Güncel

Arkeolojik Kazılar Nasıl Yapılır? Kazı Aşamaları Nelerdir?

Arkeolojik kazılar nasıl yapılır? Arkeolojik kazı yapılırken nelere dikkat edilir? Kazılar hangi aşamadan oluşur?

Toprağın incelenmesi. Arkeoloji, kazılarla yenilenir ve gelişir. Oysa kazı yapmak, iki yoldan yıkmak demektir. Önce, metrelerce derinlikte toprağın altında korunan maddi kalıntıların ortaya çıkarılması, onları yavaş yavaş bozulma tehlikesiyle karşı karşıya bırakır. Öyleyse arkeolog, ele geçirilen bu buluntuların korunması, bakımının yapılması ve bazen de restore edilmesiyle yükümlüdür.

Toprağın içerisindeki verilerin yok olması demek olan öteki yıkım da pek göz ardı edilemez; yüzyıllar boyu süren dram en küçük ayrıntısına kadar açık seçik ortadadır: bir vazo kırığı ya da kırık bir heykelin bulunduğu konum, daha doğrusu durum ve koşullar, hatta bu heykelin kırılış biçimi ya da bir definenin gömüldüğü gizli yer, vb. binlerce yıllık bir yaşamın aşamalarını ortaya koymayı sağlayan öğelerdir.

Bir kazıda, her şey açık, tüm belgeler okunacak durumda olmayabilir; bu nedenle verileri inceleyecek, dolayısıyla bunları değerlendirecek kazıcının tek başına olmaması gerekir. Kazıcının görevi, kazı sırasında yok olmasına neden olduğu her şeyi, elden geldiğince kağıda geçirmektir. Arkeolojinin tekniğinde göz önüne alınması gereken dört işlem vardır: keşif; kazı sırasında elde edilen tüm verilerin kayda geçirilmesi; tanımlama ve yorumlamaları da içine alan inceleme; kalıntıların ve bulunan eşyaların korunması.

Keşif. Bir yandan tarihsel belgeler ve yerel gelenekler, öte yandan rastlantıya bağlı buluntular ya da gerektiğinde sondajlarla tamamlanan, yüzeyin yöntemli bir biçimde incelenmesi (duvar kalıntıları, bitki örtüsündeki değişiklikler) arkeolojik araştırmaya katkıda bulunur. Ama araştırma, havadan çekilen fotoğraflar yardımıyla yeni bir nitelik kazandı. Bu tekniğin yardımıyla arkeolog, hafif kabartıların verdiği gölgeleri, topraktaki renk değişikliklerini, bitki örtüsünün gelişimindeki farklılıkları değerlendirerek, yolları, nekropolleri, surları, tarihe karışmış yerleşmeleri ve bunların izlerini, hatta sualtı kalıntılarını bulmaktadır. Böylece uzmanlar, arkeolojik mirasın dökümünü çıkarıp kazılar düzenleyebilir, koruma bölgeleri oluşturabilir.

Jeofizikçiler de, toprağın direncini ölçmek ve- böylece olağan dışı öğeleri (surlar, hendekler) ortaya çıkarmak için elektrikli sondaj tekniğini geliştirdiler.

Kazılar. Bugünün arkeologları, tarihöncesi uzmanlarınca başlatılan katman bilimsel yöntemle, yerleşmelerin tarihini aydınlığa kavuşturmaya çalışmaktadır. Bu yöntem, jeolojik olgular, temel çukurları, kuyular, çeşitli derinlikteki mezarlar ve tesviye gibi, düzenli bir sıralanışı bozan öğeleri hesaba katarak bir yerleşmedeki çeşitli yapı katlarının bulunduğu katmanları belirlemeyi sağlar. Eski bir katmana birkaç kuşak ya da yüzlerce yıl sonraki (ya da tersi) nesnelerin karışmasına neden olan ve düzenli sıralanışı bozan bu müdahaleler saptanabilir.
Kazı sırasında en küçük ayrıntıyı not eden arkeolog, kendi yorumunu denetlemek amacıyla bir rapor hazırlar. Bu rapor, belgelerden yola çıkarak olguları yeniden kurmak ve göreli bir kronoloji oluşturmak için gereklidir. Bu göreli kronolojiye, daha sonra doğrulama ve karşılaştırma yöntemiyle mutlak kronolojinin ana noktaları katılacaktır.

Buluntuların teknik incelenmesi. Üslup incelemesinin yanı sıra arkeolog, madde bilimlerine giderek daha sık başvurur. Bir çömlekçi toprağıyla bir testi kırığının karşılaştırmalı incelemesi (spektrograti, çözümleme) kimi zaman bir kabın yapıldığı yeri saptamaya yarar ve bir kayanın olası kökeni konusunda en az yanılmayla ancak bir petrograf karar verebilir. Tarihlendirme alanında uzun zamandan bu yana en çok gelişme gösteren yöntem “karbon 14” adı verilen ve nesnelerdeki radyoaktif karbon oranını araştıran yöntemdir. Bu yöntem, belirsizlik payı oldukça yüksek olduğundan, klasik ya da ortaçağ arkeolojisinde yaygın biçimde kullanılamamakla birlikte Yeni taş çağı ve tunç çağıyla ilgili incelemelere yeni bir boyut getirmiştir. Bu arada bitki örtüsünün incelenmesiyle bazı arkeolojik çevrelerin tarihlendirilmesini sağlayabilen (Danimarka, Hollanda) palinolojiyi (polen çözümlemesi), fosilleşmiş kemiklerdeki fluor oranının değerlendirilmesini, pişmiş topraktaki mıknatıslanmanın ölçülmesini, vb. de anmak gerekir.

Bir örneğin bileşenlerini ortaya çıkaran fizik-kimya bilimlerinin yanında, düzenleme ve sınıflandırma için de matematik bilimlerine (istatistik) başvurulur. Arkeometri, arkeolojide ölçülebilir her şeyle ilgilenen bilimdir.

Kalıntıların ve eşyaların korunması. Pek çok anıt ve eşya gün ışığına çıktığı andan başlayarak bozulma tehlikesiyle karşı karşıyadır, kerpiç, kimi zaman da tut duvarlar dağılır; alçıtaşı döşemeler (Phaistos) kırılır, pul pul dökülür, vb. Bu nedenle granit, mermer ve sert taş dışındaki malzemelerden yapılmış her şeyin korunması ve üstlerinin örtülmesi, eşyaların temizlenmesi, olanaklar ölçüsünde ilk durumlarına getirilmesi, hiç değilse sağlamlaştırılması gerekir. Burada kimyacı devreye girer; bu alanda kazanılmış olağanüstü başarılar vardır

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir