Genel KültürSpor

Cirit Nasıl Oynanır? Kuralları Nelerdir?

Cirit, Türklerin çok eskiden beri bilinen ve davul zurna eşliğinde yapılan atlı savaş sporlarından birisidir. Atalarımız her fırsatta köy düğünlerinde, bayramlarda, bahar günlerinde her bakımdan çok üstün olan biniciliği ihmal etmezlerdi. Cirit sözcüğü, bazı yörelerimizde "cılınt", "kadal" adıyla da söylenmektedir. Mızrağın savaş aleti olduğu zamanlarda, atalarımız cirit oynayarak mızrak idmanlarına daha iyi hazırlanıyorlardı.

Cirit nasıl oynanır, kuralları nelerdir? Cirit oyununda neler kullanılır, özellikleri nelerdir?

Cirit, kabuğu soyulmuş hurma ya da iyi cins sert ağaç dalından yapılır.

Boyları 1-1,5 metre arasında olurdu. Cirit ağacı, budaksız, uçları ise ovaldi. Atıldığı zaman rüzgârın etkisiyle yön değiştirmemesi için biraz ağır olurdu.

Cirit atlı ve yaya olmak üzere iki türlü oynanırdı. Atlı cirit, Osmanlı sarayında en çok yapılan spordu. Padişahlar bu sporu yabancı elçilere göstermekten gurur duyarlardı. Osmanlı şehirlerinin hepsinde diğer spor tesisleriyle birlikte cirit alanları da bulunmaktaydı.

İlkbahar ciridi, düğün ciridi ve derici ciridi gibi adlarla yapılırdı. Osmanlı sarayında oynanan ciride ise “harkari” denirdi.

Cirit oyunu hızla koşturulan at üzerinde rakibin attığı ciritlere hedef olmaktan kaçınmak ya da gelen ciridi yakalamak, eldeki çöğen denilen sopayla savunma şeklinde oynanırdı. Cirit oyunu at ile binicinin tam bir uyum içinde olması, seri ve çabuk hareket etmeyi, dengeli ve ata hâkim olmayı gerektiren bir spordu.

Enderundaki cirit ile halk arasında oynanan cirit arasında küçük farklılıklar olmasına rağmen özde aynıydı.

Osmanlılarda cirit oyunu yapılacağı zaman çığırtkanlar davul zurna eşliğinde dolaşarak halkı cirit oynamaya ve seyretmeye davet ederdi. Oyunu yöneten bir hakem kurulu bulunurdu. Bu kuruldan iki görevli, ekiplerin sayılarını tespit ederdi. Ciritçi-lerin sayısı, oyunun oynanacağı alanın genişliğine göre belirlenirdi. Oyuncu sayısı 6’dan az 20’den fazla olamazdı. Oyuncular, birbirinden 500 metre uzağa dizilir ve her ciritçinin arkasında bir cirit kabı bulunurdu. Bu kapta önceden belirlenen sayıda cirit bulundurulurdu. Ayrıca atılan ciritleri yerden almak ve savunmada kullanmak üzere “çöğen” denilen bir sopa bulunurdu. Oyunda geleneksel olarak davul ve zurna çalınırdı. Karşı karşıya geçen ekiplerden birinin binicisi diğer rakip ekibe doğru atını sürerek “not taşı”denilen noktaya kadar gelir.

Binici not taşına gelir gelmez atını yana kırarak rakip ekibin üzerine doğru yönelir. Ve ilk ciridi atar. Geriye dönerek kaçması sırasında, cirit atılan ekipteki bir oyuncu ileriye doğru atılarak rakibini kovalar. Oyun alanının ortasındaki not taşına gelene kadar rakibine yetişirse ciridini arkasından atıp vurmaya çalışır. Ciridini rakibin sırtı, omuzu ya da atının sağrısına isabet ettirebilirse 1 sayı alırdı. Not taşına kadar yetişip ciridini atamaz ise yavaş yavaş karşı ekibe doğru sokulur ve içlerinden birine ciridini atar. Aynı biçimde dönerek kaçar. Bu kez karşı rakipten biri onu kovalar. Oyun iki bölüm olarak yaklaşık 1,5 saat sürer. En çok sayı yapan takım, oyunu kazanır.

Osmanlı Devleti’nde “menzil ciridi” adı verilen ve yaya olarak yapılan cirit, Enderunda büyük ilgi görmekteydi. 1,5 metre uzunluğunda özel olarak yapılan ciridi, bir çizgiden en uzağa atma şeklinde yapılırdı. Özellikle sarayda yapılan bu tür yarışmalar Osmanlı Devleti’nin son 200 yılında görülür. Sultan II. Selim ve Sultan II. Mahmut zamanlarında bu oyun, büyük bir ilgi görmüştür. Sultan II. Mahmut bu oyunu teşvik amacıyla 1814 yılında Gülhane’de cirit atma yarışmaları düzenletmiştir.

Kaynak: Türklerde Spor Tarihi, (Tuncer KURT, Mahmut KILIÇ, Muhammet Nuri KILIÇ, Fatih ÖZBAYRAKTAR)

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir