ile son biçimini alan Türk alfabesi 29 harften oluşmuştur.

Türk alfabesini oluşturan bu harfler, ünlüler ve ünsüzler olmak üzere iki başlık altında toplanırlar.