Kültür

Edebiyat Nedir Özellikleri Nelerdir

Edebiyat nedir, Edebiyat ne demektir özellikleri nelerdir, Edebiyat hakkında bilgi

İnsan ve toplum yaşamıyla ilgili duyguların, düşüncelerin ve olguların sözle ve yazıyla etkili bir biçimde anlatımını amaç edinen sanat dalına edebiyat (yazın) adı verilir.

• Edebiyat, genelde insanı ya kendi dünyasıyla ya da toplum içindeki ilişkiler bütünüyle değerlendirir. Bu değerlendirme, bir anlamda yeniden yaratmadır. Yaratma, temelde sanatın özüdür. Edebiyatçı, sanatçı kişiliğiyle, zengin deneyimi ve duyarlığıyla yeni bir dünya, yeni bir insan, yeni bir değerler sistemi yaratırken, yapıtına kendi damgasını vurmayı da bilir.

• Edebiyat da öteki sanat dalları gibi bir aynaya benzetilmiştir: Edebiyat yapıtı, en genel anlatımıyla, yazıldığı çağın tanıtımını yapar; o çağın insan tipini, ahlak anlayışını, toplumsal, kültürel, siyasal, ekonomik yaşamını belirli bakış açılarından yansıtır. Bu yönüyle edebiyat yapıtları, uygarlık tarihinin yapıtaşları olarak da değerlendirilebilir; ayrıca tarih, toplumbilim, sanat tarihi, ruhbilim, ekonomi gibi bilim dalları için zengin kaynak değeri taşır.

• Edebiyatçı, özgür olduğu oranda başarılı yapıtlar verebilir; gerçi edebiyatçının etkinliklerini kısıtlayan bazı doğal, toplumsal ya da yasal kural ve ilkeler vardır; ama o, öncü ve tutarlı kişiliğiyle bunları aşmasını bilir. Edebiyatçının özgürlüğü yalnızca toplumsal bir nitelik taşımaz; konu seçiminde, konuya uygun biçimin kullanılmasında, belirli bir üslubun oluşturulmasında da kendini özgür sayar. Sözgelimi edebiyatçı bireysel toplumsal, ulusal ya da evrensel bir konuyu işleyebilir; kendini yetkin saydığı türlerde (şiir ve düzyazı türleri) kalem oynatır; benimsediği dünya görüşünü en iyi biçimde sergileyebilecek bakış açısını yeğler.

• Edebiyatın, birey ve toplum yaşamında önemli bir yeri vardır: Edebiyat, insanoğluna duyarlık kazandırır. Edebiyat düşünebilme yetisini geliştirir. Edebiyatçı, geniş okur kitlesine ileteceği bir bildirisi olan kimsedir; bunu çeşitli biçimlerde ve değişik bakış açılarından sunarken, temel olay ve olgulardan yola çıkıp, okuru birtakım gerçekler üstünde düşünmeye yöneltir. Edebiyat, dünyaya değişik bir pencereden bakmayı sağlar: Herkesin bakıp da göremediği ya da ilgilenmediği kişi, durum, olay, nesne, vb bambaşka ve çarpıcı bir biçimde gösterir. Böylece, insanın yaşam deneylerinin zenginleşmesine, dünyanın daha güzel bir duruma getirilmesine kapı açar. Ama edebiyat yapıtları ile bilim yapıtları arasındaki ayrımı da bir yana atmamak gerekir. Bilimsel yapıtlar, sorunları bulgular ve gerçekçi çözümler önerir. Edebiyat yapıtlarının etkisi dolaylıdır.

Edebiyat, aynı zamanda sağlıklı bir dil bilinci oluşumuna katkıda bulunur. Dil, genelde edebiyatın yapıtaşıdır; edebiyat denilince akla hemen dil gelir. Her edebiyatçının kendine özgü bir dil anlayışı, daha doğrusu üslubu vardır. Edebiyatçı zaman zaman, dilde alıştığımız ölçü ve kuralların dışına çıkar. Bir iletişim aracı sayılan dil, edebiyat ile sanki bir amaç halini alır. Edebiyat genel olarak yazı dilinin yapısını belirler ve zenginleştirirken, konuşma diline de yeni boyut ve olanaklar kazandırır.

Edebiyatın tarihi, insanoğlunun yeryüzüne çıkışıyla başlar, denilebilir. İnsanoğlu iletişimi kurmak için sözü bulunca, «sözlü edebiyat» dediğimiz gelenek başlamış, yazının bulunuşundan sonra da «yazılı edebiyat» dediğimiz geleneğin temelleri atılmıştır. Bütün dünya edebiyatlarında bir sözlü, bir de yazılı edebiyat geleneği görülmektedir. Sözlü edebiyat geleneğinin günden güne etkinliğini yitirmesine karşılık, yazılı edebiyat geleneği biçim ve içerik yönünden zenginleşmektedir. Sözlü ve yazılı geleneğin gelişimi sürecinde yeni anlatım biçimleri, edebiyat türleri (şiir, düzyazı) oluşmuştur. İnsan topluluklarının değişik yörelerde yaşamaları sonucu, yerel – ulusal edebiyatlar oluşmuş, toplumlararası ilişkilerin yoğunlaşmasıyla da, edebiyatlar arasında çeşitli düzeylerde etkileşimler ortaya çıkmıştır. Bu etkileşimde klasisizm, romantizm, gerçekçilik, dadacılık, gerçeküstücülük, vb. edebiyat akımlarının da önemli bir payı vardır.
Yönetici durumunda olanların edebiyata bakışları, çeşitli dönemlerde değişik biçimlerde olmuştur. Zaman zaman edebiyatçıları destekleyen, edebiyatı kendi iktidarlarını savunan bir araç olarak görmek isteyen yöneticiler, onları denetim altında tutamayıp, edebiyatın kendi iktidarlarına yönelen bir silah olduğunu görünce de kısıtlama ve engelleme yoluna başvurmuşlardır. Dünya edebiyatında genel olarak «sansür» diye adlandırılan bu olgu, edebiyatın gelişimine zaman zaman ket vurmuş, edebiyatçıların başına da çeşitli olaylar getirmiştir. Kitaplar toplatılmış ve yakılmış, yazarlar yazmak eyleminden alıkonulmuş, sürgün edilmiş, dahası öldürülmüşlerdir. Çağımızda da bu tür uygulamalara raslanabil-mektedir.
 
 
 
 

Daha Fazla Göster

ebilge

1983 Elazığ doğumluyum. Gazi Üniversitesi, Türk Halkbilimi ( 2008) mezunuyum. Kültürel Bellek sitesinin kurucusu, aynı zamanda tek içerik üreticisiyim. 2010 yılında yayın hayatına başlayan Web sitesinin öncelikli amacı; Kültürümüzün korunması, yaşatılması ve gelecek kuşaklara aktarılmasıdır. İletişim kurmak isterseniz,serkan.gakko@gmail.com adresine eposta gönderebilirsiniz. Size en kısa sürede geri dönüş sağlamaya çalışacağım.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı