Elazığ Harput Kalesinin Hikayesi (Süt Kalesi Efsanesi)

Harput kalesinin bir adı da Süt kalesidir Bu kaleye süt kalesi denmesinin ilginç bir hikâyesi vardır Kalenin temelleri atılır Kale duvarları, yükselmeye başlar Ancak o yıl başlayan su kıtlığına bir çâre bulunmaz Aynı yıl, bu su kıtlığının aksine hayvanların sütleri oldukça boldur Zamanın hükümdârı emir verir Harç için, süt kullanılacaktır Hayvanlar sağılır Harç, süt ile karılır ve kale tamamlanır

Diğer bir efsâneye göreyse, kalenin pek çok dehlizi vardır Bu dehlizlerden birinde, güzel bir kız yaşarmış Ancak büyülü olduğundan, sürekli kendisi için yaptırılan bir altın köşkte uyumaktaymış Yalnız her yıl bir kez uyanır; ”Süt kalesi yıkıldı mı? Katırlar kuzuladı mı ? Dere hamamının yerinde yeller esiyor mu?” diye sorar, sonra yeniden uykuya dalarmış Eğer bu sayılanlar gerçekleşirse; Harput yıkılacak, kıyamet kopacakmış Bâzı kişilerin bu kızın sesini duyduğunu da kulaktan kulağa söylenir

Harput Kalesi Hakkında Bilgiler

Harput Kalesi: M.Ö.8. yüzyılın başlarında Urartu Krallığı tarafından kurulmuş olup güneyinde bir Urartı Açıkhava tapınağı bulunmaktadır.Kale M.Ö. 6 yüzyılda Pers egemenliğine girmiş, M.Ö 1. Yüzyıldan itibaren Part, Roma, Sasani, Bizans, Abbasi, Artukoğulları, Selçuklular, Dulkadiroğulları, Akkoyunlular ve Osmanlı Devletinin egemenliklerine girmiştir. Bu kültürlere ait izleri surlar, kapılar ve burçlar üzerinde görülmekte, kalenin kuzeybatı uç kesiminde bir Artuklu sarayının kalıntıları bulunmaktadır. Kalenin doğu kısmında bulunan Meryem Ana Kilisesi M.S. IV. Yüzyılda inşa edilmiş, bir duvarı kalenin oturduğu kayaya oturan bir kilisedir. İç duvarlarında birçok kitabe görülmektedir. İç kale ve dış kale olmak üzere iki bölümünden meydana gelmiştir. Dış sular tamamen yıkılmıştır. Sadece Harput?a girişte bir burç kalıntı görülür.

Süt kalesi diye adlandırılan iç kale yalçın kayalar üzerine inşa edilmiştir. Kalenin içinde bulunan 60-70 sene öncesine kadar bütün yapıları ile büyük bir mahallenin olduğu söylenmektedir. Yapılar bugün tamamen yıkılmıştır. Artuklu, Akkoyunlu ve Osmanlı devirlerinde onarılmıştır. 2005 yılında kapısı ve burçları restore edilmiştir.