Kültür

Edebiyat Dili, Edebi Dil

 Edebiyat Dili ve Edebi Dil; Fizyolojik ve psikolojik yapısı bakımından son derece kompleks bir kimliğe sahip olan insanoğlunun en teme niteliklerinden birisi, “güzellik” duygusudur. Kendi “ben”i ve bu ben’i kuşatan fiziki ve fizik ötesi âlemde yaşadığı müşahede ettiği, hissettiği güzel ve güzelliklerle gözleri kamaşan, ruhu gaşyolan insan gerek bu güzelliklerin ru hunda uyandırdığı hayret ve hayranlık gerekse yaratılışından getirdiği güzellik duygusuyla -oldum olası- yeni güzellikler yaratma iştiyakı duymuştur. Onun böyle bir iştiyakla içinde yaşadığı tabiat ve hayata; bunları dolduran heı türlü varlık, eşya, ses, şekil, renk, hareket, olay ve durumlara yepyeni bir düzen, nizam ve biçim verme gayret ise “sanat”ı doğurmuştur.
“Bir duygu veya düşüncenin maddi bir malzemeden (mimari, heykel, resim) veya sesten (musiki) veya sözder (edebiyat) faydalanmak suretiyle heyecan ve hayranlık uyandıracak şekilde ifadesi” şeklinde tarif edilebilecek olan sanat; insan eli, zihni, gönlü ve ruhunun var ettiği suni bir güzelliktir. Bir başka söyleyişle sanat; insanın psikolo jik hayatının temellerinden birini teşkil eden güzellik duygusunun kelime, nota, renk, taş, mermer, tunç gibi çe şitli malzemelerle estetik formlara dönüştürülmüş somut hâli veya ifadesidir. Sanatkâr ise ruhu ve gönlünün gü zellik iştiyakını, söz konusu malzemelere içirerek dinleyen, okuyan ve seyredende heyecan ve hayranlık uyandıra cak biçimde ifade etme kabiliyet, hüner, ustalık ve sırrına mazhar olmuş insandır.
Kendi içinde beş ana kola ayrılan “güzel sanatlar”ın (mimari, heykel, resim, musiki) en yaygın ve insan üze rinde en etkili kollarından birisi edebiyattır. Edebiyat; “yazar” veya “şair” olarak isimlendirdiğimiz sanatkârın fizi ki ve fizik ötesi âlem karşısında hissettiği hayret ve hayranlık duygusu ile yaratılışından getirdiği güzellik duygu su çerçevresinde yeni güzellikler var etme arzusunu, dil malzemesinde somutlaştırdığı bir güzel sanat eseri; sun bir güzellik objesidir.
Edebiyat, bir dil sanatıdır. Onun yegâne ifade vasıtası veya malzemesi dildir. Dolayısıyla her edebî eser kelime deyim, ibare, tamlama, cümlecik ve cümle gibi dil birimleri veya dil unsurlarından teşekkül eder. Nasıl mimar, taş demir, çimento, kireç, kum, tahta vb.; heykeltıraş, tunç, mermer, kil, seramik vb.; ressam, boya, fırça, tuval vb. müzisyen, nota, ses vb. malzemelerden yararlanarak köşkünü, heykelini, tablosunu ve bestesini inşa ediyorsa ya zar ve şair de dili kullanarak edebiyat eserine hayat verir. Bu itibarla dil, edebiyatı diğer sanat dallarından ayıran ve ona başlı başına müstakil bir sanat olma hüviyeti kazandıran yegâne unsurdur. O zaman dikkatimizi dil üzerin de yoğunlaştırmak hem edebiyatın mahiyeti ve niteliklerini daha yakından tanımamıza hem de onun diğer sanat lardan farklı olan taraflarını daha iyi görmemize imkân verecektir. Zira güzel sanatlar, öncelikle kullandıkları ve ya bağlı oldukları malzemelerin farklılıklarıyla birbirlerinden ayrılırlar. Onların sanat olmalarını sağlayan sır da var lıklarını borçlu oldukları malzemede daha doğrusu bu malzemenin kullanılış biçiminde gizlidir.
İsmail ÇETİŞLİ

Daha Fazla Göster

ebilge

1983 Elazığ doğumluyum. Gazi Üniversitesi, Türk Halkbilimi ( 2008) mezunuyum. Kültürel Bellek sitesinin kurucusu, aynı zamanda tek içerik üreticisiyim. 2010 yılında yayın hayatına başlayan Web sitesinin öncelikli amacı; Kültürümüzün korunması, yaşatılması ve gelecek kuşaklara aktarılmasıdır. İletişim kurmak isterseniz,serkan.gakko@gmail.com adresine eposta gönderebilirsiniz. Size en kısa sürede geri dönüş sağlamaya çalışacağım.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı