Kültür

Düş Nedir Hakkında Bilgi

Düş nedir, Düş görmek ne demektir, Düş görme olayı nasıl gerçekleşir, evreleri nelerdir, Düş hakkında bilgi

Kişisel yaşantımızın en içsel olayı düşe, her dönemde yalnızca ozanlar değil, toplum yaşantısının en etkili eylem adamları da belirli bir saygınlık yüklemişlerdi. Eski Yunanlılar, büyük savaşlardan önce, gördükleri düşleri yorumlatır ve düşlerin, savaşın sonucunun ne olacağını belirttiğine inanırlardı. Günümüzde bazı toplumlarda hâlâ, tanrılarla iletişim kurmak ya da hastaları iyileştirmek için düş yorumu uygulayan rahip ve hekimler vardır. Pek çok ülkede de, düş yorumu kitaplarının çok sayıda müşterisi vardır.
Freud’un başarısı, «bilinçaltına götüren yol» saydığı düşleri yorumlamak için, bilimsel bir yöntem öne sürmek oldu. Konuyla ilgili kitapları yöntemli biçimde inceleyen, hastalarının düşlerine ve kendi düşlerine (1895-1900 arasında kendi üstünde yaptığı ruhsal çözümleme sırasında) eğilen «psikanalizin babası», «nevrozların anahtarını buldu. Gene de, 1900 yılında yayınladığı, Düş Yorumu (Die Traumdeutung) adlı yapıtı pek ilgi uyandırmadı.

Düşün, yorumlanmaya değer bir anlamı vardır. Çocukların açık, kısa ve yalın düşlerinin yorumlanması nispeten kolaydır; erişkinlerin karanlık, giz dolu, karmaşık düşlerini yorumlamaksa daha güçtür.

• Freud’un isterikler üstünde uyguladığı «özgün çağrışımlar yöntemi», düşün «kılık değiştirmiş, biçim değiştirmiş, gizlenmiş» bir biçim altında gizli, itiraf edilemeyen, hastanın bilinçaltına bastırılmış eğilimleri dile getirdiği ölçüde karmaşık, tuhaf bir görünüşe büründüğünü kanıtlamıştır.

Bilinçaltının bütün açığa vuruluşlarında olduğu gibi, düş iki düzeyli bir gerçekliktir: Açık, görünen düzey (bir bulmacanın öğelerine benzeyen, çözülebilecek işaretler bütünü); gizli düzey (bilinçsiz «dürtü»ler bütünü). Freud, düşün görünen, açık kapsamını, gizli isteklerin gerçekleştirilmesi sayar. Bazı düşlerin yürek sıkıştırıcı havası (karabasanlar) , üstbenin düşüncesizce dile getirilen her türlü isteğe, uykuda bile uyguladığı sansürün sonucudur.

• Her zaman yakın (uykudan önceki gün olmuş) olaylara az ya da çok bağlı olan düş, eski, çoğunlukla ilk yaşa kadar uzanan izlenimleri canlandırır. «Çözümlemede ne kadar derine gidilirse, gizli düzeyde düşlerin kaynağı rolünü oynayan çocukluk olaylarının izlerine o kadar çok rastlanır». Eski durumlar yeni olaylara «düşünce zincirleriyle» bağlanır. Öte yandan, düş, gizli düşünceleri kılık değiştirmiş biçimde canlandırmak için, bir simgeler bütünü kullanır. Bu simgeler bütünü özellikle cinseldir. Uzun nesneler, şapkalar, şemsiyeler, kamışı (erkek cinsel organı) simgeler; çekmeceler, dolaplar, vazolar ve sandıklar, dölyolunun (kadın cinsel organı) simgesidir; diş yitirme ya da saç dökülmesi, kısırlaştırılma anlamına gelir; düşte, uçma ve düşmenin de cinsel eylemlerle ilişkisi vardır. Görüldüğü gibi, nevrozların tedavisinde düşlerin çözümlenmesi önemli rol oynar.
• Uyandığımızda çoğunlukla gördüğümüz düşü anlatamayışımızın ya da değiştirerek anlatmamızın (ikinci hazırlama) nedeni, düşün dile getirdiği saçma, çelişkili, yersiz saydığımız düşüncelere karşı kendimizi savunmamızdır (bilinçsiz olarak). Sözgelimi sık sık görülen iki düş türünden güçlükle söz ederiz; Çıplaklık düşleri (röntgencilik ya da teşhircilik eğilimlerinin anlatımıdır); yakın kişilerin ölümlerini gör-
düğümüz düşler (sevilen kişiye karşı hem iyi, hem kötü duyuların anlatımıdır).

• Freud, düşün, uykunun ayrılmaz bir parçası olduğunu ve uykuyu bozmak yerine (eskiden düşün, yeterince oksijenlenmeyen bir beynin ürünü olduğuna inanılırdı), «koruyucu» bekçisi olduğunu vurgulamıştı. Bununla birlikte, onun yaşadığı dönemde sinir fizyolojisi, olayı organik bakımdan açıklamaya yetecek kadar gelişmemişti. Kısa süredir beyin elektroları ve biyokimya, bu alanda değerli açıklamalar getirmektedir.

• Düş hali, paradoksal uykuya (hızlı, derin, gözlerin hareket ettiği uyku) bağlıdır ve gece boyunca belirli sayıda ortaya çıkar. Bütün memeliler düş (temel biyolojik çevrimlerde yeri vardır) görürlerse de, insanlarda düş görme oranı ve süresi çok daha yüksektir (normal uyku süresinin yüzde 20’si).
 

Daha Fazla Göster

ebilge

1983 Elazığ doğumluyum. Gazi Üniversitesi, Türk Halkbilimi ( 2008) mezunuyum. Kültürel Bellek sitesinin kurucusu, aynı zamanda tek içerik üreticisiyim. 2010 yılında yayın hayatına başlayan Web sitesinin öncelikli amacı; Kültürümüzün korunması, yaşatılması ve gelecek kuşaklara aktarılmasıdır. İletişim kurmak isterseniz,serkan.gakko@gmail.com adresine eposta gönderebilirsiniz. Size en kısa sürede geri dönüş sağlamaya çalışacağım.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı