Halk Bilimi

Elazığ Arap Baba Türbesi

Arap Baba türbesi, Harput kasaba merkezinde, Kurşunlu Camisinin doğusunda tepenin yamacında yer alır. Türbe, Selçuklu dönemi yapı özellikleri taşımaktadır. Bina, kesme taşlarla yapılmış ve kubbeli olup alt katında Arap Baba?nın sandukası, üst katta mescit olmak üzere iki katlıdır. Yapı, IV. Kılıçarslan?ın oğlu III. Gıyaseddin Keyhüsrev zamanında inşa edilmiştir. Mescidin giriş kapısının üstündeki kitabede ?Yusuf İbni Arabşah? tarafından yapıldığı kayıtlıdır. . Arap Babanın MS: 1200 yıllarında yaşadığı tahmin edilir. Arap Baba?nın tarihi kişiliğinin yanında menkıbevi kişiliği daha güçlüdür. Bu zat ile ilgili birçok menkıbe anlatılır . Bir rivayette; Arap Baba?nın, Harput?ta oturan fukaradan biri olduğu, diğer bir rivayette ise, ?Körhane? tabir edilen, kış günlerinde tabii morg olarak da kullanıldığı için, bu mekânda uzun süre kalıp çürümeyen ceset olduğu iddia edilir. Bir başka görüşte ise; O?nun adına bu kadar güzel bir türbe ve mescit yapılması, O?nun ya dini bir şahsiyet ya da Anadolu fatihlerinden biri olduğu ileri sürülmektedir . Kanaatimize göre o dönemde mescit-türbe birlikte inşa geleneği yaygın olduğundan dolayı burada yatan kişi için aynı amaçla bir türbe inşa edilmiş olabilir. Ancak Arap Baba olarak ifade edilen ve hakkında çeşitli menkıbeler anlatılan bu zatın nereden geldiği ve hangi dönemde yaşadığı bilinmemektedir. Ancak buradaki cesedin mumyalanması Selçuklu döneminde yaşamış önemli bir kişi olduğuna işaret etmektedir. Nitekim Sunguroğlu, bunun Selçuklu ümerasından mücahit ve muharip bir zatın mumyası olduğunu ifade etmektedir .
Çalışmamız açısından Arap Baba?nın makamının günümüzdeki fonksiyonu önemlidir. Yaklaşık 200 yıldır yöre insanının gönlünde taht kurmuş olan bu zat, manevi kimliği ile insanlara şifa ve ilham kaynağı olmuştur. Sadece Elazığ halkına değil bütün Türkiye?ye mal olmuştur. Elazığ halkının birçok dilek ve isteklerinde başvurdukları bu mekân, haftanın her günü ziyaretçilerle dolup taşmaktadır. Türbenin çevresi son yıllarda düzenlenmiştir. Ancak burada ziyaretçilerin oturup dinleneceği ve yemek pişireceği bir mekân bulunmamaktadır. Türbe çevresinde ağaç olmakla beraber çeşme yoktur.
Arap Baba türbesi; evlilik çağındaki gençler kısmetlerinin açılması, çocuğu olmayan aileler çocuk sahibi olmak, öğrenciler sınavlarda başarılı olmak için ziyaret etmektedirler. Ayrıca akıl hastaları, felçli ve sara hastaları şifa amacıyla bu mekâna getirilir.
Bu mekânda ziyaretçiler dua ve Kur?an okur, dileklerini ifade eden yazılar yazar ve adakta bulunurlar. Bazı ziyaretçiler türbenin dış duvarı, kapısı ve sandukanın örtüsüne el, yüz sürer ve öperler. Bazı ziyaretçiler de türbede bir süre oturur, yatar, dua ve dilekte bulunur. Az da olsa türbenin dış duvar kenarlarında mum izleri bulunur. Dilekleri gerçekleşen ziyaretçiler adakları olarak buraya namazlık, örtü veya halı, kilim türü eşya bırakırlar. Türbedeki sandığa para atarlar. Kurban adakları az da olsa bu mekânda görülür, ancak ziyaretçiler çoğunlukla kurbanlarını evlerinde kesip dağıtırlar.

Arap Baba Kimdir?

Arap Baba denilen kişi ortalama 40 yaşlarında olduğunu, güçlü kemik yapısı olan bir vücut yapısı var. Kafası yüzyıllardır iddia edildiği gibi kesilmemiş. Kesilmiş olsaydı mutlaka boynundaki omur kemiklerinde izi olurdu. Öte yandan cesedin yanında bulunan kafatasında da kesik izi yok. Kafatasının alt çenesi de yok. Tahminimiz bu kafatasının bu cesede aitt olmadığı yönünde.
İddia edildiği gibi mumyalanmadığı doğru değil. Biz cesedin yüzyıllar önce, eski bir Türk geleneğine bir teknikle kesinlikle mumyalandığını düşünüyoruz. Bu çalışmanın sonucunda bu tekniği de öğrenebileceğiz.
Çünkü mezarın içinde başka kemik kalıntılarının olması ve yalnızca bir kişinin cesedinin bozulmaması bize bu kişinin eski bir Türk askeri, ya da veya bölgenin önemli bir lideri olduğunu gösteriyor. Eski Türk geleneklerine göre bölgenin önemli kişileri ve genellikle askerleri öldüğü zaman mumyalanır, ailesiyle beraber aynı mezara gömülür.
Arap Baba`nın bölgeye Müslümanlığı yaymak için gelen eski bir Türk askeri olduğuna ilişkin güçlü kanıtlar var. Bu nedenle yüzyıllar önce mumyalanmış. İzin verilirse mezarda ailesine ait diğer naaşları da incelemek isteriz. Naaş, kokuların geldiği iddiasıyla çözüm bulmak amacıyla 1977 yılında cam sandığa konulmuş. Ancak ilerleyen yıllar da tekrar kokuların gelmesi üzerine 1988 yılında bozulmasını engellemek amacıyla kimyasal solisyonlarla işlem görmüş. Bir çeşit mumyalama tekniği ile naaşın çürümesi durdurulmuş. Ne tür maddeler kullanıldığını araştırıyoruz. ( Günışığı Gazetesi)

Arap Baba Efsanesi

Yaygın inanışa göre, çok eski yıllarda Harput?ta büyük bir kuraklık başlamış, yağmurlar yağmaz, otlar yeşermez olmuş. İnsanların yağmur duasına çıkmaları, yalvarıp yakarmaları fayda etmemiş.
Bir gece Harput?ta Arap Baba türbesine yakın evlerden birinde oturan Selvi adlı yaşlı bir kadın rüyasında, Arap Baba?nın türbedeki naaşının başını kesip bir dereye atarsa yağmur yağacağını görmüş. Komşularına anlattığı rüyası bütün Harput?a yayılmış. Günler geçmiş Harput?a bir damla yağmur düşmemiş. Kıtlık kapıda. Çaresiz kalan insanlar Selvi Nine?yi Arap Baba?nın başını kesme konusunda ikna etmeye çabalamış. Ancak yaşlı kadın buna cesaret edemeyince, bir gece evinin etrafında toplanıp evi taşlamaya başlamışlar. Ertesi sabah yaşlı kadın çaresiz, yüreğindeki korkuları bastırmaya çalışarak, Arap Baba?nın türbesine gitmiş ve cesedin başını keserek dereye atmış. Bunun üzerine yağmurlar haşlamış başlamasına ama kıtlıktan daha büyük bir felaket yaşanmış. Seller coşmuş, dereler taşmış. Yağmurlar bir rahmet olmaktan çıkmış, felakete dönüşmüş. Yine bir gece Selvi Nine rüyasında bu defa Arap Baba?yı görmüş. Arap Baba, ?Eğer başımı attığın yerden alıp yerine koymaz isen yağmurlar dinmez, senin de halin haraptır? diye öfkeyle bağırmış. Yaşlı kadın, sabah korkuyla uyanıp dereye indiğiunde, kesik başın dere kenarında durduğunu görmüş, hemen alıp getirip sandukada yerine koymuş. Ardından yağmurlar dinmiş ve her şey eski haline dönmüş.

Daha Fazla Göster

ebilge

1983 Elazığ doğumluyum. Gazi Üniversitesi, Türk Halkbilimi ( 2008) mezunuyum. Kültürel Bellek sitesinin kurucusu, aynı zamanda tek içerik üreticisiyim. 2010 yılında yayın hayatına başlayan Web sitesinin öncelikli amacı; Kültürümüzün korunması, yaşatılması ve gelecek kuşaklara aktarılmasıdır. İletişim kurmak isterseniz,serkan.gakko@gmail.com adresine eposta gönderebilirsiniz. Size en kısa sürede geri dönüş sağlamaya çalışacağım.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı