Nedir

Ceset Nedir? Ceset Üzerindeki Hak Ne Demek?

Ceset Nedir? Ceset üzerindeki haklar nelerdir? Ceset bulunduğunda ne yapmak gerekir? Adli Tıp da ve Tasavvufta Ceset hangi anlamlar taşır
Ceset: Canlılık niteliklerini kaybetmiş insan organizması:
Bir caninin öldürdüğü adamın cesedinden korktuğu gibi sizden korkuyorum (Y.K. Karaosmanoğlu).
Adli tıp. Ceset hukuken ölünün, ölümle sona ermiş şahsiyetinin bir devamı sayılamayacağı gibi ona alelade bir mal nazarı ile de bakılamaz. ölünün yakın aile fertlerinin, ikinci derecede olmak üzere de diğer mirasçılarının ceset üzerinde ölüye özen gösterme hakkı diye nitelenen bir çeşit mutlak hakkı vardır. Şu var ki, hak sahipleri ceset üzerinde ancak kamu düzeni, ahlak ve adap gibi kavramların çizdiği çok dar sınırlar içinde tasarrufta bulunabilirler. önemli kamu yararı söz konusu ise (ilmi amaçlar için bir anatomi enstitüsüne terk gibi), ceset üzeninde karşılıklı veya karşılıksız tasarruf edilmesi caiz olabilir. Bununla beraber karşılıklı tasarruflarda çok hassas olmak gerekir. Bizzat ilgili kişi de, sağlığında yaptığı bir ölüme bağlı tasarrufla cesedine ilişkin emirler vermiş olabilir. Hukuk düzeni ile ahlak ve adabın çizdiği sınırları aşmamak kaydıyla, bu emirler yerine getirilir.
Türk Ceza kanununun 178. maddesi gereğince ceset üzerinde hakaret ifade eden maddi fiiller işleyen veya tahkir niyeti ile birinin naşını yahut kemiklerini alan kimse iki aydan iki yıla kadar hapsolunur ve kendisinden ağır para cezası alınır. Bunun dışında resmen ruhsat almadan bir cesedi mezardan çıkarmak veya kemiklerini almak da suçtur. Nihayet yine Türk Ceza kanununun 476. maddesi gereğince, bir cesede rastlayıp derhal ilgili daireye veya hükümet memurlarına bilgi vermeyen kişi ağır para cezasına çarptırılır.

Zarif Ceset

Gerçeküstücülük çağında on yıl süreyle sevilen bir salon oyunu oldu. Kaideleri şöyledir: bir masanın çevresine beş kişi oturur; herkes başkasına göstermeden elindeki kağıda bir isim yazar. Sonra kağıdı görülemeyecek şekilde katlar, sol tarafındakine geçirir ve sağ tarafındakinin aynı şekilde katlanmış kağıdını alır. Bu defa kağıda daha önce yazılan isme bakmadan onu niteleyecek bir sıfat veya belirleyecek bir cümle unsuru yazar. Sonra aynı işlem bir fiil, bu fiilin tümleci ve bu tümleci niteleyecek bir sıfat için yapılır. Nihayet kağıtlar açılır ve ortaklaşa yapılan cümlenin unsurları yerli yerine konduktan sonra okunur. Oyun, adını bu şekilde yapılmış iki cümleden almıştır: Zarif ceset yeni şarabı içecek. Bu acayipliklerde bilinçaltı şiirin ‘örnekleri aranmıştır.

Tasavvufta Ceset

Ceset, tasavvufta ve kelamda sadece insan bedenine verilen bir addır. Bu yüzden ceset ile nefs arasındaki ilişkiler. mutasavvıfların üzerinde durdukları başlıca konulardan biridir. Ceset, nefsten ayrı olarak bir değer ifade etmez. Mutasavvıflar arasında ceset ile nefs arasındaki ilişkiler üç şekilde açıklanır:
1. Ruhun istenilen yüksekliğe erişebilmesi için ruhun atılmış olduğu toprağı incelemek gerekir. Bu toprak, yani ceset, yaratılıştan bereketli, yumuşak ve rutubetli ise ruhun bunda yeşermesi ve gelişmesi kolaydır denilir. Fakat ceset. verimsiz ve sert bir toprak gibi bereketsiz ise ruhun burada yeşerebilmesi için ekilmiş olduğu toprağın, yani cesedin terbiye edilmesi gerekir.
2. Tasavvufta ceset ve ruh ilişkilerinin açıklanmasında diğer bir görüş de, Hz. Muhammed’in bir hadisine dayanılarak ortaya çıkarıldı. Bu hadise göre ceset, ruhun yaradılışından dört bin yıl sonra yaratıldığına göre, bu büyük fark nefs ile ceset arasında uyuşmazlığa sebep olmaktadır. Cesedin, ruhun kazanmış olduğu olgunluk derecesine erişebilmesi için birtakım merhalelerden geçip terbiye edilmesi ve bu safhalar sırasında da cesedin iradesini yavaş yavaş kaybederek ruh ile tam bir uyuşma haline girmesi gerekmektedir. Bu safhalar arasında birinci merhaleyi meydana getiren tevacüd halinde ceset henüz iradesini kaybetmez. Bundan sonraki vecd halinde ise cesedin iradesi geçici olarak kaybolmakta ise de, cesedin ruh ile tam uyuşması vücut halinin ortaya çıkması ile mümkün olabilmektedir.
3. Başka ve daha yaygın bir açıklamaya göre nefsin, emmareden kurtulabilmesi ve diğer hallere erişebilmesi için dökülmüş olduğu kalıbın veya girmiş olduğu kafesin (ten kafesinin), yani cesedin bir temizlikten geçirilmesi gerekli görülür.
Meydan Larousse / 4 Cilt Sayfa 124
 

Daha Fazla Göster

ebilge

1983 Elazığ doğumluyum. Gazi Üniversitesi, Türk Halkbilimi ( 2008) mezunuyum. Kültürel Bellek sitesinin kurucusu, aynı zamanda tek içerik üreticisiyim. 2010 yılında yayın hayatına başlayan Web sitesinin öncelikli amacı; Kültürümüzün korunması, yaşatılması ve gelecek kuşaklara aktarılmasıdır. İletişim kurmak isterseniz,serkan.gakko@gmail.com adresine eposta gönderebilirsiniz. Size en kısa sürede geri dönüş sağlamaya çalışacağım.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı