Genel KültürEdebiyat

Elazığ Ağın Fıkraları

Herif

Eskiden Ağın’da sinor hargının su nöbeti büyük bir sorundu. Bu dönemde rahmetli Koçan İmamı Amca bağa su bağlamış, rahmetli Aşçıbaşıgilin Çeje de suyu kesmiş. İmam Amca bizim eve yakın, Çeje’nin gavarının başına gelip suyu kesince, Çeje de oraya geldi. İmam Amca yanına toplananlara olayı anlatmak için,
Ejdadımdan intikal eden mülkiyeti ciddiyetimi, bir gayrı hakkan hast-u kast ediyor, böylesi herifler” deyince, Çeje bunca sözün içinden yalnız “herif sözcüğünü anlamıştı. Hemen yanıtı vererek, “Ulan, herif sensin” diye bağırdı.

Soğanla Tedavi

Necmiye Hanım teyzenin sekiz-on yaşlarında bir yeğeni var. Davranışları biraz safça. Ayak parmağına yara çıkıyor. “Soğan haşlayıp bağlarsan iyileşir.” diyorlar.
O akşam, çocuk ablasına söylüyor, bir baş soğan haşlıyorlar ve çıra ışığında ayağının yara olan parmağına bağlıyorlar.
Yeğen: Acı dindi, yara iyileşti, diye o gece rahat bir uyku çekiyor.
Ertesi sabah uyanır uyanmaz ablasına sesleniyor:
Kız abla, akşam soğanı yara olmayan parmağıma bağlamışsın.

Şüşürüy Hala

Televizyonun günlük hayatımıza henüz girdiği günlerde bir gün Nihat Özel’ in evinde TV seyredilmektedir. Bir film vardır ve öpüşme sahnesi gelince rahmetli teyzesi ve kayınvalidesi olan Ayşe Erol:
– Anam Nihad bunlar nediler? diye sorar. Nihat Özel ne desin, öpüşüyorlar diyemez.
– Şüşürüy hala, der.
(Ağın Düşün ve Sanat Dergisi, M. Baki Özalp)

Tanrı Katına Bir Daha Varsaydın

İbik Dayı namaz kılmazmış, ama kılmadığı için de üzülür, rahatsızlık duyarmış.
Allah, namaz vakitlerini ilkin 50 vakit olarak buyurur. Hazreti Muhammet de, Allah katına her çıkışında ? Ümmetim buncasına dayanamaz diyerek 50 vakti, 5 vakite kadar indirir.
Bunu öğrenen İbik Dayı; Hazreti Muhammet’ten şöyle dilekte bulunurmuş:
-Ne olurdu, Tanrı katına bir kez daha çıksaydın da hepsini kaldırtsaydın.

YAVRUSUNU DA BANA VER

Otomobilin Ağın’a ilk geldiği yıllarda, Beyelması (Hozakbur) köyüne bir kamyon gider. Köylüler arabanın etrafını çevirirler. Ayşe Bacı da arabanın etrafında dönüp durmaktadır, getirdiği bir burma otu kamyonun önüne koyarak, kamyon şoförüne döner.
-Nolursuz bunun yavrusu olursa onu da bana verinki seveem der.

Dolapta Sarma Var Ula…

Mahallemizin gülü Gemuhlu Ömer Dayı ile karısı bir gün bir mesele yüzünden tartışmaya başlarlar. Tartışma büyüyünce, iyiden iyiye kızan Ömer Dayı, bir taşı kaptığı gibi karısına doğru fırlatır. Elini başına götürünce elindeki kanı gören kadın, hışımla yerinden fırlayıp, başka bir köyde oturan babasıgile gitmek üzere yola koyulur. Arkasından şaşkın şaşkın bakan Ömer Dayı:
– Dur gız, dur! Hava bozuk, araba çağıram da ele get…
Beş on adım kadar ilerleyen kadın:
– Dolapta sarma var ula, ısıt da ye.

Köylü İle Eşeği

Eskiden pağnik köyünden karşı geçeye gemi dediğimiz basit salla geçerdik. O talihlerde Vahşenli Fuat Hoca da pağnikte öğretmenlik yapıyor. Bu fıkrayı ondan dinledim.

Köylünün birisi (Fuat Hocaya göre Hozakpurlu) eşeği ile karşı geçeden saman getirecek. Pağnik’ten gemi ile karşıya geçmişler. Geçiş ücretini verecek. Gemiciye, ne kadar vereceğini, sormuş. Gemici de:
– Senin için 10 kuruş, eşeğin için 5 kuruş vereceksin deyince, adam itiraz etmiş,
Niye benim eşekten ne farkım var ki iki misli veriyorum…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir