Halkbilimi

Halkbilimi Araştırma Yöntem ve Teknikleri

Halkbilimi araştırması nasıl yapılır? Folklor araştırmacıları hangi soruları sorar? Halk kültürü araştırmalarında hangi teknikler uygulanır.

a. Alan Araştırması: Toplumbilim (sosyoloji) ve İnsanbilim (antropoloji) ile, diğer sosyal bilimlerde olduğu gibi; halkbilimi ile ilgili araştırma ve çalışmalarda, seçilen konuya ilişkin özgün ve güvenilir bilgi elde etmek, gerekli malzemeyi derlemek gerekir. Bu çalışmanın belki bir grup, belki bir topluluk içinde yapılması icap eder. Araştırıcının araştırma yapacağı grubun, veya topluluğun yaşadığı yere giderek yaptığı çalışmaya “alan araştırması” denir.

Türkiye’de halkbilimi alan araştırmalarının öncelikleri şu şekilde belirlenmiştir:

  • Hızlı sanayileşme nedeniyle sözlü geleneğin hızla çözüldüğü yerler.
  • Baraj suları altında kalacak alanlar.
  • Deprem bölgeleri.
  • Zorunlu yerleşime tâbi tutulan göçebe toplulukların yaşadıkları yerler.
  • Göçmen olarak Türkiye’ye gelen Türk asıllı toplulukların yaşadıkları yerler.
  • Kültür alışverişinin hızlı olduğu merkezler, sınır bölgeleri.
  • Çok az derleme, araştırma yapılmış yerler.
  • Geleneğin çok canlı olduğu yerler.
  • Geleneğin çok az değiştiği yerler.
  • Bunların dışında kalan ve sosyal ortam bulunan her yer.

Alan araştırmasına çıkmadan önce araştırmacının veya araştırma ekibinin bazı ön hazırlıklar yapması gerekir. Bu nedenle, önce araştırma plânı hazırlanır. Araştırma plânında, araştırmanın süresi, araştırma bölgesi, araştırmayı yapacaklar, kullanılacak teknikler, araştırma için gerekli araç ve gereçlerle, bunların nasıl temin edileceği belirtilir. Bundan sonra, araştırma yapılacak yerin tarihî, coğrafî durumu, kültür yapısıyla ilgili genel bilgiler edinilir. Araştırma alanının bir haritası temin edilmeli ve söz konusu alanın halk bilimiyle ilgili yapılmış yayınları varsa, bunlar, araştırmaya çıkılmadan önce okunmalıdır.

Bu ön hazırlıklarla birlikte, alanda sorulacak görüşme soruları düzenlenir. Teyp, fotoğraf makinesi, kamera gibi araçlar kullanılacaksa, onların bakım ve kontrolleri yapılır. Film, bant, pil satın alınır. Araştırma alanındaki kaynak veya kılavuz kişileri belirleme ve onlarla iletişim kurma yolları aranır.

Alan araştırmasında halk kültürüne ait kurumları, gelenekleri, görenekleri, etkinlikleri, törenleri, olayları, işlemleri, uygulamaları, gösterileri ve gösterimleri sistemli bir biçimde saptamak ve bunlara ilişkin veriler derlemek için kullanılan yöntemlerin başında gözlem (müşâhede), görüşme (mülâkat) ve soru kağıdı (anket) teknikleri gelir.

Gözlem Yöntemleri: Gözlem, alan araştırıcısının, bir folklor olayına dıştan veya içten bakması, gördüğü durumu olduğu gibi tasvir etmek suretiyle kağıda geçirmesi/yazması esasına dayanan bilgi toplama yöntemidir. Gözlem türleri “katılımlı gözlem” (içten bakış) ve “katılımsız gözlem” (dıştan bakış) olarak ikiye ayrılır.

Gözlem metotlarını kullanan araştırmacının becermesi gereken ilk iş, gözlemlerde bulunacağı topluluğun dikkatini üzerine toplamadan onlardan biri olabilmenin yollarını bulmasıdır. Gözlemci, dikkat çekmeden aralarına karıştığı topluluğun yaşadığı hayatı yaşayarak, hayatı onlar gibi anlamaya ve dünyayı onların gözüyle görmeye çalışarak; bu yolla, onların hayatı yorumlayışlarını kavramaya uğraşacaktır. Bu sürecin gerçekleşebilmesi için, alan araştırmasına çıkan halkbilimcinin, her şeyden önce, kendi değer yargılarını ve dünya görüşünü bir yana bırakır yorumlara veya peşin hükümlere imkân vermez. Olayları kendi mantık düzlemleri içinde tasvir etmesi gerekir. Gözlemci olarak, bulunduğu topluluğun düzenini kendi yapısal bütünlüğü ve sosyo-kültürel bağlamı içinde anlayabilmesinin olmazsa olmaz şartı budur. Bir halkbilimci araştırması süresince, kendi değer hükümlerinden uzak durmak, tarafsız gözlemci konumunu ve tahlilci tavrını sürdürmek mecburiyetindedir.

Araştmacı, malzemesini yaşayan halk kültürü (folklor) ögelerini doğrudan doğruya gözleyerek tespit eder. Alan araştırıcısı bu soruna iki temel gözlem tekniğinden biriyle yaklaşabilir. Bunlardan birincisi, alan araştırmacısının gözlemi sırasında icra edilecek folklor olayına “aktif” olarak katılmasıdır ki buna “katılımlı gözlem” adı verilir. Diğeri ise, alan araştırmacısının gözlemi yapılacak folklor olayının icrasında sadece bir seyirci, veya “pasif” olarak bulunduğu “katılımsız gözlem“dir.

Bir olayın icrasına katılan gözlemci, bilgi derleme açısından bir çok avantajlara sahip olacaktır. Öncelikle gözlemci derleme amacıyla orada bulunduğu bilinmediği için, derlemek istediği konuyu en doğal konumda görme ve inceleme imkânına sahip olacaktır. Böylece, araştırmacının veya derleyicinin, folklorunu araştıracağı topluluğun içinde bir süre yaşaması, topluluğun güvenini kazanması, olaylara topluluğun bir üyesiymiş gibi katılması halinde daha sağlıklı, ayrıntılı bilgi toplayabilecektir.

Kısa süreli topluluk ziyaretlerinde, bütün olayları gözlemek, bütün kaynak kişilerle görüşmek mümkün değildir. Yalnızca bir olayın gözlemini yapmak da araştırmacıyı tatmin etmemelidir. Örneğin, araştırma esnasında gözlemi yapılan bir düğün, o yörenin düğün geleneklerinin ortaya konulmasına yetmez; en az, 4-5 düğün görüldükten sonra kalıplaşmış uygulamalar tasvir edilip belirlenebilir. Aktif bir şekilde folklor olayına katılmak suretiyle, derleyici, diğer katılımcılarla bir birlik kuracaktır; bu şekilde, olayın yalnız mekanik özellikleriyle yetinmeyip özelliği hakkında da bilgi edinebilecektir. Bu tür bilgiler sayesinde, o, folklor olayını daha iyi kavrayabilecek ve diğer katılımcılarla yaptığı sürekli görüşmelerde kullanmak üzere, daha tutarlı ve anlamlı sorular hazırlayabilecektir.

Gözlem yoluyla elde edilen bilgilerin mutlaka olayın oluş sırasına göre kaydedilmesi gerekir. Gözlem için özel olarak hazırlanmış fişler, veya küçük defterler kullanılabileceği gibi, ortama göre teyp, fotoğraf makinesi ve kamera kullanılabilir. Video kameralar, halkbilimi derleyicilerine büyük kolaylık sağlamaktadır.

Halkbilim alan araştırmacılarının gözlem yoluyla elde ettikleri bilgileri olduğu gibi kaydetmeleri, tahminde bulunmamaları, kendi yorumlarını topladıkları malzemeye katmamaları, halkbilim araştırmalarının en önde gelen iş etiği kuralıdır.

Görüşme Yöntemleri: Araştırmacının, araştırma yerinde kaynak kişilere araştırdığı konularda daha önce hazırladığı soruları görüşme yolu ile sorarak bilgi edinmesi yöntemidir. Halkbilimi çalışmalarında kullanımı en yaygın yöntem tekniklerden birisi, karşılıklı görüşmedir. Görüşmelerde sorular, açık uçlu, yönlendirmeyici ve dolaysız, doğrudan konuyla ilgili sorular olmalıdır.

Görüşmelerde dikkat edilmesi gereken hususlar şunlardır:

  • Sorular önceden hazırlanmış olmalıdır.
  • Sorular açık uçlu, yönlendirmeyici ve dolaysız sorular olmalıdır.
  • Soruların dili sade, anlaşılır, cümlelerin anlamı açık olmalıdır.
  • Sorular, kaynak kişiye bir kağıttan okunmamalı, hatırda tutulmaya çalışılmalı ve mümkün olduğunca normal bir söyleşi ortamındaymış gibi yeri geldiğinde sorulmaya çalışılmalıdır.
  • Derleme yapılan yerde mümkünse uzunca bir süre kalınmalı; kısa ve resmî görüşmelerden kaçınılmalıdır.
  • Kaynak kişilerin iş durumları düşünülmeli; tarla, bahçe gibi günlük işlerinden alıkonularak görüşme yapılmamalıdır.
  • Araştırmacı ile kaynak kişi arasındaki giyim, konuşma, davranış farkları en aza in¬dirilmeye çalışılmalı, kaynak kişide derleyiciye karşı güven uyandırılmalıdır. Dolayısıyla, halkbilimi derleyicisi alanda, âdeta bir psikolog gibi hareket etmelidir.
  • Görüşme sakin bir yerde yapılmalıdır. Halk hikâyesi, masal gibi sözlü edebiyat anlatmaları derlenip, sorular sorulacaksa doğal ortamı içinde, dinleyici karşısında olmalıdır.
  • Kaynak kişinin sözlü olmayan jest, mimik gibi hareket hâlindeki cevapları da, kaydedilmelidir.
  • Kaynak kişinin genel ifadeleri, araştırma konusuna, alanına göre özel hâle getirilmelidir.
  • Sorular, kaynak kişinin baştan savma bir “evet” veya “hayır” cevabı verebilece¬ği şekilde açıklanmamak, yalnızca gerektiğinde sorunun anlaşılmasına yardımcı olunmalıdır.
  • Kaynak kişi sorularla bıktırılmamalı, zaman zaman ara verilmelidir.
  • Söylenmeyenlerle de ilgilenilmelidir. “Bilmiyorum” sözü, bazen önemli bir cevaptır.
  • Aynı konuda bir kişiyle görüşmekle yetinilmemeli, kaynak kişi sayısı mümkün olduğu kadar arttırılmalıdır.
  • Geleneksel bir sanat hakkında hem en yetenekli ustalardan, hem de geleneğin yapısını anlamaya yardımcı olabilecek diğer ustalardan ve çıraklardan bilgiler derlenmelidir.
  • Bazı konularda cevapların gizli kalacağı hakkında kaynak kişi ikna edilmeli, araştırmacı da bu gizliliğe uymalıdır. 
  • Görüşme yapılan kaynak kişinin yaşı, öğrenim durumu, memleketi, mesleği, verdiği bilgileri nasıl ve kimden öğrendiği, görüşme tarihi, yeri ve görüşmeyi yapan, mutlaka kaydedilmelidir.

Görüşme sırasında alınan cevaplar, ya doğrudan yazılarak ya da teyple banda alınarak daha sonra yazıya geçirilmelidir. Teyp kullanmadan önce, kaynak kişiden izin alınmalı, teybin kaynak kişide yaratacağı çekingenlik giderilmelidir. Görüşme için hazırlanan sorular, kaynak kişiyi imtihan eder gibi sorulmamalıdır. Kaynak kişinin bilgisine başvurulan konumda olduğu hiçbir zaman unutulmamalı ve gereken saygı kendisine gösterilmelidir. Hiçbir kaynak kişinin, kendisiyle her görüşmek isteyene bilgi vermek gibi bir zorunluluğu olmadığının hatırlanması unutulmamalıdır.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir