Kitap Özetleri

Erdal Öz Kanayan Kitap Özeti

Kanayan kitabı yazarı kimdir, Kanayan kitabı içeriği konusu, Kanayan kitabı özeti
 Erdal Öz’ün hikâye kitabı (1973)
Altı hikâye. İlk hikâyede varlıklı bir adam, hırpani bir sokak çocuğunu lokantaya getirir. Hiç bilmediği döner kebap, aç mideyi allak bullak eder ve çocuk, yediklerini beyaz Masaya kusar. İkinci hikâyenin kahramanı Ernesto, kırsal bölgede bir çatışmada yakalanır, yedi mil ötedeki kasabaya götürülür, kurşunlanır, öldürülür. Fotoğrafları dünyanın dört bir yanına ulaştırılmıştır. “Az gelişmiş, çok sömürülmüş bir uzak ülkede” bir genç adam, bir gece bu fotoğraflardan birine bakarak onun hikâyesini yazmaya başlar. Şimdi Ernesto, o yazarın hayalinde, “sırtında Hergele Meydanı’nda satılan ucuz ve eski bir parka, ayağında Amerikan botu” Ankara’lı bir gençtir. Ancak, Ernesto’nun dramı, bu hikâyede bir komediye dönüşür. Ernesto, bir pavyonda bir bar kadınıyla seviştiği sırada, patronun adamları tarafından öldürülen biri olur, ki asıl şimdi öldürülmüştür. (Kurşunlanan ilk Ernesto, Arjantin’li Doktor Che Guevara’dır, ki Bolivya’da gerillacılarla askerî birlikler arasındaki bir çarpışmada öldürülmüştü, 1967).
Kitabı bir mesaj ekseninde bütünleştiren hikâyeler, geri kalan dört hikâyedir: Kurt, iki aydır gözaltında genç bir tutuklunun hikâyesi. Evinde gizli sendika toplantıları yapmaktan, işçilerin aklını çelmekten sanık bir genci karısıyla babası ziyarete gelmişlerdir. İsa onlardan hem fabrikadaki işine son verildiğini, hem de sevgili köpeği Kurt’un, kendisi götürüldükten sonra yemeden içmeden kesilerek öldüğünü öğrenir. İsa’yı asıl yıkan, gördüğü işkenceler değil, özlediği köpeğinin ölüm haberidir.
Güvercin hikâyesinde tutuklu, tabutluk dedikleri daracık hücrede günlerce kalmış, sonra sorguya çekilmiş, işkencelere uğramış, şimdi cam tavanlı bir odayı tıkılmıştır. Oradayken demir parmaklıklı küçük pencereden giren bir güvercin, güçlükle tekrar özgürlüğüne kavuşursa da, ikinci güvercin kurtulamaz, ölür. Bu hikâyedeki güvercinle tutuklu arasında kurulan simge bağlantısı Sığırcıklar hikâyesinde daha enine boyuna, yani bir alegori düzeyinde işleniyor: Alıcı kuş çaylağın çınarlara pıtrak gibi tünemiş sığırcıklara saldırması ve küçük, âciz hayvancıkları kapması ile tutukluların durumları ve sessiz bekleyişleri, anlamca birbirini tamamlayan iki ayrı hikâye biçiminde karşılaştırmalı ve paralel verilmektedir. Son hikâye Kanayan’da fakülte öğrencisi delikanlının tutuklanış evreleri, anasıyla babasının, bir o bir öteki, anlatıştan yolundan öyküleşir. Sanık, büyük kent çocuğudur, bütün bilgisi kitaplardan gelmedir, gerilla eylemlerine karışmıştır. Verilen idam kararı bozulursa da, şimdi yıllarca yatacaktır, yirmi bir yaşındadır.
 

Daha Fazla Göster

ebilge

1983 Elazığ doğumluyum. Gazi Üniversitesi, Türk Halkbilimi ( 2008) mezunuyum. Kültürel Bellek sitesinin kurucusu, aynı zamanda tek içerik üreticisiyim. 2010 yılında yayın hayatına başlayan Web sitesinin öncelikli amacı; Kültürümüzün korunması, yaşatılması ve gelecek kuşaklara aktarılmasıdır. İletişim kurmak isterseniz,serkan.gakko@gmail.com adresine eposta gönderebilirsiniz. Size en kısa sürede geri dönüş sağlamaya çalışacağım.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı