HalkbilimiTürk Mutfağı

Düğün ve Kına Gecesi Yemekleri, Uygulamalar

Bu çalışma da ülkemizin farklı illerinde düğün, kına gecesi gibi kutlamalardaki yeme içme, sofra adetleri hakkında çeşitli bilgiler bulabilirsiniz.

ocakder.org/ sitesinden alınmıştır.

Türkiye’nin hemen her yerinde düğün sahibi düğününe gelmesini istediği aileleri çeşitli şekillerde davet eder. Eskiden bu davet köylerde okuyucu veya tellal denilen kişiler vasıtasıyla yapılırdı. Okuyucu veya tellal düğün sahibi tarafından kendisine verilen hediyeleri davetlilere ulaştırır. Yozgat Sarıkaya’da tellal adı verilen kişi düğün için görevlendirilir ve davet edilen her eve bir şeker bırakır. Aynı uygulama Ağrı ve Van’da da bulunmaktadır. Bu iki ilde davet için dağıtılan şekere topayı denilmektedir. Bingöl, Tunceli ve Erzincan civarında yaşayan Lolan aşiretinde düğün veya nişana davet için momi denilen elma veya şeker dağıtılmaktadır. Sivas’ın Gümüşdere beldesinde düğün sahibi, okuyucu aracılığı ile düğüne davet etmek istediği ailelere 1 kg. toz şeker, 100 gr. çay (paket halinde) ve bir paket sigara gönderir.

Anadolu’nun birçok yerinde düğün bayrak direğinin asılmasıyla başlar. Bayrak direğine genel olarak elma takılır. Adana ve çevresinde ise soğan takılmaktadır. Manisa çevresinde (Kula) bayrak direğine bir ağaç dalı bağlanır ve bu dala da çok sayıda elma asılır. Gelin oğlan evine geldiğinde bu dal sallanarak elmaların yere düşmesi sağlanır. Bu elma bereketin ve doğurganlığın sembolü konumundadır. Bazı yerleşim birimlerinde bayrak direği üç çatallı olur ve bu çatallardan birisine nar, diğerine elma, üçüncüsüne ise soğan asılır. İnanışa göre nar çoğalmanın, elma tatlı dilin, soğan ise bereketin sembolü durumundadır.

Köy düğünleri genel olarak cuma günü başlar, pazar günü son bulur. Cuma günü oğlan evinden kız evine cumartesi günü pişirilecek olan yemek için malzeme gönderilir. Uşak ve çevresinde bu yiyecek malzemeleri arasında, pirinç, yağ, irmik, şeker, keşkeklik buğday, nohut, mevsimine göre sebze, kına gecesinde dağıtılacak olan çerez ve bir veya iki tane küçükbaş hayvan yer alır. Kırıkkale’de gönderilen bu küçükbaş hayvana baş eti denilmektedir.

Eskiden olduğu gibi günümüz köy düğünlerinde de düğünün ayrılmaz bir parçası düğün yemeğidir. Bu düğün yemeği bazı yerleşim birimlerinde cumartesi bazılarında ise pazar günü verilmektedir. Elazığ ve çevresinde düğün yemeği pazar günü gelin geldikten sonra verilmektedir. Düğün yemeğinde genel olarak zerde , içli köfte, dolma, Harput köfte, güveç ve pilav yer almaktadır.

Tunceli ve çevresinde düğün yemeği olarak haşlama et yemeği, pilav ve hoşaf verilmektedir. Kırıkkale’de eskiden düğün, cuma günü cuma namazı sonrası oğlan evinde topluca yenilen yemek sonrası bayrağın dikilmesiyle başlardı. Bu yemeğe bayrak yemeği denilirdi. Cumartesi günü öğleye doğru hazırlanan çorba, et, pilav, mevsimine göre sebze, salata ve tatlıdan oluşan düğün yemeği, akşama kadar gelen misafirlere ikram edilirdi.

Konya Lâdik’te cumartesi akşamı ve pazar öğleye kadar düğün yemeği verilir. Bu yemekte genel olarak tirit, kavurma, bulgur pilavı, yoğurt çorbası veya bamya çorbası, lahana sarması, kuru fasulye ve hoşaf bulunmaktadır.

Uşak ve çevresinde düğün yemeği cumartesi günü verilmektedir. Aslında düğünün başladığı günden pazar günü akşamı gerdek öncesine kadar düğün evine gelenlere yemek ikramı yapılmaktadır. Cuma günü düğün yemeği için kesilen hayvanların ciğer, yürek ve böbrekleri kavrulur ve yanına pirinç veya bulgur pilavı yapılarak dışarıdan gelen misafirlere ve öğleden sonra keşkek yemeği için önceden hazırlanmış buğdayı dibekte döven gençlere akşam yemeği olarak ikram edilir. Cuma akşamı kadınlar düğün evine gelerek düğün yemeği olarak hazırlanan topalak yaparlar ve bu hazırlık bittikten sonra düğün sahibi yardıma gelen kadınların hepsine topalak yapımında kullanılan hamurdan, onların da evlerinde bu şekilde düğün yapılması için birer topak verir. Kadınlar da bunu evlerinde pişirirler. Cumartesi öğleye yakın düğüne gelen davetlilere, sabahın erken saatlerinden itibaren hazırlanan düğün yemeği ikram edilir. Bu yemekte çorba, pilav, topalak, keşkek ve etli nohut yer alır. Eskiden bu yemek ikramı akşama kadar devam ederdi. Düğün sahibi, pazar günü gelin oğlan evine geldiğinde küçükbaş bir hayvan keser. Bu hayvanın eti akşam dinî nikâh için çağrılan komşu, yakın akraba ve arkadaşlara ikram edilir.

Tunceli yöresinde düğün yemeği genellikle pazar günü gelin oğlan evine geldikten sonra verilmektedir. Ayrıca aynı yörede, gelin almaya gidenlere kız evinde yemek ikramı yapılmaktadır. Bu yemeğin hazırlanması için gerekli olan küçükbaş hayvan, yağ, bulgur veya pirinç gibi malzemeler bir gün önceden oğlan evi tarafından gönderilmektedir.

Anadolu’nun birçok köyünde kına gecesi gelinin, evli ya da bekâr bütün arkadaşlarına yemek verilir. Bu yemeğe kına yemeği denilmektedir. Muş ve çevresinde düğünün ilk gecesi kızın arkadaşlarına kız gecesi düzenlenir ve bu gecede kaynana eline bir ekmek alır ve oynar. İnanışa göre kaynananın ekmekle oynaması o yılın bereketli ve ucuz geçmesi içindir. Uşak ve çevresinde, kına gecesinde geline kına yakıldıktan sonra geceye katılanlara çerez dağıtılır.

Anadolu’nun birçok yerinde özellikle de Ege bölgesinde düğünlerde içki ikramı oldukça yaygındır. Bu ikram genel olarak cumartesi akşamı ve gelin almaya gitmeden önce gençlere yapılmaktadır. Mutaassıp çevrelerde genel olarak gençlere içki ikramı gizli yapılmaktadır.” Uşak, Denizli ve Aydın çevrelerinde düğünlerde içki içmek adeta kanıksanmış ve bu durum “buğday olunca biçilir, düğün olunca içilir” tekerlemesiyle dile getirilmektedir.
Bolu’nun köylerinde kız almaya gidilirken, gelinin sağdıcı oğlan evinden bir heybe alır. Bu heybenin bir gözünde buğday, bir gözünde ise ana bohçası bulunur. Ana bohçasının içinde börek, helva, gözleme ve ekmek bulunur. Bu bohça, “kız anasının yüreğine mehlem olsun” diye gönderilir.

Yine Bolu’da, mahallede evlenmemiş bir genç damadın elinden bir horoz alır ve bu horozu başkasına kaptırmadan kız evine kadar götürmesi gerekir. Kız evine varıldığında “alın horozumuzu verin pilicimizi” diyerek bahşiş alır ve bu horoz orada kesilir. Kız evinden bir kadın, oğlan evinden gelen kadınlara bir bardak şerbet ikram eder ve bütün kadınlar bundan birer yudum içerler. Gelin baba evinden kül ve maya getirir. Bu kül ve maya, oğlan evindeki kül ve mayaya katılır. Bu karıştırılmış maya gerdek odasının kapısının dış tarafında yüksek bir yere yapıştırılır. Böylece gelinin aklının baba evinde kalmaması amaçlanır.

Eskişehir’de bazı köylerde, gelinin bir kolunun altına Kur’an-ı Kerim, bir kolunun altına da ekmek konulur ve buna kolluk ekmeği veya gelin ekmeği denir. Bu ekmeğin diş ağrısına iyi geldiğine inanılır. Yıldızeli’nde ise gelin oğlan evine girmeden boynuna halka şeklinde ekmek geçirilir. Bu ekmekten yiyen genç kızların kısmetinin açılacağı inancı bulunmaktadır. Ayrıca bazı bölgelerde gelinin yeni evine bereket getirmesi için ayakkabısının içine buğday konur. Bazı bölgelerde gelin oğlan evine geldiğinde başına un serpilir, bazı bölgelerde ise kaynanası gelini kilere götürür ve elini una batırır. Doğu Anadolu’nun bazı yörelerinde ise gelin oğlan evinin eşiğinden girmeden önce duvarında yumurta kırar.

Yozgat ve çevresinde gelin oğlan evine gitmeden önce annesi, yeni evinin bereketli olması için geline tuz ve çörek otu verir. Bazı bölgelerde ise annesi tarafından geline tuz ve yağ verilir. Bingöl, Tunceli ve Muş çevrelerinde ırmaktan geçirilerek oğlan evine getirilen gelinin kötülüklerden arınmış olarak eşikten gireceğine ve eve bereket getireceğine inanılır.

Gelin oğlan evine geldiğinde araçtan inmeden önce kurban kesilir. Kurban kesiminden sonra damadın annesi veya bir yakım yüksek bir yerden gelin ve damadın bulunduğu topluluğa şeker, leblebi, buğday, darıdan oluşan yiyecek maddeleri ve madeni paralar atar. Topluluktakilerden herkes bunlardan kapmaya çalışır. Özellikle bekâr olanlar bunlardan birisini kaptıklarında nasiplerinin açılması için saklarlar.

Elazığ çevresinde bu esnada gelinin başına damat tarafından elma atılır. Bu uygulamalara Türkiye ve diğer Türk ülkelerinde saçı denilmektedir. Gelin oğlan evine girmeden önce içi su dolu bir testi veya bardağı devirir, daha sonra evin ilk giriş kapısının eşiğine bazı yerlerde hamur yapıştırır, bazı yerlerde ise bal veya tereyağı/zeytinyağı sürer. Halk arasında eşiğe hamur yapıştırması aklının baba evinde kalmaması ve yeni evine bereket getirmesi, bal sürmesi yeni evinde ilişkilerinin tatlı olması, yağ sürmesi ise yeni evinde ilişkilerin yağ gibi olması için yapıldığı inanışı bulunmaktadır.

Anadolu’nun bazı bölgelerinde damat ve gelinin başında bereket için ekmek kırılır. Bu ekmekten bir parçayı bekâr olanlar kısmetlerinin açılması için alır ve saklar. Sivas yöresinde ise gelin oğlan evine geldiğinde başına ekmek atılır ve eve girdiğinde yumurta yedirilir. Yine aynı yörede gelinin ağzına bal sürülür. Gelin bu balın bir kısmını kapı eşiğine bir kısmını da damadın ağzına sürer. Maraş yöresinde arpa buğday türü tahıl serpilir ve gelin su dolu bir küp kırar. Eve girdiğinde eline verilen narı duvara vurur parçalar. Antakya ve çevresinde ise çok çocuğu olması için narı şiddetli bir şekilde vurarak parçalar.

Elazığ ve çevresinde gerdek gecesi gelin ve damadın bulunduğu odaya, ilk çocuklarının erkek olması niyetiyle, evde yapılmış helva konulur. Düğünden sonraki sabah, kızın bakire olduğunu bildirmek için oğlan tarafı “gözünüz aydın” diye kız tarafına haber gönderir, onlar da oğlan evine bir tepsi çerez gönderir.

Artvin ve çevresinde ise aynı amaçla gerdek gecesi damada yumurta yedirilir. Ayrıca yumurta Sivas ve çevresinde bağlanmış olan damadın çözülmesinde araç olarak kullanılmaktadır. Böyle bir durumda yumurta yazdırılıp damada yedirilir. Bazı ilçelerde hocaya bakır ve yumurta yazdırılır. Bakır, su içine bırakılır ve bu su ile gelin ve damat yıkanır. Yumurtayı ise ikisi yerler. Yöredeki başka bir uygulama ise üç yumurta katı olacak şekilde kaynatılır ve soyulduktan sonra üzerlerine İnşirah suresi yazılır. Bu yumurtalardan birisini gelin, diğerini damat yer. Üçüncü yumurta ise gelinin saçıyla ikiye bölünür ve yarısını damat yansım gelin yer. Bu uygulamalarda zürriyeti ve çoğalmayı sembolize eden yumurta ile dinî motif olarak Kur’an-ı Kerim suresi kullanılmaktadır. Böylelikle temas yoluyla dinî güçten yararlanma amaçlanmaktadır. Yumurtanın üzerine yazılan İnşirah suresi insana ferahlık veren, güçlükle birlikte kolaylığın olduğunu bildirmektedir.

Kaynak: Türk Halk İnanışlarında Yiyecek ve İçecekler- Sami KILIÇ

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir