Genel KültürEdebiyat

Aramca (Aramice) Nedir? Aramice Tarihçesi, Özellikleri

Aramca (Aramice) Nedir? Aramice Tarihçesi, Özellikleri

Aramice: Batı Sami lehçeleri bütünü.

Aramice, Fenike diliyle İbrani dilinin yakın akrabası olan bir samı dildir. Arapçayı hatırlatan bir takım özellikler gösterir. Başlangıçta, MÖ. XIV. yy’da Tell-El-Amarna arşivindeki bir mektupta ve bir Asur metninde Ahlama adıyla anılan ve Dicle ile Fırat vadilerinin sınırlarında rastlandığı söylenen göçebe kabilelerin diliydi.

Yüzyılları kaplayan uzun tarihi boyunca yayıldığı coğrafi alanın genişlemesi ve oluşturduğu sayısız lehçe dolayısıyla Aramca, bir tek dilden çok, Sami dilin büyük kollarından birini belirtir. Tevrat, İbrani diliyle karşılaştırıldığında Aramcanın çok daha belirgin bir evrimin izlerini taşıdığı anlaşılır ünlü ve ünsüz sisteminin zayıflamış olması bakımından da, İbrani dilinde birkaç kalıntısı bulunan isim çekimlerini tamamen kaybetmiş olması bakımından da çok açık aşınma belirtileri gösterir. Ayrıca, kelime hazinesi daha zengin, söz dizimi daha esnek, edatları daha boldur; dolaylamalı bir fiil çekimi geliştirmiş ve bağımlamaya daha sık baş vurmuştur.

Aramice tarihini başlıca iki döneme ayırabiliriz: IX. yy. başlarından Büyük İskender’in ölümüne kadar (MÖ. 323) uzanan, lehçelere bölünmesinden önceki dönem, yani Ortak Aramca dönemi ve İskender’in ölümünden günümüze kadar gelen, çeşitli lehçelerin ortaya çıktığı ve çoğunun bir edebiyat dili niteliği kazandığı dönem. Ortak Aramca dönemi de birçok çağa ayrılır.  (Meydan Larousse / Cilt 2 Sayfa 60)

Aramca:  a. Özellikle Antikçağ ‘da konuşulmuş olan kuzey-batı kümesi Sami dili.

Aramice, Sami dillerinin batıdaki kuzey kolunu oluşturan dillerden biridir; bu bakımdan Fenike’ce ve İbranice ile yakın akrabadır, ancak Arapçayla da birtakım benzerlikleri vardır. Kutsal Kitap’ın İbranicesiyle karşılaştırıldığında, gerek ünlü ünsüz dizgesinin zayıflaması, gerekse İbranicede birtakım kalıntılarına rastlanan ad çekiminin tümden ortadan kalkmasıyla Aramcanın, alt katman Sami diline oranla daha köklü bir değişime uğradığı görülür. Ayrıca, sözcüklerin cümle içinde sıralanmasında daha büyük bir esneklik gözlemlendiğini, dolanmak fiil çekiminin geliştiğini, genellikle uzun ve ağır cümlelerin ortaya çıkmasına neden olan birbirine bağımlı yan cümlelere daha sık başvurulduğunu da belirtmek gerekir. Sözlüksel düzlemde aramca, özellikle akkadca ve Farsçadan yapılan aktarmalardan kaynaklanan çok zengin bir sözvarlığı bulunan bir dildir.

İlk önceleri, aramca, İ.Ö. XIV. yy. ‘da yukarı Mezopotamya’da yaşadıkları ve Ahlamu adıyla anıldıkları akkad metinlerinde belirtilen göçebe boyların dili oldu. ilk aramca metinler, Suriye ve Mezopotamya’da (Şam, Samal, Hamat, Arpad) kurulmuş olan Aram devletlerinde bulunan, IX. ve VIII. yy.’lardan kalma az sayıda yazıttan ibarettir. Bu yazıtların yazısı doğrudan doğruya Fenike abecesinden alınmıştı.

II. Sargon’un Aram krallıklarını yıkmasından sonra VIII. yy’ın sonlarından başlayarak, aram dili yavaş yavaş Asur İmparatorluğu’nun tüm topraklarında konuşulmaya başladı ve giderek bütün Doğu ya yayıldı. Yenik devletlerin dilinin bu şaşırtıcı yayılımının, ticari değişimlerin neden olduğu nüfus karışımlarından, özellikle de aramca konuşanları Asur ve Ninova’ya kadar yayan büyük sürgünlerden kaynaklandığı söylenir. Öte yandan, çivi yazılarından çok daha kolay ve hızlı olan aram yazısı, ticari, resmi ve diplomatik alanlarda yavaş yavaş bu yazıların yerini aldı.

VII. yy’ın sonlarından başlayarak, Aramice da tüm Yakındoğu’da yazışma dili olarak akkadcanın yerine geçti. Ayrıca, 539’da Keyhüsrev Babil’ı alıp Nil’den indus’a dek uzanan geniş bir imparatorluk kurduğunda aramca, Sus’tan başlayarak çeşitli ilbaylıkları (satraplıkları) egemenliği altına alan bu güçlü yönetimin dili durumuna geldi. Siyasi, ticari ve kültürel alışverişlerin araç dili olan aramca, yerel olarak konuşulan diller üzerinde egemenlik kurdu, ama bu dilleri bozamadı. Ahemeniler döneminden kalma önemli sayıda aramca belge, Mısır’dan Afganistan’a dek, imparatorluğun tüm ülkelerinde bulunmuştur, imparatorluk aramcasının sessel ve dilbilgisel bir gelişim geçirdiğini gösteren birçok gösterge vardır ve bu dil idari ve askeri birçok farsça terimi de kapsamına almıştır. Ama birçok aramca yazıcısının bulunduğu Pers İmparatorluğu’nun merkezîleşmesi bu dilin bütünlüğünü korumasını ve bozulmamasını sağladı.

Doğu’nun, İskender tarafından ele geçirilmesi, Aramice yerine Yunancanın resmi dil olmasını sağladı. Eski konumunu yitiren aramca, bundan sonra daha yavaş bir biçimde gelişmesini sürdürdü ve konuşulduğu bölgelere göre çeşitlilik kazandı. Yazı da aynı çeşitliliği gösterdi (dörtgen yazı, nabati, palmyra, Süryani, mande aram yazıları). O dönemde iki büyük lehçesel dal ortaya çıktı: batı aramcasında  ve doğu aramcasında n biçiminde belirtilen hikâye birleşik zamanının üçüncü kişi önekindeki değişiklik bu iki dalı birbirinden ayıran temel özellikti.

İ.Ö. III. yy.’da Filistin’de konuşulan lehçeler batı aramcası dalına girer ve Kutsal Kitap’taki kimi bölümler bu lehçelerle yazılmıştır; Hz. isa döneminde aramca Filistin’de konuşulan tek dil durumuna gelmiştir. Nabat dili, palmyra dili, samaria dili, Kudüs’ün Talmud dili, Hristiyan Filistin dili de batı aramca kümesine girer. Varlığı İ.Ö. IV. yy’dan sonra Babil’de kanıtlanan doğu aramcası ise, Süryaniceyi, mande aramcasını ve Babil’in Talmud dilini kapsar.

İ.S. VII. yy.’dan başlayarak, Aramice yerini giderek Arapça almaya başladı. Aramca, yaşayan dil olarak günümüzde yalnızca sınırlı bölgelerde, Arapça, ve Türkçeyle karışmış olarak konuşulmaktadır. Şam’ın K.-D.’sunda yer alan Antilübnan’ın üç köyünün lehçesi, batı aramca kökenli bir lehçedir; doğu aramcaysa, birkaç yüz bin kişi tarafından Irak’ın Musul bölgesinde, İran’da Urumiye gölü çevresinde (yeni süryanice) ve Sovyet Kafkasyası’nda (aysor) günümüzde de konuşulmaktadır.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir