HalkbilimiGelenekler

Düğün Törenlerinde Ocağa Saygı Adeti

Eski Türk dini inançlarında mukaddes sayılan ateş, Türk Kültüründe ve geleneklerinde de önemli yer tutmaktadır. Bilhassa aile ocağında yanan ateşin daha ayrı bir kutsi özelliği söz konusudur.

Eski Türk inançlarına göre ateş, her şeyi temizler, kötü ruhları kovar. Kök-Türkler de ateşin kutsallığına inanırlardı. 568 yılında Bizans elçisi Zemarkhos, Orta Asya’da Batı Kök-Türk sınırına vardığı zaman, Türkler onu ve arkadaşlarını ateş alevleri üzerinden atlatmak suretiyle zararlı ruhlardan temizlemişlerdi. Ocağa tazim de bozkır Türklerinin inançları arasında idi

Ateş ruhuna hitaben okunan şaman/kam ilahilerinden anlaşıldığına göre aile ocağı kültü ile ateş kültü birbirinden ayırt edilmez. Aynı zamanda ocak kültü atalar kültüyle bağlıdır. Şaman dualarında “atamızın yaktığı ocak” denir.

Eski Türk dini ayinlerinde okunan bir duada şöyle deniyor :

“Üç köşeli taş ocak, alevli yanan al ateşim! Taş ocağımız yerinden oynamasın, daima yansın! Yaktığımız ateş alevli olsun. Tarhana pişirdiğimiz ocağın külü çok olsun! Neslimiz kesilmesin, sürsün, biri giderse biri gelsin! Ey Abukan dağının payı, ey ay ve güneşin parçası olan ateş! Bereket ver, kısmetimiz bol olsun.

Bu inancın izlerini Türk örf ve âdetlerinde pek çok alanda olduğu gibi, düğün merasimlerinde de görmekteyiz.

Düğün törenlerinde ateş ve ocağın gerek Şamanistlerde ve gerek Müslüman Türklerde çok önemli yeri vardır.
Merhum Prof. Dr. Abdülkadir İnan’ın tespitlerine göre; Buret Türkleri, gelin ve güveyi ateş ve ocağa secde ettirerek şu duayı okurlar :

“Ey melikem, ey anam ateş! Sen Hangay-Han ve Burhatu-Han dağlarının tepesinde biten kara ağaçtan yaratılmışsın! Gök yerden ayrıldığı zaman doğmuşsun; Ötügen anamızın tabanından peyda olmuşsun! Anamız ateş, senin baban sert çelik, anan çakmak taşı, ecdadın kara ağaçtır. Senin nurun göklere ulaşır, yerin altına nüfuz eder. Gökte yaşayanın çakmağıyla çakılmışsın, anamız Uluken hatunun eliyle yakılmışsın! Sarı başlı koyundan aldığımız sarı yağları sana kurban sunuyoruz. Neşeli ve sağlam, oğlun, güzel kız-gelinin var! Ey daima göklere uzanan ve bakan ateş! Biz sana fincan fincan kımız, kap kap yağ sunuyoruz; güveye ve geline ve bütün ulusumuza sağlık ve güven ver! Biz sana secde ediyoruz”14).

Müslüman Kırgız ve Kazaklar’ın düğün törenlerinde ateş ve ocak, tıpkı Altay ve Buret Şamanistlerinde olduğu gibi, en önemli bir unsurdur.

Çağdaş Kazak yazarlarından Halife Altay’ın ifadesine göre; Kazak Türkleri’nde aile ocağında yanan ateşe büyük saygı gösterilir. Düğün törenlerinde, yeni gelin eve ilk girerken, kayınbabanın kutsal ocağına saygı için ateşe biraz yağ döktükten sonra oturtulur.

Aynı geleneği diğer bir kısım Türk boylarında da görmekteyiz.

Kırgız Türklerinin “Manas” destanında, bir gelinin kayınbaba-sının evine giderken, ateşe ve ocağa yükündüğü şöyle anlatılıyor :

“Kızlar ve gelin, çifte çifte dizilerek çadıra (eve) girdiler. Gelin eğilerek ocağa selâm verdi. Sonra ateşe yaklaşarak yükündü, ateşe selâm verdi. 

Yakut Türkleri de and törenlerini ateş ve ocak karşısında yaparlar. And formülü; “büyük babamız ateş karşısında… and ediyorum…” diye başlar “yemeklerimden attığım alevli ateş ile and ediyorum” diye nihayet bulur.

Kürt Türkleri de ateşi mukaddes sayar ve ona büyük saygı gösterirler.

Vet. Dr. M. Nuri Dersimi, Tunceli yöresindeki aşiretler arasında da ateş ve ocağın “kutsal” sayıldığını şu satırlarıyla ifade ediyor :

“Ateş en temiz, her türlü fenalığı ve pisliği ortadan kaldıran bir unsur addolunur. Ateşin yanması, bir ailede hayatın vücut ve bekasına delalet eder. Ocağın sönmesi ise, o ailenin felâket ve izmihlâli-ne delil sayılır.

Diğer Türk topluluklarında görüldüğü gibi, Kürtler’de de düğün törenleri esnasında ateş ve ocağa saygı gösterildiği gözlemlenmektedir.

Bu hususu bir kaynağa da dayandırmanın yararlı olacağını düşünmekteyiz. Sovyet-Rus bilim adamı Bazil Nikitin’in Azerbaycan yöresinde yerleşik bulunan Küt Türkleri arasında yaptığı araştırmalarda, gözüne çarpan ilginç konulardan biri de aşiret düğünleridir.

Bu düğün törenlerinde; tıpkı Buret, Altay, Kazak, Kırgız ve Yakut Türkleri’nin düğün törenlerinde olduğu gibi, Kürt düğünlerinde de, gelin eve girdiğinde, ocağa ve ateşe saygı gösterdiği açıkça görülmektedir.

Bazil Nikitin, bu hususta şunları kaydetmektedir :

“… Kız evin eşiğinde attan iner. Oğlanın akrabalarından bir kadın, kızın ayaklarıyla eşik arasına birkaç lavaş ekmeği atar. Kız, selâm vererek ve ekmeği alarak evin içine yönelir. Geçerken kız, eşiği öpmek zorundadır. Evin içinde kadınlar, kızı elinden tutup ocağın (gördüğümüz üzere, odanın ortasında toprağa oyulmuş tandır) etrafında bir ya da üç kez dolandırarak ona şöyle derler : ‘Seni buraya aldık; sen de bu eve son nefesine kadar hizmet etmelisin.’ Ocağın çevresinde dönüldükten sonra kız, kırmızı bir perdeyle ayrılan odanın bir köşesinde, kendisi için hazırlanmış yere götürülür…).

Aynı İnancın izlerine; Doğu Anadolu’da, mesela. Tunceli, Diyarbakır, Erzincan, Hakkari, Gaziantep, Erzurum ve Kars yörelerinde de rastlanmaktadır!”).

Türk boy ve oymakları arasındaki ”inanç birliği’ ‘ni pekiştirecek bu gibi motiflerin derlenmesi, yeri geldikçe işlenmesi, Türk toplulukları arasındaki kültürel kopukluğun giderilmesi açısından büyük ehemmiyet taşımaktadır. Bu bakımdan, özellikle araştırmacıların ve bilim çevrelerinin dikkatlerini, bir kere daha bu noktaya çekmeyi, bir görev sayıyoruz.

Kaynak: Türk Kültürü Araştırmaları Doğu ve Güneydoğu Anadolu 1. Cilt

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir