Büyü Yapmak Neden Yasaktır? İslamiyet’te Büyü Yasağı

Doğada gizli güçler bulunduğu, iyiliği çekmek ya da kötülüğü kovmak için bunlarla ilişki kurulabileceği düşüncesine dayanan, somut bir amaca yönelik eylem ve inançların tümü; sihir, afsun. 

Güzelliğin yarattığı etkileme gücü, gizemli çekicilik; sihir: Sanatın, müziğin, şiirin büyüsü.

Büyü bozmak, bozulmak, yapılmış bir büyüyü etkisiz duruma getireceğine inanılan kimi önlemler almak, alınmak. Bir kimseyi büyü ile bağlamak, onu büyü etkisiyle hiçbir şey yapamaz duruma düşürmek. Birine büyü yapmak ya da yaptırmak, onu büyü yoluyla etki altına almaya ya da aldırmaya çalışmak. Büyüsüne tavşan başı, yapılan büyünün kendisini etkilemeyeceğine inanan kimse tarafından söylenir.

Ak büyü, kötü ruhları kovmak, talihsizliği önlemek veya da nazarın, kaderin, kötü ruhların kurbanı olanları kurtarmak amacını güden tören ve uygulamaların tümü. Kara büyü, kötü ruhların, doğaüstü güçlerin dostluğunu kazanarak, bunların gücünü, zarar verilmek istenen birine karşı kullanmayı amaçlayan gizli uygulamaların tümü. 

Eski Babil, sonra Asur, daha sonra Pers imparatorluğu rahiplerinin, özellikle de mezdekçilerin uyguladığı bilim ve teknik.

Bilim ve tekniğin henüz gelişmediği çağlarda çok yaygındı. Doğadaki gizli güçlerle insanlar arasında bu anlamda bağlantı kuranlara genel olarak büyücü, sihirbaz, ya da şaman denirdi. İlkel dinlerin bir öğesi olan büyü tek tanrılı dinlerce hoş görülmemiş, Hıristiyanlık ve Müslümanlıkça kötülenmiştir. Hatta Hıristiyanlık ortaçağda pek çok büyücüyü yakarak cezalandırmıştır. Bununla birlikte günümüzde, en modern toplumlarda bile büyüye başvuran kişilere, büyüden yardım bekleyenlere rastlanmaktadır.

Büyüde, katkı maddelerinin seçimi birçok koşula bağlıdır. Başlıca nesneler zehir, uyuşturucu, dışkı, kadavra parçaları, kan ve cinsellikle ilgili nesnelerdir. Bütün bu nesnelerin ortak özelliği tuhaflığı, ama aynı zamanda toplumun yasakladığı ve pis kabul ettiği şeyler olmalarıdır. Ayrıca, söylenen sözler, yapılan törenlerin tuhaflığını büsbütün artırır. Bu sözler neredeyse duyulmayacak biçimde söylenir, çoğu kez anlaşılmaz ve bunların ruhların dilinden olduğu kabul edilir.

Cahiliye döneminde Araplar’da büyü (sihir), fal okları atmak, taşları dikerek bunlardan gizli anlamlar çıkartmak, yıldızlara bakarak geleceği kestirmek, yatay ve dikey çizgilerle büyülü olduğuna inanılan kareler çizip içine çeşitli sayı ya da harfler yazarak, bunlardan gene gizli anlamlar çıkartmak gibi büyücülük uygulamaları Museviler, İranlılar, Yunanlılardan alınmıştı, İslam dini, melek, cin ve şeytan gibi soyut varlıklara inanmayı benimsemekle birlikte, en üstün ve yüce güç olarak Allah’ı tanıdığı ve Allah’ın iradesi dışında hiçbir kimsenin hiçbir yolla başka birine yarar ya da zarar veremeyeceğini temel ilke olarak benimsediği için, büyü ve büyücüde olağanüstü bir güç kabul etmeyi, Allah’ın birliği ve gücünün üstünlüğü inancına aykırı bulur. Bu nedenle Kuran’da TaHa suresinin 69. ayetinde, “Onların sanat diye ortaya attıkları ancak bir büyücü tuzağıdır, büyücü ise, nerede olursa olsun iflah etmez” denilirken; Maide suresinin 90. ayetinde, içki ve kumarla birlikte fal okları atmak, taşlar (putlar) dikmek gibi o dönemin büyü uygulamaları, “şeytan işlerinden birer murdar” sayılıp yasaklanmıştır. Kuran’da, özellikle Hz. Musa dönemindeki büyücülerin, firavunun emri ile Hz. Musa’yı başarısız kılma çabaları ve Allah’ın yardımıyla Musa’nın gösterdiği mucizeler karşısında yenilgiye uğrayarak büyüden vazgeçmeleri ve imana gelmeleri sık sık anlatılır.

Kuran tefsircileri genellikle sekiz türlü büyüden söz ederler:

1. Yerdeki güçlerin semavi güçlerle birlikte gerçekleştirdikleri büyü. “Tılsım” da denilen bu büyü türünün Keldaniler’de yaygın olduğu söylenir.

2. Ruhsal eğitim ve uygulamalar sonucu öldürme, diriltme gibi olağanüstü işler yapabildikleri ve gizli şeyleri görebilecek algı gücüne ulaşabildikleri öne sürülenlerin büyüsü.

3. Cinlerden, perilerden yardım alınarak yapıldığı öne sürülen büyü (örn. cincilik).

4. El çabukluğu gibi gözbağcılıklar da, insanları yanılttığından bir tür büyü kabul edilir.

5. Alışılmamış becerilerle donatılı bazı araçlarla gösterilen büyü (örneğin bazı tefsirlere göre, Hz. Musa’ya karşı firavunun sihirbazlarının kullandıkları büyü aracı gibi. Bu cıva gibi içi çabuk genleşebilen bir sıvı ile doldurulmuş bir tür hortumdu ve genleşme ile yılan görünümü alabiliyordu).

6. Bazı cisimlerin ve ilaçların özelliklerinden yararlanılarak yapılan büyü (Bu maddelerin kimyasal özelliklerinden habersiz olanlar, uygulayıcılarda olağanüstü bir güç bulunduğunu sanırlardı).

7. insanları ruhsal yönden etki altına alarak gerçekleştirilen büyü (bazılarının “ism-i âzam’ . bildiklerini, cinlerle konuştuklarını öne sürerek insanları kandırmaları, bu türdendir).

8. Tefsirciler, ahlak dışı yollarla insanların sırlarını öğrenerek onlarla ilgili haber yaymayı ve onları birbirine düşürmeyi de bir tür büyü sayarlar.

İslam bilginleri, bazı büyülerin, az çok gerçek payı taşıyabileceği görüşündedirler. Nitekim, Kuran’da “Yahudiler, şeytanların Süleyman’ın meliki hakkında uydurdukları şeye uydular. Süleyman sihir ile kâfir olmadı, fakat şeytanlar kâfir oldular, halka sihri ve Babil’de iki meleğe, Harut ve Marufa inzal olunan (inen) sihirleri öğrettiler, “-biz fitneyiz, sen de kâfir olma” demeksizin hiçbir kimseye sihir öğretemezlerdi. Halk karı ile kocayı birbirinden ayıran şeyleri o ikisinden öğreniyordu. Halbuki büyücüleri, Allah’ın izni olmaksızın sihir ile hiçbir kimseye zarar verecek değillerdi.

Yahudiler ise kendilerine mazarrat veren, fakat hiçbir menfaat vermeyen sihri öğreniyorlardı. Sihri satın alanların ahirette hiçbir nasipleri olmadığını bilmişlerdi; onlar nefislerini en kötü bir şeye bedel satmışlardır. Bir kere bilselerdi yaptıklarını yapmazlardı ” mealindeki Bakara suresinin 102. ayetini bu yönde yorumlayanlar çoğunluktadır

Müslümanlıkta, insanların büyü konusunda bilgi edinmeleri, bulunması olası gerçeklik payını araştırmaları, haram sayılmakla birlikte; büyücüler, gerçeğe yalan kattıkları, insanları yersiz korku ya da ümide saldıkları, kuşkuya ve kaygıya neden oldukları gerekçesiyle yerilmişlerdir. En güvenilir iki hadis kaynağı olan Buhari ve Müslim’in “Sahihlerinde geçen bir hadiste, Hz. Muhammet’in, “en büyük yedi günah”ı sayarken, “Allah’a ortak koşma’yı (şirk) ilk, “büyücülük”ü ise ikinci sırada gösterdiği belirtilmiştir.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu