Geleneksel Türk El Sanatı Çorapçılık

Türk el sanatları içinde ayrı bir yeri olan el örgüsü çoraplar, malzemesi ve her biri ayrı bir anlam taşıyan motifleriyle başlı başına bir inceleme konusudur. Makineleşmenin başladığı XIX. yy. ın ikinci yarısından önce, çorapların hemen hemen tümü elde örülüyordu. Gelenekselliğini koruyan yörelerde günümüzde de bu sürmektedir.

Malzemesi yün, tiftik, pamuk ya da ibrişim inceliğinde ipek iplik olan çoraplar beş küçük şişle örülür. El örgüsü çorapların en belirgin özelliğini motifleri oluşturur. Yörelere göre farklılıklar göstermekle birlikle, çorabın motiflerinden giyenin sosyal konumunu, evli ya da bekâr olduğunu, kız ve erkek çocuk sayısını anlamak mümkündür.

Kadının, erkeğin, çocuğun, yeni gelinin, dul kadının, yaşlıların çoraplarındaki motifler farklıdır. Çorap motifi, duyguların dile getirilmesine de aracı olur. Genç kızlar özel olarak seçtikleri motiflerle dokudukları çorapları sevdiklerine armağan ederek duygularını açmış olurlar.

Çoraplar motiflerine göre çeşitli adlar alır. Akıtmalı denilen çorap beyaz zemin üzerine, topuktan başlayıp konca değin uzanan helezon çizgilidir Bunların rengi ve sayısı giyenin kaç çocuğu olduğunu ve bunlardan kaçının kız, kaçının erkek olduğunu gösterir. Pembe çizgi kız çocukları, siyah çizgi erkek çocukları belirtir. Kızdan biri evlenmişse pembe çizginin hemen yanına siyah bir çizgi eklenir. Yaşlılar düz renkli beyaz, kahverengi ya da devetüyü renginde çorap giyerler Büyük ağa yalnızca evli erkek çorabı motifidir. Bekâr erkek çorabına küçük ağa denilen motif işlenir. Baş ağa adlı motif ise, giyenin toplum içinde önemli bir yeri olduğunu gösterir. Elibelinde motifi analık ve doğurganlığın, koçboynuzu yiğitlik ve bereketin, küpe evlenme isteğinin, köstek bağlılığın, yıldız mutluluğun, akrep düşmanlığın simgesi olarak kullanılır. Motiflerin dili birçok yörede farklılıklar göstermekle birlikte yukarıda sayılan temel motiflerin taşıdığı anlamlar genellikle aynıdır.

Anadolu halk çoraplarından derlenmiş zengin örnekler çeşitli etnografya müzelerinde sergilenmektedir. Ayrıca çok zengin özel koleksiyonlar da vardır. Bunlar içinde Kenan Özbel’ in İstanbul Resim ve heykel müzesi’ne bağışladığı koleksiyon özellikle dikkate değer.