Buhurdan Nedir? Nasıl Kullanılır? Ne İşe Yarar?

Buhurdan: İçinde buhur yakılan ve bir ya da birkaç zincirle tavana asılan ya da ayaklı madeni kap; tütsü kabı. Buhurdanlık veya Buhurluk da denir. Buhurdan tablası, buhurdanların altında bulunan geniş tabla, tepsi, altlık,

ilkçağ ‘da Uzakdoğu uygarlıklarında (Çin’de tunç ya da bölmeli buhurdanlar vb.) yaygın olarak kullanılan buhurdanlar, ince ve değerli el işçiliği ürünleriydi. Özellikle XII. yy.’da, Mısır, İran hatta İspanya’da yapılan İslam buhurdanları kabartma biçiminde işlenmiş, yüksek nitelikte ve büyük ölçüde biçemlenmiş bir dizi hayvan motifleriyle bezeniyordu. Bunlar bakır, kuvars ya da mine kakılmış, ajurlu, oymalı ve çoğunlukla yazılarla süslenmiş, bronz kaplardı. Daha sonraki dönemlerde üç ayak üstüne konulan ya da tavana asılan küre biçiminde buhurdanlar ortaya çıktı.

Osmanlılar’da dua ve yemek sonrasında buhur yakıp gülsuyu dökmenin ayrı bir önemi vardı. Altın, gümüş, bakır, pirinç ya da tombaktan yapılan buhurdanlar, genellikle sabit olarak ayaklı bir altlığın ortasında yer alır ya da bezenmiş ayaklarla bir tepsiye oturtulurdu. Genellikle bunlar yuvarlak bir gövdeden oluşur ve küçük bir menteşeyle tutturulmuş kapaklarla donatılır. Külah ya da kubbe biçimindeki bu kapakların üzerinde, dumanın çıkmasını sağlayan ajurlu bezemeler bulunur.

Buhur yakmaya yarayan gövde kısmı düzdü, ama kapak çeşitli metal süsleme teknikleriyle bezenmiştir. Tombak adı verilen, bakırdan yapılmış ve üzeri cıvayla yaldızlanmış olanları çok değerliydi. Bunların ilk örnekleri XVII. yy.’a aittir. Hemen hemen tümü İstanbul’da yapılan buhurdanlar, aynı biçimde bezenmiş bir gülabdanla birlikte takım olarak satılıyordu. Arap buhurdanları daha büyük ve işlemelidir. Hem yere konacak, hem de aşılabilecek biçimde üretiliyordu. En ünlüleri Şam ve Yemen’de yapılan buhurdanlardır. Topkapı sarayı müzesi ve İstanbul Türk ve İslam eserleri Müzesi’nde. Türk buhurdanlarının çok değişik ve değerli örnekleri sergilenmektedir.

Hıristiyan kilisesi buhurdan kullanımını Musevilerden ya da Romalılar’dan almıştır. Hıristiyanlarda ilk buhurdan kullanımına IV. yy.’da rastlanır. Bu buhurdanlar madendendi, bazıları yerinden oynatılamayacak derecede büyük ve ağırdı. VI. yy.’a doğru, buhurdanların yanlarına üç ya da dört kısa zincir takıldı, daha sonraki dönemlerdeyse, buhurdanlara ucunda bir halka bulunan bir ana zincire bağlı, hareket ettirilebilir bir kapak eklendi. Latin kilisesi gibi Doğu kiliselerinde de buhurdan kullanılır; ancak kullan ş biçimleri farklıdır.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu