HalkbilimiHalk İnançları

Doğum İle İlgili Halk İnançları (Yiyecek ve İçecekler)

Doğum İle İlgili Halk İnançları (Yiyecek ve İçecekler). Kısırlığı Giderme Yolları, Hamilelik Öncesi ve Hamilelik Sonrası Yemek ve İçmekle İlgili Uygulamalar.

 Türk Halk İnanışlarında Doğumla İlgili Yiyecek ve İçecekler

Hayatın üç önemli geçiş döneminden ilki olan doğum, her toplumda mutlu bir olay olarak kabul edilmiştir. Türk toplumunda evlenmek ve çocuk sahibi olmak, özellikle de erkek çocuk sahibi olmak önemli bir olgudur. Bu nedenle yeni evlenen çiftlerde, özellikle de kırsal alanda, çocuk sahibi olmaları yönünde büyük bir beklenti bulunmaktadır. Bu beklentiyi, toplumda yaygın olan “çocuk ailede ocağı tüttürür” ifadesi ortaya koymaktadır.

1-Doğum Öncesi

Yeni evlenen çiftlerin çocuk sahibi olma süresi uzadığında bir takım inanış ve uygulamalara müracaat edilmektedir. Özellikle kırsal kesimde çocuğu olmayan kadınlar, tıbbi tedavi yöntemlerinin yanı sıra birtakım halk hekimliği uygulamaları ve dinsel-büyüsel nitelikteki pratikleri yerine getirerek çocuk sahibi olmaya çalışırlar. Kırsal kesimde yaşayan insanların eğitim ve ekonomik durumlarının yanı sıra, geleneklerine bağlılıkları ve günümüzde bile bu konuda doktora gitmekten çekindikleri dikkate alındığında, bu türden inanış ve uygulamalara müracaatın ne kadar yaygın olduğu ortaya çıkmaktadır. Bu inanış ve uygulamalarda sıklıkla yiyecek ve içeceklere müracaat edilmektedir.

a- Hamilelik Öncesi

Hamilelik öncesi yiyecek ve içeceklere müracaat, genel olarak kısırlıktan kurtulma uygulamalarında karşımıza çıkmaktadır. Türk toplumunda kısırlıktan kurtulmak için tıbbi sağaltmaların yanı sıra dinsel-büyüsel ve halk hekimliği kapsamına giren çok sayıda inanış ve uygulama bulunmaktadır.

Dinsel-büyüsel nitelikte olan kısırlıktan kurtulma yöntemleri arasında yer alan yatırları ve türbeleri ziyaret ve buna bağlı yiyecek ve içeceklerin kullanılmasıyla ilgili olarak Anadolu’da sayısız örnekler bulunmaktadır. Bunlar arasında türbenin yanındaki pınardan su içilmesi, türbeden alınan toprağın su ile içilmesi ve yine türbeden alınan böceğin yutulması gibi işlemler, en yoğun olarak yapılan uygulamalar arasındadır.

Çocuk sahibi olmak için çocuğu olan bir kadının avucundan su içmek, doğum sancısı çeken kadının ısırdığı elmayı yemek gibi uygulamalar da yapılmaktadır. Bu işlemlerde döl verme, başka bir ifade ile çocuk sahibi olma yeteneği olanların gücünü kısır olana geçirme ilkesi yer almaktadır.

Dinsel-büyüsel bir uygulama olarak Uşak, Eşme’ye bağlı Takmak köyünde ırkatma ocağına gelen kısır kadına, ırkatma işleminde bıçakta oluşan küfün suya karıştırılarak içirilmesi yer almaktadır.

Kangal ve çevresinde, çocuğu olmayan veya çocuğu yaşamayan Alevi kadınlar şifalı pabuçlar ocağında  ocaklı dedenin verdiği tuz, ekmek ve külü sabah akşam aç karnına yerler. Mersin’de çocuğu olmayan kadın, birkaç çeşit baharatı balla karıştırarak bunu sabah, akşam yer. Eskişehir’de kısır kadın, karabiberle et tahtası kazıntısı karıştırılarak yapılan hapı yutar. Yine aynı ilde kısır kadına kurt eti yedirilir. Bazı bölgelerde yeni doğum yapmış olan kadının sonu (eş/plasenta), kısır kadına haberi olmadan yedirilmektedir.

Halk arasında hoca diye tabir edilen kişilere muska yazdırılmasının yanı sıra, okunmuş üzüm, fındık gibi bazı yiyeceklerin yenilmesi ve okunmuş suyun içilmesi dinsel-büyüsel nitelikli kısırlıktan kurtulma inanış ve uygulamaları arasındadır. Bu manada Eskişehir ve çevresinde kısır kadın hocaya yazdırıldıktan sonra yansını kocasının yemiş olduğu elmanın diğer yarısını, doğum ağrısı çeken bir kadına ısırttıktan sonra yer. Yine aynı ilde çocuğu olmayan kadın adetinin bittiği gün hocaya yazdırılan dua yazılı kağıdı ve kırk yumurta akını yutar.

Kısırlığı giderme de halk hekimliği bağlamında yiyecek ve içecekler genel olarak çeşitli buğulara oturtulma, bele yakı vurdurma, kasıldan sardırma, rahme çeşitli ilaç uygulama ve kaplıcalara, içmelere gitme uygulamalarında kullanılmaktadır. Çeşitli buğulara oturtulma yönteminde genel olarak bir kazan içerisinde türlü otlarla su kaynatılıp su ılık hale gelince bunun buğusuna kısır kadın oturtturulur. Bu yöntemde yiyecek olarak kazana konulup kaynatılanlar arasında maydanoz, kanlı tavuk yumurtası, ısırgan otu, kekik, sarımsak, arpa, sirke ve çörek otu yer almaktadır.

Bazı yerlerde bu karışımın suyu belli bir süre kadına içirilir. Bele yakı vurdurma, kasıkları sardırma uygulamalarına, yumurtayla kirecin karıştırılarak hamur kıvamına getirilip bele sürülmesi örnek olarak verilebilir. Bu ve buna benzer karışımlar kısır kadının beline sürülür ve kadın yaklaşık bir saat yüz üstü yatarak bekler. Daha sonra, bir kuşak veya bez ile kadının kamı ve kasığı yukarıya doğru sarılır. Kadının bu vaziyette bir gece geçirmesi gerekir. Kısırlığı giderme hususunda kadının döl yatağının kapalı olduğu sanılarak ilaç ve onanım niteliğinde rahme bir takım yiyecekler bırakılmaktadır. Bu uygulamalardan birisi zencefil, beyaz kuru soğan ve kimyon karışımının temiz bir tülbende sarılıp zeytinyağına batırılarak rahme konulmasıdır. Bu manada yapılan diğer bir uygulama da kara bir tavuğun yumurtasının sarısı, üzerine karabiber ekilerek, sıcak temiz bir beze sarılıp döl yatağına bırakılmasıdır. Bu uygulamada genel olarak zeytinyağı veya kuyruk yağı ile çeşitli baharatların karışımından elde edilen ilaç kullanılmaktadır. Kısırlığı giderme de şifalı olduğuna inanılan kaplıcalara, içmelere gitme ve buralardan su içme de yoğun olarak yapılan uygulamalar arasındadır.

Anadolu’nun birçok yerinde, özellikle gelenekselliğin hâkim olduğu yörelerde, çocuğu olmayan yeni evli çiftlerde kusur genel olarak kadında arandığından, böyle bir durumda kadınlardaki kadar yaygın olmamakla birlikte, erkeklerin de halk hekimliği bağlamında bir takım çarelere başvurduklan bilinmektedir. Kusur erkekte olduğunda öncelikle tıbbi tedavi yöntemi, daha sonra halk hekimliği bağlamındaki kocakarı ilaçlarına başvurma oldukça yaygındır. Bu kocakarı ilaçlarının yanı sıra pek yaygın olmamakla birlikte fındık-fıstık türü kuruyemişler, balyağı ve koç yumurtası gibi yiyecekler erkeğe yedirilir.

Türkiye’nin birçok yerinde kısırlığı gidermenin yanı sıra doğacak çocuğun cinsiyetini belirlemek için yapılan uygulamalar ve inanışlarda da yiyecek ve içeceklere müracaat edilmektedir. Halk arasında genel olarak doğacak olan çocuğun cinsiyetinin erkek olması istenildiğinden, oğlan doğurmak için hocaya okutulan buğday tanesini yutmak, devamlı oğlan doğuran bir kadınla ekmek mayası değiştirmek ve böyle bir kadının avucundan su içmek yaygın uygulamalardandır. Kız çocuğa sahip olmak isteyen kadın ise devamlı kız doğuran kadınla ekmek mayası değiştirir veya kadının avucundan su içer. Varsaklar arasında arka arkaya kız doğuran kadın, erkek çocuk doğurabilmek için armut veya erik ağacını taşlayarak: “Ben ağacı taşladım; kızı bıraktım oğlana başladım!” der ve yere düşen armut veya erikleri toplayarak evde kocasıyla beraber yer. Konya çevresinde ise erkek çocuk doğurması için kadma salatalık çekirdeği yedirilir.

Türk halk inanışlarında kısırlığı gidermeye yönelik bir takım uygulamalar olduğu gibi, doğum kontrol hapları veya tıbbi yöntemlerin dışında, doğumu engellemeye yönelik bazı uygulamalar da yapılmaktadır. Bunlardan bir tanesi, katır otu denilen bitkinin balla karıştırılmasıyla elde edilen karışımın yenilmesidir. Bazı yörelerde (Ordu, İstanbul) küçük bir parça veya toz haline getirilmiş katırtırnağının yemeğe konularak yenilmesi veya su ya da kahve ile yutulması uygulaması da bulunmaktadır. Bu yöntemlerde elde edilen karışımlarda katırtırnağı ve katırla aynı ismi taşıyan bitkinin yer alması, katırın kısırlığı ile bağlantılı olarak benzetmeli büyü tekniği kullanıldığı anlaşılmaktadır.

Bunun dışında gebeliği önlemek için döl yatağına bazı maddelerin yanı sıra küçük bir çıkın içine konulan ve çeşitli baharatlar karıştırılan hamur, karbonat, tuz, limon tuzu, limon, patlıcan sapı, ebegümeci, maydanoz sapı gibi yiyecek maddelerinin konulması yer almaktadır. Ayrıca sirke buğusuna oturtularak da gebelik önlenmek istenmektedir. Ayrıca bu amaca yönelik olarak Eskişehir’de kadına içinde afyon, katran, sarımsak, soğan, kahve, katırtırnağı, yıkanmış yumurta kabuğu bulunan kaynatılmış su, şaplı veya tuzlu su; erkeğe de içerisinde nergis kaynatılan su içirilir. Aynı ilde büyücü tarafından okunmuş üzümün erkeğe yedirilmesi, aynı amaca yönelik olarak yapılmaktadır.
Kaynak: Türk Halk İnanışlarında Yiyecek ve İçecekler- Sami KILIÇ

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir