Genel KültürEdebiyat

Bilmece Nedir? Bilmecelerin Özellikleri ve Önemi

Bir kimseye yanıtını bulması için sorulan çoğunlukla tekerlemeler, söz oyunları biçimindeki eğlendirici soru; bulmaca, muamma: Bir bilmece sormak. Bilmecenin cevabını bulmak. Anlaşılması güç şey, durum, ya da kimse: Bu olay tam bir bilmece. Bilmece gibi adam. Bilmece gibi konuşmak, açık, anlaşılır biçimde konuşmamak.

Bilmece: Bir şeyi üstü örtülü sözcüklerle betimleyerek, dinleyeni onun ne olduğunu bilmeye davet eden küçük şiir.

Bilmecelerde kalıplaşmış bir soru söz konusudur. Bu soru uyak, ölçek gibi şiirin biçimsel öğelerinden, söz sanatlarından, ses taklitlerinden, tekerleme biçimlerinden yararlanarak düzenlenmiştir. Çocuk dilinde yinelenen değişmeler, aşınmalar gösterse de bilmece belirli bir anlatım birimidir.

Divanü lügat İt-Türkten bilmecenin bugünkü gibi çocuklar arasında söylenegelen bir ürün olmadığını, “halkın birbirini bilmeceyle sınamaya çektiğini öğreniyoruz.

Bilmecelerin Önemi ve Tarihçesi

Türk halk bilmecelerinin tarihinin oldukça eskiye dayandığı sanılır. XI. yy.’da yazılan Divani Lügat-it Türk’te, bu halk edebiyatı çeşidine rastlanır. Yer altında yağlı kayış (yılan) bilmecesi, XIV. yy.’da Anadolu’da biliniyordu. Bilmecelerin uzun yıllar tekrarlanmasının sebebi eğlence ve zeka oyunu olmalarının yanında. şiir ve sanat yönlerinin de olmasıdır.

Eski çağlarda, bilmece sormayı bir zeka savaşı haline getirenler, karşısındakini ya tehdit eder veya bir bağış vaadinde bulunurlardı. Belkıs’ın Süleyman Peygambere, Sfenks’in Oidipus’a sorduğu bilmeceler gibi. Bazı masallarda ise kahramana çözülmesi zor meseleler verilir. Başarırsa mükafatlandırılacağını aksi takdirde cezalandırılacağı söylenir. Eskiden ciddi mahiyet taşıyan, bilmece sorma geleneği, zamanla bir eğlence şeklini aldı. 

İlk bilmece örneklerini de Codex Cumanicus’la buluyoruz: “Oturganım oba yer/ Başkanım bağır çenek. Ol üzengi.” (Oturduğum dağlık yer, bastığım demir çanak. O üzengidir.); “Yazıda yavlı tokmak yatır. Ol kirpidir.” (Kırda yağlı tokmak yatar. O kirpidir.); “Tap! Artında karpi O eşikdir.” (Tap! Ve ardından bir karp sesi. O kapıdır.) vb.

Bilmecelerin bugün olduğu gibi yalnız bir eğlence aracı, bir oyun olarak doğmadığını ileri süren görüşler, bilmecenin tarihini çok eski çağlara kadar götürmekte ve onun başlangıçta “daha ciddi görevleri, toplumun yaşamında özel bir önemi olduğunu kabul etmektedirler. Bugün bilmeceyi çözemeyenin şakadan karşısındakine “Cennetin anahtarını, Kâbe’yi, İstanbul’u, Berlin’i… bağışlaması”, ya da “güç bir tekerlemeyi, kendisini alay konusu kılacak bir sözü yinelemesi”, bilmecelerden kimilerinin sonunda “Ya bunu bileceksin, ya bu gece öleceksin” söz kalıbının bulunması; masallarda örneğin bir padişah kızının “kendisiyle evlenmek isteyen gençlere bir bilmece sorması, bilemeyeni öldürtmesi…” vb. gibi kanıtlara dayanılarak, bilmecelerin başlangıçta yalnızca bir şaka, bir oyun sayılmadıkları ileri sürülmüştür.

Anadolu Alevileri, topluluğa kabul törenlerinde adaylara bilmecelerin daha gelişkin biçimleri sayılacak sorulu şiirler okur ve yanıt isterler. Fütüvvet örgütünün kabul töreninde de buna benzer durumlar görülür. Anadolu’nun kimi bölgelerinde düğün törenlerinde oğlan tarafı ile kız tarafının bayraktarlarının birbirine bilmece sorması, yenilenin bayrağı vererek bir bağışta bulunması; kış geceleri toplantılarında, imecelerde, toplu çalışmalarda bilmece sormanın büyükler arasında sürdürülmesi, bilmecenin geçmişteki geniş öneminin işaretlerindendir.

Bilmecelerin Özellikleri Nelerdir?

Bilmecelerin bir bölümü, manzumdur. Bunlar arasında beyit, mani gibi biçimini korumuş olanlar vardır. Kimi bilmeceler ise aşınıp değişerek başlangıçtaki manzum şeklinden uzaklaşmıştır. Kolay söylenmesi, hatırda tutulması için manzum olmayan bilmecelerde de bazı biçimsel anlatma tekniklerine, iç uyaklara, ses yinelemelerine başvurulduğu görülür.

Bilmeceler günlük yaşamda karşılaşılan varlıkları, hayvanları, yakından tanınan kavramları konu edinir. Bilmece oluşturulurken herkesin çok iyi bildiği özellikler örtülüp gizlenmeye çalışılır.

Bir çeşit söz oyunu olan her bilmecenin bir çözümü, cevabı vardır. Halk edebiyatı anonim ürünleri arasında incelenen bilmeceler, bir takım kelime oyunlarından, ses taklitlerinden, zıtlıklardan, ölçü ve kafiyeden çokça yararlanır. Türkçe’nin zengin bir bilmece hazinesi vardır. Bilmecelerin, salt bir oyun olmaktan öte, insanların kelime dağarcığını genişletmek, onları bazı konular üzerinde düşünmeye sevk etmek gibi fonksiyonları da vardır. Dikkatle üzerinde durulursa bilmecelerde “psikolojik, sosyolojik, pedagojik kıymetler” dahi bulunabilir. Sabahattin Rahmi Eyüboğlu, bilmecelerin şiirle ilgisini kurduğu bir yazıda şu tespitlerine de yer verir:

“Bilmecelerdeki ruh dünya hayatına ve ‘dünya nimetlerine derin bir sevgi ile bağlıdır. (…) Bilmecelerde yaşamak bir salkım üzüm kadar tatlı ve taze.. Yüzlerine bakmadığımız ev eşyasının her birine, bilmeceler ‘seven’ ve ‘sevilen’ bir can veriyor. Havlu her sabah bizi kucaklayıp yüzümüzü öpen bir gelin, bardak herkese dudaklarını veren cömert bir kız oluyor. Yemek, içmek, yatmak, kalkmak gibi itiyatlarımız bilmecelerde sevinçli birer oyun halini alıyorlar.” (“Bilmecelerin Cennetinde”) Eyüboğlu, bilmecelerin adeta çocuk ruhunun eşya karşısındaki hayretini ifade ettiğini de yazısının devamında belirtir.

Asırdan aşıra değişime uğrayan, yöreden yöreye farklılıklar arz edebilen bilmeceler daha çok manzum olarak düzenlenir. Fazla uzun olmadıkları ve çokluk ölçülü hatta ahenk teşkil eden seslerden, kelimelerden kuruldukları için bilmeceler çabuk ezberlenebilir ve hafızalarda yer eder. Bir çok çeşidi olan bilmeceler tanıtmaca, atlı-mesel, atlı hekat gibi isimlerle de anılmıştır.

Bulmacalar

Bulmacalarda ise onu çözecek olana, bazen küçük rakamlar, veya harflerden oluşan bir dizi verilir ve bu dizideki resim veya çizgilerin adlarından yararlanarak, istenilen bir sözcüğün, deyimin veya tümcenin, ya da atasözünün bulunması istenir. Çapraz bulmacalar bulmaca türünün en yaygın olanıdır. Bazı harfleri birbirine rastlayacak biçimde yatay ve dikey olarak iki sırada dizili sözcükleri bulma esasına dayanır. Sorucu, tanımları verir, bulacak olan, bu tanımlara göre önerdiği sözcüğün harflerini boş karelere doldurur. Yarım heceleri bütünleyerek sözcükleri bulmak, boş bırakılmış sözcükleri akıldan bularak eksik tümceleri tamamlamak esasına dayanan bulmacalar da vardır.

Gerek bilmeceler, gerek bulmacalar, özellikle gelişme çağında bir tür zihin jimnastiği yerine geçer ve zekânın bilenmesine yarar. Yetişkinler ise, çapraz bilmeceleri ve gazete bulmacalarını, özellikle uzun otobüs ve tren yolculuklarında hem boş zamanları doldurmak, hem de zihnin düşünce konularını değiştirmek bakımından çok tutarlar.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir