Dersimiz

Alfabeler ve Alfabe Çeşitleri

Alfabeler, Alfabe Çeşitleri ve Türklerin Tarih Boyunca Kullandıkları Alfabelerin Gelişimi
Türklerin kendi yarattıkları ilk alfabe, taş ve tahtaya kazımaya elverişli, köşeli hatlı Göktürk harfleridir. Bu harfler muhtemelen işaret esaslı, damgalardan doğmuş olup, şimdilik M.Ö. V. Yüzyıla kadar izleri takip edilebilmektedir (Esik-kurganı yazıtı). Meselâ k, y ve b harfleri, ok, yay ve ev (=eb) biçiminde idi. Bu alfabe, zaman içinde ilerleyerek, Türkçenin gelişmesiyle birlikte, M.S. V. ve sonraki senelerinde önemli eserler yaratabilmiştir. Birçok anıt, taş yazıt ve az sayıda kağıt üzerindeki izleri kalan bu alfabeyi, 15.12.1893 de W.Thomsen, 1 Ağustos 732 tarihinde dikilen Köl-Tigin anıtı sayesinde çözmüştür. Bu alfabede 38 harf olup, 4 ü sesli=ünlüdür.
Uygularlar  devrinde, kağıt üzerinde fırça ile yazmaya elverişli yuvarlak hatlı Soğd alfabesi yayıldı. Uzunca bir süre her iki alfabe yanyana kullanılmış ise de, X-XI. Yüzyıldan sonra Göktürk alfabesi silinmiştir. En erken örneği 581 tarihli Bugut kitabesinde Soğdça metinde görülen ve alfabe, Karabalgasun anıtında da kullanılmıştır. Uygur devleti zamanında yaygınlaştığından adına Uygur alfabesi de denilen bu alfabe, Cengiz devletinde, Moğolca’ya da tatbik edilmiştir. Bu alfabe sonraki yüzyıllarda da kullanılmıştır.
Arap alfabesi, X-XI. Yüzyıllarda, İslâmiyetin etkisiyle yayılmaya başlandı. Bu defa, Soğd esaslı Uygur alfabesi ile Arap alfabesi yanyana yüzyıllarca kullanılmıştır. Bu arada Soğdlar da zaten Uygurların içinde erimiş idiler. Soğd esaslı Uygur harfleri, artık XII. Yüzyıldan sonra millî bir alfabe kabul ediliyordu. Bu alfabeyi, Batıda’ki Osmanlı Türkleri dahi, XV. Yüzyıl sonlarına kadar kullanmışlardır. Otluk-beli zaferinden sonra Fatih S. Mehmed, Uygur alfabesiyle bir fetihname kaleme aldırmış idi (878 yılan yılı = 39. VIII. 1473).
Arap Alfabesi, Türklerin İslâmiyete girmeleri ile birlikte, VIII. Yüzyıl sonlarından itibaren dar çevrelerde kullanılmıştır. O’nun asıl yaygınlık göstermesi, XI. Yüzyıldan sonradır. Arap Alfabesi, yüzyıllarca Türkçenin en yaygın alfabesi olmuştur. Ç ve ş için, Farsça’dan harfler alınmıştır. Arap Alfabesi, özellikle Osmanlılar zamanında çok büyük bir gelişme göstermiş, bu tür yazı, âdeta bir sanat, hüsn-ü hat şeklini de almıştır.
Türkler başka alfabeler de kullanmışlardır:

  • Mani Alfabesi, dar bir alanda kullanılmıştır; Mani dinî, Uygurların 762’de bir süre için resmî devlet dinî olmuştur.
  • B r a h m i Alfabesi, Sanskritçe esaslı olup, dar bir alanda kullanılmıştır.
  • S ü r y a n i Alfabesini, Hristiyan olan Öngüt Türkleri kullanmışlardır;
  • Grek Alfabesini, Türkçe konuşan Anadolu Rumları kullanmışlardır. Karamanlıca adıyla anılan Türkçe bu alfabe ile yazılmıştır.
  • Ermeni Alfabesi de aynı şekilde Türkçe konuşan Ermeniler tarafından kullanılmıştır.
  • İ b r a n i Alfabesini, Yahudi Türklerin çocukları olan Karaim Türkleri kullandılar.
  • Kiril Alfabesini, önceleri Rusya işgal ve idaresine geçen Türkler kullanmışlardır. Daha sonra Sovyet ihtilalinden sonra bu alfabe, dil olmak üzere ayn ayn belirlenmiş ve yeni şekiller de konmuştur. Kiril alfabesi, 1990’da Sovyetlerin dağılmasından sonra da bir süre kullanılmaya devam edecektir.

Latin Alfabesi, Türkler arasında XIX. Yüzyıl ikinci yansında kullanılmak istenmiştir. Bununla birlikte, Arap Alfabesinin Türkçeye uymayan özelliklerinin ıslah edilmesi için Osmanlı zamanında girişimler olmuş, hatta Birinci Cihan harbi (1914-1918) içinde Enver Paşa, ayrı harfleri (bitişik olmayıp bağımsız ve her sesi ayrı veren) esas alan yenilik de yapmıştı. Kısa bir süre etkili olan bu girişim 1923 sonrasındaki Türkiye Cumhuriyeti’ndeki Harf İnkilâbını hazırlayan etkenlerden birisidir.
1926’larda Sovyet ülkesindeki bazı Türk ülkeleri Lâtin Alfabesini kabul etmişlerdir. 1928’de Türkiye Cumhuriyeti de bu alfabeyi kabul etti. Bir zaman için, eski yazıya karşı sert tedbirler alınmış, birçok kültürel eser bundan etkilenmişse de, sonradan bu alfabenin etkisiyle, okuma yazmada önemli gelişmeler sağlanmış, kültür hayatı da canlanmıştır.
Bugün de Türk âleminin Lâtin esaslı alfabede birleşmesi bekleniyor.
Türkçe, komşu dillerden etkilenmiş, fakat kendisi de başka dilleri etkilemiştir. Çince ve öteki dillerden birçok kelime Türkçeye girmiş olmakla birlikte Türkçeden de öteki dillere geçen kelimeler çoktur. Çince başta olmak üzere (bez, boru) Arapça, Farsça ve pekçok dildeki Türkçe kelime sayısı oldukça fazladır.
Kaynak: Türk Kültür Tarihine Bakışlar, Tuncer Baykara

Daha Fazla Göster

ebilge

1983 Elazığ doğumluyum. Gazi Üniversitesi, Türk Halkbilimi ( 2008) mezunuyum. Kültürel Bellek sitesinin kurucusu, aynı zamanda tek içerik üreticisiyim. 2010 yılında yayın hayatına başlayan Web sitesinin öncelikli amacı; Kültürümüzün korunması, yaşatılması ve gelecek kuşaklara aktarılmasıdır. İletişim kurmak isterseniz,serkan.gakko@gmail.com adresine eposta gönderebilirsiniz. Size en kısa sürede geri dönüş sağlamaya çalışacağım.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz Atın
Kapalı
Kapalı