Halk Bilimi

Ata Ruhu

Eski Türk inanç sisteminde kişioğlunun ruhundan güç alan bir kuvvesi vardı. Kişiye, yaşa ve cinsiyete göre değişen bu güç, ölümden sonra da devam ediyordu. Bu, Atalarda Ata Ruhu olarak biliniyor ve taşıdığı kuvvenin gücü ve mahiyeti de değişiyorlardı.
Karaylarda ruhla temas kurulabileceğine ve normal halde elde edilmeyen bazı şeylerin büyü yolu ile elde edilebileceğine inanılır. Gerek ruh çağırma ve gerekse büyü için Karayların pek çok sihirli formülleri vardır Karailikte, ruhun ölümsüzlüğü ve tenasüh inancının da iddiaları vardır. Ölen birinin ruhunun yeni doğan birine geçebileceğine inanılır.
Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da, çocuklara dedelerinin isimlerinin verilmesi sadece hatıralarının devam etmesi isteğinden değildir. Dedenin veya ismi verilen şahsın, seçkin kabul edilen vasıflarının da, bu yeni bebekte yaşayacağına inanılır. Nitekim Hakan, Komutan ve Bilginlerin isimlerinin çocuklara verilmesi ile çocukların da öyle olabileceklerine inanılırdı. Ay Doğdu, Ay Kutlug, Ayas, Budak, Cüneyt oğlu Kurt Hasan, Uygur Alp, Timur Taş, Teke oğlu Osman, Sungur, Şeytan Kulu, Teke gibi isimler tarihimizde Paşa, Bey veya seçkin insan isimleri iken, bunların büyük bir kısmı Doğu ve Güneydoğu’da çocuklarda yaşamaktadır.
Yatırların isminin çocuklara verilmesi, onların ruhlarının çocuklarda yaşayacakları anlamına gelmez. Bu uygulama daha ziyade, çocuğun kazanılmasında yatırın yardımcı olması içindir. Bununla beraber Adana’da Bulut Dede yatırına davalılar duruşmadan evvel bir giysilerini götürürler, türbede bir süre kalır, duruşmaya bu giysiyi giyerek giderler. Böylece davayı kazanacaklarına inanırlar. Bu uygulamada yatırın ruhunun giysi ile birlikte duruşma salonuna girebileceği inancı vardır.
Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da çok yaygın olan Hıdır, Hızır, geçmişte yaşamış iken, hala zaman zaman halk arasında görünüp bereket dağıtan bir velidir. XVII. Yüzyılın başlarında, Karaçay Türkleri vatanlarını korumak için “Marca” adlı kutsal ruhun, düşmana karşı kendilerine güç verdiğine inanırlardı.Karaçaylar islamiyete XVIII. Yüzyılda girmişlerken, 1915’de Sarıkamış’ın Hozat köyündeki kutsal kabul edilen Ağbaba tepesinden inen yeşil sarıklıların Rus saldırısı karşısında Müslüman Türk halkına yardım ettiğine inanılır. Bu tesbitlerde de görüldüğü gibi halk, ölmeyen ruhun tekrar gelebildiğine inanmaktadır. Karaylar’da olduğu gibi bütün inanışlar ruhun yeni cesetlere girişine misal teşkil etmemekle beraber ruhun ölümsüzlüğü ve tekrar bu dünyaya dönebileceğini göstermektedir.
Karay masallarının başında bulunan ve Karay’ca “Yumak Başı” denilen tekerleme vardır. Bu tekerleme şöyledir: “Zaman zaman ekeçde, Pire berber ekeçde, devede leke ekeçde, Susgar natır iken de, men on yaşında iken, babam beşikte bala ikende, men babamın beşşiğini tıngır mıngır tepretkende. Anadolu masallarındaki “Ben Dedemin beşşiğini tıngır mıngır sallar iken” tekerlemesinde olduğu gibi torunun dedenin beşiğini sallayabilmesi, dedenin ruhunun torunun cismine girmesi ile mi mümkündür? Bu tekerleme olmayacak şeyi gösterir.
Karaylar vücudun bazı uzuvlarının titremesinden, gelecek ile ilgili haber çıkarırlar. Bu tür bilgilerin toplandığı Sekirme Yoraları adlı kehanet kitapları vardır. Buna göre bir insanın sağ budu titrerse, o insanın iyi bir yolculuk yapacağına, sağ ayağının budu titrerse o insanın sevindirici bir şey ile karşılaşacağına inanılır.
Bu tür inançlar Doğu Anadolu’da da vardır. Sağ elinin avuç içi kaşınan kimseye para geleceğine, sol elininki kaşınırsa para gideceğine inanılır. Kipriğine bir şey yapışan insan ile, tırnağına beyaz leke düşen insana, hediye geleceğine inanılır. Yüzünün sağ tarafı yanan kimsenin lehinde sol tarafı bu şekilde olanın aleyhinde konuşulduğuna inanılır. Gözleri dalgın dalgın bakan kimsenin yolculuğa çıkacağına yorumlanır. Kişioğlunun bizzat kendisinden kaynaklanan bu hallerin hangi inancın tezahürü olduğunu henüz yorumlamayı moruz.
Sarıkamış’ta anne, çocuklarına yemek verirken, bir çocuğunun tabağına yemek koymayı unutur ise, anne “Hastalık unutsun seni” der. Böylece çocuğuna sağlık dilemiş olur ve onun hastalanmayacağına inanır. Kars’da kafaları bir birine çarpan kimseler, tekrar kafalarını birbirine tokuşturmazlarsa, saçlarının döküleceğine inanırlar. Anadolu’da topluluk halinde kapalı yerdeki insanların sayılması halinde, sayılanlardan başını kaşımıyanın saçlarının döküleceği inancı vardır.
Köktürk çağı Bengü Taş yazıtlarında, Kişioğlunun yaradılışı ile ilgili kayıtlar mevcuttur. Kül Tigin, Doğu cephesindeki ifadeye göre, yer ve gök kılındıktan sonra, Kişioğlunun yaratıldığı inancı açıkça vurgulanmaktadır. Türklerde, kişioğlu Tengri tarafından yaratılmıştır. Türklerdeki, insanın Tanrı tarafından yaratıldığı, gücün ve talihin onun tarafından verildiği inancı, islamiyetle uyum içinde görülmektedir. Hatta, güç ve kut ile beliren Türk kader kavramı, islamî kader inancı ile bir anlamda buluşmaktadır.
Yaşayan Türk halk inançları arasında kişioğlu ile ilgili tesbitleri, Alevi-Bektaşi Türk kültürü içinde görebilmek çok daha kolaydır. Anadolu Aleviliğinde insanlar herhangi bir kutsal kitaba değil, “yaşayan imam”a veya “yaşayan Kamil insana yönelmelidirler. Yaşayan İmam ve Kamil insan Hz. Ali’nin bilgisini taşıyan insan görünüşü vardır.  Kut, bir manada insanın aynı zamanda kainatın da ruhu olan merkezi kudret ile kendi varlığında temasa geçmesi demektir. A.J. Dierl, alevi inancında <kişi-kut ilişkisini kurarken; “O, bizzat insanın kendisini yeryüzünün tanrısı yapar” demektedir.
Kişioğlunun cinsiyeti, yaşı, bakire oluşu, uyku halinde oluşu, annesinin ilk çocuğu oluşu, kadınların hamile veya regil oluşu, ayrıca insanların deli olmaları, kişioğlu faktörü itibariyle farklı dinî kişilikler sergilemelerine yol açabilmektedir.
Azeri Türkleri’nde, bir kadının, saçı namusudur. Onun üzerine yemin edilir, en kutsal varlığıdır, düşmanına “saçlarıma bağışla” diyerek onun merhametini ve adaletini celbedebilir. Düşman aile gelininin saçının kesilmesi, büyük hakarettir.
Kaynak: Eski Türk Dini İzleri, Yaşar Kalafat

Daha Fazla Göster

ebilge

1983 Elazığ doğumluyum. Gazi Üniversitesi, Türk Halkbilimi ( 2008) mezunuyum. Kültürel Bellek sitesinin kurucusu, aynı zamanda tek içerik üreticisiyim. 2010 yılında yayın hayatına başlayan Web sitesinin öncelikli amacı; Kültürümüzün korunması, yaşatılması ve gelecek kuşaklara aktarılmasıdır. İletişim kurmak isterseniz,serkan.gakko@gmail.com adresine eposta gönderebilirsiniz. Size en kısa sürede geri dönüş sağlamaya çalışacağım.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı