Kültür

Eski Bakırköy Nasıldı (Kaybolan Bakırköy)

İstanbul Bakırköy’ün eski hali nasıldı. Bakırköy de hangi dükkanlar vardı, mimari yapılar nelerdir. Bakırköy’ün eski halini anlatan yazı

Sirkeci-Küçükçekmece treninden inip istasyonun dik merdivenlerini nefes nefese tırmandıktan sonra insan kendini oldukça tenha bir köprünün üstünde bulur. Sağ tarafta semtin çarşısı ve deniz kıyısına kadar uzanan hafif kavisli bir cadde, sol tarafta da ”Londra asfaltı” diye bilinen Avrupa karayoluna bağlantılı ıssız bir “İncirli asfaltı”.

Elli yıl evvelki Bakırköy’ü tarif ediyorum. 1935-40 yıllarının Bakırköy’ünü. O zamanları yaşamış, olanlar demiryolu köprüsünün üstünde bugün durup etrafa bir göz atınca yoğun kalabalık içinde kendilerini yabancı hissederler. Her şey o kadar değişti, o kadar gelişti ki..

İncirli yolu Avrupa karayoluna çıktığı İçin olacak, yarım asır evvel dahi asfalt kaplama idi. Yer yer çukurlarla, tümseklerle dolu bir asfalt, ama yine de asfalt. Bundan dolayı da adı İncirli asfaltı olmuştu. Yol boyunca bomboş, arsaların arasında tek tük evlere, bahçelere rastlamak mümkündür. “Dikili Taş” denilen minyatür abideden dar bir araba yolu uzaklara, yeşillikler içindeki Akıl Hasta hanesine inerdi. O devrin esprisi olacak, “Bakırköylüyüm” diyene millet kahkahayı basardı.

On dört yaşındayken Beyoğlunda Karlman Pasajından satın aklığım ruleli patinaj ayakkabılarım koltuğumda Dikili Taşa yürür, oradan az meyilli asfalt üzerinde istasyona kadar patinaj yapardım. Bugün trafiğin adama göz açtırmadığı o ana caddede o zamanlar ancak birkaç fayton arabası görebilirdiniz. Otomobil, kamyon yok denecek kadar enderdi.

Daha geride “Zuhurat Baba” türbesi mistik bir ziyaret yeri olarak ün salmıştı. Nikel çeyreği evliyanın, içinde demir cevheri bulunan mezar taşına bastırıp adak adayan Tanrı yolcusu muradına erecekse para taşa yapışıp kalır, aksi halde düşerdi.

İstasyon köprüsünden sağa, çarşı tarafına saparsanız Sirkeci otobüslerinin durak yerini, sonra bakkalları, kitapçıları, polis karakolunu, eczaneyi, kitapçıları, kasapları, başka bakkalları, fırını geçerek işlek bir yol kavşağına varırdınız.

Ondan sonra iyice tenhalaşan çarşı yolu Ebüzziya caddesi ismi altında Bakır sinemasının, Rum Ortodoks Kilisesinin, Ermeni Gıegorian Kilisesinin, Dadyan Ermeni İlkokulunun arasından sıyrılarak, mahalle kadar büyük bir alanı kaplı-yan bostanı da sollayarak deniz kıyısına varır, Galip beyin gazinosunun önünde son bulurdu. Bu gazino daha sonraları Viyana gazinosu ismini aldi.

Bakırköy’ün bir semtine “Cevizlik” derlerdi. İkişer üçer katlı ahşap evler, daha yenice birkaç kagir bina, gelişigüzel oraya buraya serpiştirilmişti. Tepebaşın-da bir gardenbar işleten Bohemyalı ISovotny’nin levanten mimari kırmızı konağı bu muhitin en göze çarpan yapısı idi. Bunun ötesinde de ibadullah boş arsalar, cayarlar, izbelikler ve deniz kenarında da harap bir balıkhane. Hepsi bu kadar…

Bakırköy kazasının bütün nüfusu 1935’lerde topu topu on beş bini geçmezdi. Türkiye’nin nüfusu ise resmen 18 milyondu. 20 milyon, 30 milyon olalım diye propaganda yapılırdı.

 
 

Daha Fazla Göster

ebilge

1983 Elazığ doğumluyum. Gazi Üniversitesi, Türk Halkbilimi ( 2008) mezunuyum. Kültürel Bellek sitesinin kurucusu, aynı zamanda tek içerik üreticisiyim. 2010 yılında yayın hayatına başlayan Web sitesinin öncelikli amacı; Kültürümüzün korunması, yaşatılması ve gelecek kuşaklara aktarılmasıdır. İletişim kurmak isterseniz,serkan.gakko@gmail.com adresine eposta gönderebilirsiniz. Size en kısa sürede geri dönüş sağlamaya çalışacağım.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı