Biyografi

Arap Filozofları ve Eserleri

Arap Filozofları kimlerdir, eserleri nelerdir, dönemin felsefe anlayışı nasıldır
Eski çağın sonundan Rönesans’a kadar doğu felsefesi ve özellikle Arap felsefesi, Batıyı derinden etkilemiş ve antik düşünceyle modern düşünce arasında adeta verimli bir geçit vazifesi gören, son derece önemli bir düşünce akımı meydana getirmiştir. M.S.. IV. yüzyılda Afrika’da, Tagaste’de doğan Aziz Augustinus (345-430), İskenderiye okulunda yeni Platoncıuluk haline gelen Platon felsefesiyle Hristiyanlık arasındaki çatışmaları ortadan kaldırmaya çalışıyordu. Bundan, bazı yönleriyle Descartes felsefesini haber veren orijinal bir felsefe çıkardı. Fakat daha sonraki Arap filozoflarının çoğu Aristoteles ile ilgilendiler.
Yunanlı filozofun eserleri Edessa (bugün Urfa) okulunda (431-489) ve Suriye manastırlarında, Yunancadan Süryaniceye ve daha sonra IX. yy. da (832’den sonra) Bağdat’ta, Yunancadan veya Siiryaniceden Arapçaya çevrildi. Çoğunlukla yeni Platonculuğun izlerini taşıyan (bazen yanlış olarak Aristoteles’e mal edilen Plotinos’un Enneades’lerinin etkisi) tercümelerden itibaren, gerek mistik. gerekse açıktan açığa natüralist ve hatta maddeci çeşitli felsefe sistemleri gelişti.
El-Kindi (öl. 872) özellikle mantık ve matematikle ilgilendi: kanıtlamanın ve tanımlamanın özünü çözümlemeye çalıştı.
El Eş’ari (876-935) bazen Epikuros’unkine benzetilen bir atomculuğa yer veren teoloji sistemini onaya koydu. Farabi (öl. 951’e doğr.), Aristoteles, Platon ve Plotinos’tan esinlenen mistik bir kozmoloji yarattı. Evrensel bir zeka olan İbni Sina hem matematikçi, hem filozof. hem hekim, hem bilgindi (980-1037). Hekimliğin Kanunu adlı kitabı. XVII. yy. a kadar Avrupa’da temel kaynak oldu. Felsefesinde Aristotelesçilikten hareket ediyor, fakat tabiat ilmine yönelebilmek için mistisizmi ve teolojiyi bir kenara bırakıyordu.
El-Hazin (965-1039) bir fizikçi ve psikolog olarak görme algısını, optiği ve klasik kanunlarını koyduğu kırılma olayını inceledi.
XI. yy. da El-Gazzâli (1058-1111), mistisizme döndü, Aristotelesçiliğe karşı cephe aldı. Bununla birlikte duyuların kesinsizliği ve bilgi üzerine yaptığı tenkit, onu bir çeşit septisizme götürdü. XII. yy. da İspanya’daki Arap-İslam medeniyeti çok üstün felsefi eserler verdi.
İbn Bacce (öl. 1139), kişinin kavranabilir şekillere kadar yükseldiği, Platonculuğu andıran bir çeşit mistik tecrübeyi anlattı. İbn Tufeyl (1100-1185), İbn Bacce’nin kine oldukça yakın bir felsefe sistemi ortaya koydu. Fakat Arap felsefesi büyük gelişimini ve dünyadaki derin etkilerini lbn Rüşd’e borçludur (1126-1198). Aristoteles tercümelerini yeni bir anlayışla ele alan lbn Rüşd, bu felsefeyi yeni bir açıdan yorumlayarak Aristoteles sisteminden akla ve zekaya dayanan ve dini dogmalara karşı gelen bir tabiat felsefesi çıkardı, çifte gerçek teorisinde akıl ile dini karşı karşıya koydu. Bu atak ve pervasız düşünce, İslâm dininin ve Hristiyan kilisesinin itirazlarıyla karşılaştı, fakat lbn Rüşdçülük yayılmaktan geri kalmadı. Paris üniversitesinde XIII. yy. da en ünlüleri Siget de Grabant olan pek çok lbn Rüşdçülük düşünür vardı. Fransa’da İbn Rüşdçülük Aquino’lu Tommaso’nun, Lullas’ın ve büyük Albertus’nn hücumuna uğradı Ve kilise tarafından mahkûm edildi.
Böylelikle Arap felsefesi yalnız Orta çağı değil, en atak fikirleri bakımından Rönesans’ı da etkilemiş oluyordu. İbn Rüşd, bütün Batıda tercüme edildi. öte yandan, Arap felsefesinin Yahudi felsefesine etkisi (ishak el-isra’ili, Sa’ad-ya el-Feyyumî, Süleyman İbn Gabirol, İbn Meymûn, Hasday Gescas, İbranî Leon) XVIII. yy. da Spinoza felsefesinin bazı çok önemli görüşlerinde ortaya çıkar (natüralizm, panteizm. hür düşünce).
Şu halde denilebilir ki Arap felsefesi en seçkin düşünürleriyle, Ortaçağ düşüncesinin bağrında modern düşüncenin yolunu açmıştır. Tarih ve sosyoloji bile İbn Haldün ile (1332-1406) yeni ve modern bir görünüş kazandı; Mukaddime’si ilk tarih felsefelerinden biridir ve akılcılığı, genel kanunlara varma çabası bütün Avrupa’da Arapların Montesquieu’sü diye anılmasını sağlamıştır.
Meydan Larousse / Cilt 2 Sayfa 63

Daha Fazla Göster

ebilge

1983 Elazığ doğumluyum. Gazi Üniversitesi, Türk Halkbilimi ( 2008) mezunuyum. Kültürel Bellek sitesinin kurucusu, aynı zamanda tek içerik üreticisiyim. 2010 yılında yayın hayatına başlayan Web sitesinin öncelikli amacı; Kültürümüzün korunması, yaşatılması ve gelecek kuşaklara aktarılmasıdır. İletişim kurmak isterseniz,serkan.gakko@gmail.com adresine eposta gönderebilirsiniz. Size en kısa sürede geri dönüş sağlamaya çalışacağım.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı