Kültür

Arz ve Talep Hakkında Bilgi

Arz ve Talep nedir, ne demektir anlamı nedir, Ekonomi de Arz ve Talep dengesi nasıl sağlanır. Arz ve Talep Hakkında bilgi

ARZ VE TALEP • Tükettiğimiz mal ve hizmetler, işletmelerin önceden satın almaları gereken başka mallarla üretilir: Fabrika binaları; makine ve kuruluşlar; vb. Bu malların satın alınma işlemine yatırım denir. Bir topluluk ne kadar yatırım yaparsa, o oranda üretebilir. Ama bu sözünü ettiğimiz malların bedelini ödeyebilmek için işletmelerin, kazançlarının tümünü tüketecekleri yerde, bir bölümünü ayırmaları, halkın da kendi yönünden gelirinin bir bölümünü ya doğrudan, ya da dolaylı olarak bankalar aracılığıyla işletmelere ödünç vermeyi kabul etmesi gerekir. Bu tüketilmeyen birikime, tasarruf (tutum) adı verilir.
Tasarruf, doğal olarak bir özveridir; çünkü anında tüketim daha çekicidir. İşte bu nedenle, ödünç alanlar, ödünç verenlere faiz öderler. Tasarruf talebi arzdan yüksek olduğunda, faiz oranları artar. Bu yasa, bütün ekonomik zenginlikler için geçerlidir: Arz talebi aş-mışsa, fiyatlar düşme eğilimi gösterir; tersi olduğunda, fiyatlar artmaya başlar. Bu, temel bir ekonomik süreçtir.
Yukarda bir ilişki örneği görmüş olduk: Arz ve talebin karşılaşması, fiyatı değiştirmektedir. Aynı örnekten şu ilişkiyi oluşturmak için de yararlanabiliriz: Fiyat dalgalanması, gelecekteki arzı etkiler. Gerçekten, işletmelerin kazanç için ürettiklerini biliyoruz. Buna göre, bir malın fiyatı artmaktaysa, elde edilecek kazanç çekici olduğundan arz da artacak, fiyatlar düşerse o da düşecektir.

• Bu olgu, emeğin istihdamı (iş bulması) düzeyinde de sonuçlar doğurur. Çok üretmek için, daha çok çalışana gerek vardır; daha az üretim yapıldığında işsizlik baş gösterir. Böylece, bütün ekonomik değişkenler (üretim, fiyat, istihdam, yatırım, tasarruf) birbirlerine «ekonomik süreç» ya da «ekonomik yasa» dediğimiz nedensellik ilişkileriyle bağlıdır.

• Çağdaş bilim, bu yasalara niceliksel bir anlatım kazandırma çabasındadır. Sözgelimi, bir malın fiyatı yüzde on düşerse, gelecekteki arz ne derece eksilir? Geçmişin irdelenmesi bu tür soruları yanıtlayabilir. Ama, geleceği öngörmede insan davranışlarının sürekli değişkenliği, güçlüklere yol açmaktadır.

• Üretim, değiş tokuş ve tüketim, insanlar tarafından ve insanlar için yapılır. Zamanla değişen güdülere ve aynı biçimde başkalaşan davranışlara bağımlılık gösterir. Ekonomik yasalar da bundan dolayı, zamanla yıpranır. Şimdi iki örnek ele alalım, birincisi fiziksel bilimlerden ödünç alınmış olsun, öteki de ekonomiden. Sözgelimi, suyun elektrolizi, her zaman aynı kütlede oksijen ve hidrojen verir: İşlemden geçen su miktarını iki katına çıkarırsak, elde edilen gazlar da iki kat olacaktır.

• Ekonomideyse, üretim öğelerini yani emek, sermaye ve hammadde miktarlarını iki katına çıkardığımızda, iki kat üretim elde edeceğimiz kuşkuludur. A.B.D’nde 1929 bunalımı sırasında ansızın duran üretim, olanakların daha az olduğu geçmiş dönemlerin bile çok altına düşmüştü. Milyonlarca işsiz, çalışmak ve tüketmek ister ve çalıştıkları fabrikalar yerli yerinde dururken, fabrikalar onları işe alamamış ve ülkenin bütün işleri durmuştu. Bu duruma çözüm bulmak yıllarca sürdü. Peki, bu anlaşılması güç bunalımlar neden kaynaklanmaktadır?

• En başta, ekonomi sahnesinde yeni öğeler ortaya çıkar. İnsanlar gene eskisi gibi, çıkarlarına uygun sandıkları biçimde davranış gösterirler; oysa yeni öğeler, yepyeni davranışlar gerektirmektedir. Ekonomik yasaların zamanla yıpranmasının başlıca nedeni de budur. Sözgelimi, uluslararası rekabet, korumacılık döneminde Fransız girişimcilerini değişik türde davranışlara itmiştir. Aynı biçimde, işçi sendikalarının kuruluşu ve güçlenişi, ücret yasalarına ve buna bağlı olarak tüketime ve ücretlilerin tasarrufuna yeni bir biçim kazandırmıştır.

• Öte yandan, ruhsal olgular da davranışları apansızın değiştirebilir. Gelecek parlak ve bulutsuz göründüğünde, girişimciler çok yatırım yapar, bir tehlike belirtisinde de hemen geri çekilebilirler. Tüketiciler de aynı biçimde, az ya da çok tasarruf yapar, olağan ölçüde tüketir ya da dükkan ve mağazalara akın ederler.

• İşte bu nedenle, ekonomi uzmanları aynı gelecek konusunda çelişik öngörülerde bulunabilir, hatta öngörüde bulunmayacaklarını açıkça belirtebilirler. Ekonomi biliminin de kapsamına girdiği insan bilimlerinin yazgısıdır bu.

• Ancak, bu önermenin geçerliliğinin de bir sınırı vardır. Çünkü, kalkınma alanları çerçevesinde yapılan öngörülerin çoğunun yanlış çıktığı görülebilir; ama bunun nedeni çoğunlukla, kamu yetkililerinin söz verdiği, ama yerine getirmediği siyasal önlemlerdir; birçok öngörünün de doğru çıktığı unutulmamalıdır.

 
 
 
 

Daha Fazla Göster

ebilge

1983 Elazığ doğumluyum. Gazi Üniversitesi, Türk Halkbilimi ( 2008) mezunuyum. Kültürel Bellek sitesinin kurucusu, aynı zamanda tek içerik üreticisiyim. 2010 yılında yayın hayatına başlayan Web sitesinin öncelikli amacı; Kültürümüzün korunması, yaşatılması ve gelecek kuşaklara aktarılmasıdır. İletişim kurmak isterseniz,serkan.gakko@gmail.com adresine eposta gönderebilirsiniz. Size en kısa sürede geri dönüş sağlamaya çalışacağım.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı