Halk Bilimi

Harputta Evlenme ve Düğün Adetleri

HARPUT’DA EVLENME VE DÜĞÜNLER
Harput’un eski devirlerinde aileye ve aile topluluğuna çok büyük kıymet ve önem verilirdi. Aile fertleri, yakın ve uzak akraba toplulukları daima şefkat, muhabbet, samimiyet duygulariyle birbirlerine sımsıkı bağlanmış ve hatta kenetlenmiş bir halde yaşarlardı. Türklerin aile müessesesi hakkında etraflı Monografiler yapılmadığından aile tipi XVII ? XVIII. inci yüz yıllardan evvel ve o çağlarda yarı pederşahî bir manzara taşımaktaydı.
Mukaddes Yuva… Mukaddes Ocak… kavramı içinde çok kuvvetli ve sağlam bir temele dayanmaktaydı. Buraya ana bir kapıdan girildikten sonra Harem ve Selamlık diye ayrılan iki kapı ile başlardı. Şehirlerde böyle olduğu gibi civar Kasaba ve Köylerde de ayni usul hâkimdi. Bu Ocakda büyüklere aşırı hürmet, küçüklere sevgi ve şefkat, düşkünlere yardım ve merhamet gibi ilâhî bir Buyruğun daimi te’siri görülmekte, nesilden nesile aktarılan bu usul ve geleneğin havası, yuvada her ân hissedilmekteydi. Aileler, bu Yasa üzerine kurulmuş, düzenlenmiş ve bu buyruk bütün halkın hislerine ve vicdanlarına yerleşmişti.
Aile : Bütün erkekleri, kadınları, kızları, çocukları içine alan bir topluluktu. Ailenin büyüğüne bir Sultan nazariyle bakılır ve bir Sultan kadar hürmet ve riayet görürdü. Hatta bu gelenek ve bu usulün E tilerden Türklere ve bütün Anadolu’ya bırakıldığı şüphe götürmez bir hakikattir. Bu usul ve geleneğin Asya’dan Afrika’ya atladığını da görmekteyiz. Bu gün hâlâ Güney Afrika’da aile kuruluşu hemen hemen bunun tam bir benzeridir. Aile Reisi, erkek kardeşlerin en yaşlısıdır ki, buna (FA) adı verilmektedir. Fa, mutlak bir otorite.. Türklerde de bütün otoriteyi büyük Baba elinde tutar.. Emir ve irade hep ondan gelir. Konaklar’da, Ev ve Barklar’da bulunan bütün erkekler, kadınlar, yetişmiş Delikanlılar, evlenecek çağa gelmiş Kızlar ve çocuklar tüm halinde Büyük Baba’nın otoritesi altındadırlar. O da etrafına ayni hislerle kanatlarını, onların üzerine açmış, bir koruyucu hâlinde, onları etrafına toplamıştır.
İşte bütün Harput’un yerli ve asil aileleri de, yüz yıllar boyunca bu usul ve bu gelenek dairesinde yaşamış ve yetişmişlerdir. Bu münasebetle aile birlikleri, ayrı ayrı kudretli ve kuvvetli birer varlıktı. Aileler bu şekilde kuvevtli olunca tabiidir ki, Millet de o nisbette kuvvetli ve kudretli olurdu. Esefle kaydedelim ki, şimdi aile yuvaları ve aile birlikleri sarsılmış, aile hayatı ve yuva etrafındaki görüş ve anlayışlar büsbütün değişmiş ve bunun yıkıcı misalleri de çoğalmaya başlamıştır. Bu terbiye ve bu geleneğin te’sirinden bir an olsun ayrılamayan Harput aileleri, evlenmede ve kız alıp vermede o kadar hassas ve titizdirler.
Evlenmelerde kızlar, daima dışarı verilir, erkekler ise perçinlenmiş, kenetlenmiş gibi yuvadan çıkmaz ve ayrılmazlardı. Erkek nadiren dışarıya verilirdi ki, buna da içgüveyi denilirdi. Baba, oğullarının hepsini evlendirince bir o kadar da hariçten o eve nüfus girmiş olurdu. Bu arada çocukları da hesaba alınca aile fertleri çoğalır, çoğaldıkça da evin taksimatı değişir ve genişlerdi. Bu oğullar da sırasıyla çocuk yapar ve evlendirirlerdi. Aile bu suretle büyüdükçe büyür, genişledikçe genişlerdi. Bu çoğalmada ayrılık yoktur…
Kuvvet müvazenesi, ibreyi daima elinde sabit tuttuğu için çarhın bozulmasına imkân bırakılmazdı. Büyük babanın tensibi ve bir işaretiyle oğullar, torunlar mesleklerini almışlardır… Çoğu okutturulmuş …kimisi sivil, kimisi subay olarak yetiştirilmiş… büyük kardeşler de aileyi idarede, büyüğün emri altında staj görür ve yetiştirilirdi. Hepsi birden çalışır… Kazançlar, yuva içindir ve müşterektir… Yıllık gelirin tümü, büyük babanın elinde ve emrindedir… Bu dal budak salmış ailelerin bütün işlerinde koruyucu ve düzenleyici rolü, daima büyük baba idare eder… O, ne derse o olur. . Her şeyde onun-tecrübesine, onun görüşüne, onun ma’kul ve mantıkî fikirlerine muracat edilir, tatbik sahasına konulurdu.
Ailede ancak bir kazan kaynar… Bu manevî bağlarla madaî ve iktisadî olaylar birbirini tamamlar… Bu suretle refah ve huzur kendiliğinden yaratılmış olurdu. Torununun torununu gören bir çok büyük babalara sık sık tesadüf edilirdi ki, bunlara «Torun-Taht» denilirdi. Aynı zamanda Harput aileleri arasında yüz yıllar boyunca düzenlenmiş bir iktisadî rejim vardı ki, bu aile bütçesinin yıldan yıla artmasına hizmet eder, aileye huzur ve refahı getirirdi. Evlenmeler de işte bu havanın te’siri altında yapılır ve tarafların aileleri, bu iş üzerinde çok hessas ve çok dikkatli davranırlardı. Başda ailelerin içtimaî durumlariyle ilgili zenginlik ve fakirlik dereceleri göz önünde tutularak gerek kızın ve gerekse oğlanın birbirlerine (Küfüv) olmaları üzerinde önemle durulur ve ona göre bir eş seçilirdi.
Evlenme çağına gelmiş olan gençler, birbirlerini göremez, görüşemez ve konuşamazlardı.
Harput gençlerinin ve genç kızlarının nişanlanma ve evlenmeleri, ne iç Anadolu, ne de Ege Bölgelerinde olduğu gibi gençlerin pınar başlarında veya kapı önlerinde uzun zaman görüşüp, konuşup ve hattâ sevişip de nikâhlanmalarına… Ne balıkesir ve dolaylarında adet olduğu üzere (HIDIRELLEZ) de Genç kızların, mücevherlerini (KÜPE İNDİRME) ve (ÇIKARMA) suretiyle teşhir edilip gençleri, avlamalarına… Ne de baba ana’lar tarafından çok tuzlu pişirilmiş hamurların, gelinlik çağındaki kızlara yedirilip, o gece rüyada görecekleri delikanlı ile ertesi günü sözbirliği yapmalarına… Ne de Çangırı’da olduğu gibi kızlar süslenip, bezenip, takıp takıştırmış oldukları halde Kurban Bayramının arefesinde (MURAT BABA) gibi erenler türbelerini dolaşarak ve (LEB-BEYK) diyerek nişanlı aramalarına hiç de benzemediği gibi, bu günün çaylarında, isim günlerinde verilen kokteyl partilerinde veya sokaklarda, otobüs duraklarında yapılan pazarlıklarla… Ana, baba ve ailenin haberleri olmaksızın, onlardan gizli nişanlanma ve nikâhlanmalara hiç de benzemezdi. Ancak ana, babanın veyahut amca, dayı gibi en yakın ak-reba ve dostların buldukları ve münasip gördükleri aile kızlariyle evlenmeler yapılır. Bundan başka Harput’da:
Anası öveni koy da kaç,
El övdüğün al da kaç.
Ata sözüne dayanılarak kızı medh-ü sena edenlerin sayısı ne kadar çoğalırsa o nisbette de alıcısı artardı. Bu önemli iş, ancak aileler ve aile büyükleri arasında görüşülür, konuşulur, karar verilirdi.
Sonra Anadolu’nun bir çok köy ve kasabalarında aşırı bir halde devam edegelmekte olan kız kaçırma suretiyle evlenmelere de nadiren tesadüf edilirdi.

Kaynak: İshak Sunguroğlu- Harput Yollarında

 

Daha Fazla Göster

ebilge

1983 Elazığ doğumluyum. Gazi Üniversitesi, Türk Halkbilimi ( 2008) mezunuyum. Kültürel Bellek sitesinin kurucusu, aynı zamanda tek içerik üreticisiyim. 2010 yılında yayın hayatına başlayan Web sitesinin öncelikli amacı; Kültürümüzün korunması, yaşatılması ve gelecek kuşaklara aktarılmasıdır. İletişim kurmak isterseniz,serkan.gakko@gmail.com adresine eposta gönderebilirsiniz. Size en kısa sürede geri dönüş sağlamaya çalışacağım.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı