Kültür

Ekonomi Nedir Hakkında Bilgi

Ekonomi nedir, Ekonomi ne demektir, Ekonominin özelliği nedir, Ekonomi hakkında bilgi.

Ekonomi (iktisat), bir insan topluluğundaki ya da bir ülkedeki mal ve hizmetlerin üretimi, dağıtımı ve tüketimiyle ilgili olguları yöneten yasaları (hukuksal değil, bilimsel yasaları) saptama bilimidir.

• Bu üç eylem (üretim, dağıtım, tüketim), insana özgü etkinliklerdir. İnsan davranışlarının çeşitliliği ve çeşitlemelerin önceden kestirilemezliği, ekonominin, fizik ve mekanik gibi kesin bir bilim değil, bir insanbilimi olmasına yol açar.

• Üretmek, bölüşmek ve tüketmek için insanlar, ilişki ve çıkarları açısından birleşirler ve karşılarında yer alan topluluklara karşı bir savaşım verirler. Bu savaşımları ılımlaştırmak, sonuçlarını yumuşatmak ve barışçı çözümler önermek için, ekonominin işleyişinde devlet rol alır: Ekonomi bilimi demek ki, aynı zamanda bir siyasal bilimdir.

• Bütün bilimler, olguları gözlemek, bu olguları nedenlerle açıklamak ve neden-sonuç ilişkilerinin biçimini belirtmek işlemlerinden oluşur. Bu yöntem yeterince uygulandığında, bilim, belli bazı veriler karşısında olabilecekleri öngörmeyi sağlar. Aynı zamanda, insan gereksinimlerinin karşılanmasında var, olan güçler tarafından uygulamaya konabilir: Uygun etkenleri, yani istenen sonuçlara götüren ve istenmeyen sonuçlar doğuran nedenleri yumuşatmaya ya da yok etmeye elverişli etkenleri, olanaklar elverdiğinde oluşturmak yeterlidir. Ekonomi bilimi, bu ölçütlerin tümünü karşılar.

• Ekonomi istatistikleri, üretimi, ulusal geliri, bu gelirin nüfusa dağılışını, tüketimi ve tasarrufu ölçer. Otuz yılı aşkın bir süredir yapılan gözlemler, bu nicelikler arasında değişen koşullara bağlı olarak ortaya çıkan ilişkiler üstüne kesin bir bilgi edinmeyi sağlamıştır: Tam istihdam ya da işsizlik; yüksek ekonomik etkinlik ya da bunalım; vb.

• Ekonominin ilk kez Fransa’da 1750 dolaylarında Louis XIV’ün doktoru Quesnay’in ve İngiltere’de 1770 yıllarında felsefe profesörü Adam Smith’in yapıtlarıyla ortaya çıktığı bilinen bir gerçektir. Ayrıca tarihçiler daha da eskilere uzanan ekonomik olayları belgelemişlerdir. Öyle ki, elimizde ekonomik yasaların temelini oluşturacak pek çok veri vardır.
• İnsanların ekonomik etkinlikleri gereksinmeden doğar. En başta beslenme, giyinme, barınma, vb. gereksinimleri vardır. Bunları karşılamak için insanlar çalışır, çeşitli araçlar gerçekleştirir, uzmanlaşır ve değiş tokuş yaparlar Tarih boyunca üretimde çok büyük ilerlemeler olmuştur ama gene de, gereksinimler tam anlamıyla karşılanmış değildir. Ekonomi uzmanları, genellikle şu kötümser yasayı benimserler: Yaşam koşullarının düzelmesi ve gelişmesi, doyurulmaz ve sınırsız gibi görünen gereksinimlerin alabildiğine artışım engelleyemez.

Gereksinimlerin karşılığı olan zenginlikler arasında, hava ve su gibi son derece bol, hattâ bedava olanlar vardır. Bununla birlikte, kentsel nüfusun yoğunlaşması ve çevre kirlenmesi, bu bedava zenginliklerin niteliğini bozabilir. Böyle durumlarda, istenilen niteliği elde etmek için, emek ve sermaye gerekir ve bu harcamayı yapan topluluk, yaptığının karşılığını bekler. Çünkü, her ekonomik zenginliğin bir bedeli vardır ve bu bedel, o zenginliğin az bulunurlu-ğuyla orantılıdır. Fiyatın sayısal belirtilmesi, bir az bulunurluk göstergesidir.

Günümüzde, bollaşmış olan besin ürünlerinin fiyatları, nispeten düşüktür. Ama bir kıtlık gelip çattığı anda fiyatlar, bazen başdöndürücü bir hızla artar. Öyleyse fiyat, aynı zamanda, insanların ekonomik zenginlikleri elde etmek için verdikleri savaşımın da bir belirtisidir.

Toplumsal yaşamın başlangıcında avcılık, toplayıcılık ve tarım alanında harcanan emek, gereksinimleri karşılamaya bol bol yetiyordu. Çağdaş toplumlardaysa, bize gerekeni değiş tokuş (mübadele) yoluyla sağlarız: Başkaları için üretir, kendi üretmediğimizi tüketiriz. Değiş tokuşun aracı paradır. Böylece, az bulunurluğa karşı verilen savaşımın, en iyi gelirin peşinde çabalamak olduğu ortaya çıkar; çünkü gelir, satın alınabilecek mal ve hizmet tutarının ölçüsüdür. Batı toplumlarında, bir gelir elde etmenin iki ana yolu vardır: Emek ve girişim.

Ücretliler ve bazı serbest meslek sahipleri (doktorlar, avukatlar, mimarlar, vb.), en yüksek ücreti elde edebilmek için bedenlerini ya da kafalarını kullanır. Girişimcilerse, piyasadan yararlanarak kazanç elde etmeyi amaçlar. Bunun için de, bir işyerinin ilk işleyişi için gereken sermayeyi sağlayarak, ücretli emekçileri işe alırlar. Göze aldıkları koydukları sermayeyi yitirme olasılığı ve gösterdikleri işletmecilik becerileri, hiç değilse özgür girişim (hür teşebbüs) yanlısı liberallerin gözünde, girişimcilerin elde ettikleri kazancı haklı gösterir.

• Bu kazançları koruyabilmek için savaşmak gerekir: Girişimciler kendi aralarında piyasanın sağladığı olanaklar peşinde rekabet ederken, ücretliler de, yüksek ücret için savaşır ve kazançlarını yüksek tutmak isteyen işverenlerle çekişirler. Bu olguyu da saptamış olmamız, ekonomi bilimi için yeni bir tanım getirir karşımıza: Ekonomi bilimi, ekonomik etkenlerin birbirlerine uyguladıkları çeşitli zorlama yöntemleriyle birlikte, az bulunurluğa karşı bütün savaşım biçimlerini inceleyen bilimdir.
 
 
 
 
 
 

Daha Fazla Göster

ebilge

1983 Elazığ doğumluyum. Gazi Üniversitesi, Türk Halkbilimi ( 2008) mezunuyum. Kültürel Bellek sitesinin kurucusu, aynı zamanda tek içerik üreticisiyim. 2010 yılında yayın hayatına başlayan Web sitesinin öncelikli amacı; Kültürümüzün korunması, yaşatılması ve gelecek kuşaklara aktarılmasıdır. İletişim kurmak isterseniz,serkan.gakko@gmail.com adresine eposta gönderebilirsiniz. Size en kısa sürede geri dönüş sağlamaya çalışacağım.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı