SanatGenel Kültür

Bronz Nerede Kullanılır? Bronz Eşyalar, Yapım Teknikleri

Bronz eskiden, bakır ve kalay cevherleri doğrudan indirgenerek elde edilirdi. Erime ve kalıplama kolaylığı, sertlik, mekanik dayanım, tını, parlatılma, gümüş ve altına yakın renk gibi özellikleri nedeniyle Antikçağ ‘da ev eşyaları, alet, silah ve heykel yapımında yaygın olarak kullanıldı.

İslam maden sanatında bronz, özellikle döküm tekniğinin uygulandığı yapıtlarda çokça kullanılmıştır. Bunlara, kaliteyi yükseltmek amacıyla zaman zaman belirli ölçülerde başka madenler de katılmıştır. Örneğin, Kirman bronzu olarak tanınan ve çok değerli olan bir alaşıma % 10 oranında gümüş konuyordu.

Erken İslam döneminde (VII. yy. ortaları – XI. yy. ortaları) madeni eşyalar (ibrik, vazo, maşrapa, tabak, tepsi, tas, vb.) çoğunlukla gümüşten, bir bölümü de bronzdan yapılıyordu. Bunlar biçimleri, yapım teknikleri ve bezemeleriyle Sasani sanatıyla yakın benzerlikler gösterir. Yapımlarında döküm ve dövme, bezemelerindeyse kabartma, kazıma, savatlama ve yaldız gibi teknikler kullanılmıştır. Ancak bunların yanı sıra değişik biçimler de (sekizgen tepsi; kayık gibi ince, uzun ve iri dilimli tas; küresel gövdeli, ince, uzun boyunlu, horoz biçiminde emzikli ibrik) denenmiştir. Bu dönemde sasani yapıtlarında görülmeyen, madene başka bir maden kakma ve ajur tekniğinde bezemelerin de ilk örnekleriyle karşılaşılır. Madene bir başka maden kakma tekniği ilk kez VIII. – X. yy.’lar-da Horasan’da uygulanmış, daha sonra XII. yy. ortalarında Selçuklularda büyük bir gelişme göstermiş, XIII. yy. başlarında İran’dan Mezopotamya’ya ve tüm Yakındoğu’ya yayılmıştır.

Mısır’da Fatımiler döneminde yapılar bronz eşyalarda çoğunlukla döküm tekniği kullanılmış, üzerleri kazıma tekniğiyle bezenmiştir. Bunlar hayvan biçiminde su kapları ve çeşme süsleridir. XI. ve XII. yy.’lara tarihlenen, bir bölümü Mısır’a bir bölümü de Fatımi kültürü alanına giren Müslüman İspanya’ya bağlanan bu yapıtlarda İran etkisi görülür. Bronz hayvan figürlerinin tümü kazıma tekniğiyle bezenmiş tek parça yapıtlardır.

Selçuklular ile birlikte değerli madenlerin kullanımı azalmış, buna karşılık bronz ana malzeme olmuştur. Ancak Selçuklu ustaları, bronzdan yaptıkları eşyalarda altın, gümüş gibi değerli madenleri aratmayacak yetkinliğe ulaşmışlardır. Çoğunlukla döküm tekniğiyle elde edilen bu yapıtlarda, tüm bezeme teknikleri büyük bir başarıyla uygulanmıştır. Kakma tekniğinde, bronz üzerine dolgu olarak kırmızı bakır ve gümüş kullanılıyor, ajur ise tüm yüzeylere uygulanıyordu. İran Selçukluların-da da bronz yapıtlar döküm ya da dövme tekniğiyle yapılmış, kabartma, kazıma, ajur ya da kakma tekniğiyle bezenmiştir. Dünyanın çeşitli müzelerinde ve koleksiyonlarında bu dönemden tepsiler, leğenler, ibrikler, buhurdanlar, hayvan biçiminde süs eşyaları, aynalar, havanlar, şamdanlar, bakraçlar, kandiller bulunmaktadır.

Anadolu Selçuklularının XI.-XIII, yy.’lar arasına tarihlendirilen madeni yapıtlarının çoğu bronz ve pirinçten yapılmıştır. Bu dönemde özellikle Artuklu bölgesi ve Konya’da üretilen bronz yapıtlar üstün teknikleriyle dikkati çeker. Bunlardan biri Ankara Etnografya Müzesi’nde sergilenen ve Konya’da yapılmış olan (1280/1281) bir kandildir. Üzerinde Nurettin Artuk Şah’ın adının bulunduğu, kazıma ve kabartma tekniklerinde bezemeli bronz ayna (XIII. yy.) ve Cizre Ulu Camisi’nin karşılıklı iki ejder ve ortada aslan başı figürlü kapı tokmakları (XIII. yy. başı) ejderlerden biri İstanbul Türk ve İslam eserleri Müzesi’ndedir,  Artuklu bölgesinden önemli örneklerdir. Bunlara’ Diyarbakır Müzesi’ndeki bronz sfenks heykelciği, İstanbul Türk ve İslam eserleri Müzesi’ndeki davul (XIII. yy. Artuklu), XIII.-XIV. yy.’lara tarihlendirilen şamdan, XII-XIII. yy.’dan dirhemler ve havanlar, Konya Mevlana Müzesi’ndeki kuş kafesi biçimindeki kandil zarfı (XIII. yy. ikinci yarısı), Topkapı sarayı Müzesi’ndeki bronz havanlar (XII-XIII. yy. Artuklu) eklenebilir.

XIV. yy. ortalarından başlayarak maden sanatlarında görülen gerilemeye koşut olarak bronzdan yapılan yapıtlar da azalmaya başladı. Bu arada madenlerin kullanımı değişik alanlara kaymış, tunçtan toplar dökülmüştür. Ancak bir süre sonra Osmanlılarda maden sanatları yeniden gelişmeye başladı, çeşitli madenlerden günlük eşyalar yapıldı,

İstanbul Türk ve İslam eserleri Müzesi’ndeki, 1490 tarihli, kazıma tekniğinde bezemeli mihrap şamdanları bu döneme örnek gösterilebilir. Ayrıca bronzdan eşyalar, kandiller, buhurdanlar vb. yapılmıştır. Bronz, Osmanlı yapılarında da yaygın biçimde kullanılmıştır. Dökme tekniğindeki tokmaklar, halkalar, kilit ağızları kabartma ya da oyma tekniğinde bezemelidir. Bu tür küçük parçalar yanında, İstanbul Sultanahmet camisinde olduğu gibi kapı kanatlarının tüm yüzeyinin bronzla kaplandığı da olmuştur. Ayrıca, çoğunlukla geçmeli geometrik motiflerden oluşan pencere parmaklıkları da bu dönem bronz işçiliğine örnek gösterilebilir (Topkapı sarayı Murat III köşkü, Bursa Yeşil türbe, İstanbul Yeni cami ve sebili, Topkapı sarayı Kubbealtı, Nuru-Osmaniye camisi sebili).

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir