Güncel

Geçmişte Kullanılan Bıçaklar ve Özellikleri

Anadolu’da bıçağın, tarihöncesi, dönemlerden beri kullanıldığı bilinmektedir. Arkeolojik kazılardan çıkan buluntular ve çeşitli tarihsel yapıtlar üzerindeki kabartmalar bunu kanıtlamaktadır. Bıçağın biçimsel olarak geçirdiği değişimlere ilişkin yeterli bilgi yoktur.

XVI. ve XVII. yy.’da kuşak içinde taşınan ve “kocabıçak” adı verilen kısa kemik saplı, eğri ve uzun namlulu bir bıçak türünün B. Anadolu’da kullanıldığı, korsanların da buna benzer bıçaklar taşıdıkları bilinmektedir. Bu bıçakları, daha sonraki yüzyıllarda zeybekler de kullanmıştır. XVII. yy.’a ait bir Osmanlı narh defterinde, altıokka adı verilen üçlü bir yeniçeri aşçı bıçağından söz edilmektedir.

XVII ve XVIII, yy.’larda, pek çok bıçak türü olduğu bilinmektedir. Bunların bir bölümü İstanbul’da yapılıyor, bir bölümüyse bıçak yapımıyla ünlü merkezlerden getiriliyor ve geldiği yerin adıyla anılıyordu: Vidin bıçağı, Cezayir bıçağı, Bursa bıçağı gibi. Bunlardan sapının içine küçük nargile maşası ya da daha küçük bıçaklar yerleştirilmiş Girit bıçakları; bir arşın uzunluğunda ve sapı ince kalyoncu bıçakları; eski İzmir bıçakları, Prizren yatağanları ve çeşitli boylardaki Bursa bıçakları ünlüydü.

Bıçaklar, biçimlerine göre de pala, hançer, gaddare. saldırma vb. isimler alıyordu. Bıçaklar, önce demirine, çeliğine, sonra da sapına göre değerlendiriliyordu. Cezayir bıçakları, çelikleriyle tanınıyordu. Saplar abanoz, gergedan boynuzu, fildişi, gümüş, altın kaplama vb. malzemeyle yapılıyor, üzeri çeşitli biçimlerde bezeniyordu. Mercan, yakut, zümrüt, elmas vb. taşlarla süslenenleri de vardı. Saray için yapılanlar, özellikle padişahlara ait olanlar arasında çok değerlileri bulunmaktaydı. Topkapı sarayı Müzesi’nde sergilenen Fatih Sultan Mehmet ve Yavuz Sultan Selim’e ait hançerler, bunların en bilinenleridir.

XIX. yy.’ın ortalarından bu yana, el işçiliğinin yerini makinelerin almasıyla, bıçakçılık giderek gelişti. Namluların dövülmesi, damgalanması, haddelenmesi, parlatılması mekanik olarak yapılır oldu; saplara biçim verilmesi işlemi otomatikleşti.

Günümüzde, Anadolu’nun bazı yörelerinde elişi bıçak yapımı sürdürülmektedir. Bunlar genellikle namlu kısmı 15-20 cm uzunluğunda, tahta ya da kemik saplı bıçaklardır. Konya’nın Bozkır ilçesi ve çevresinde yapılan değişik bir bıçak türü vardır. Sapı teke boynuzundan yapıldığından tekebıçağı” adıyla bilinir. Namlusunun ucu kıvrıktır ve sapın içi oyulmuş-tur. Sürmene ve Bursa’da da küçük işletmeler halinde bıçak yapımı sürdürülmektedir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir