Genel KültürTarih

İlk Müslüman Türk Devletlerinin Özellikleri

İlk Müslüman Türk Devletlerinin Özellikleri, İlk Müslüman Türk Devletlerinde Hukuk, Eğitim, Ordu, Devlet Yönetimi, Toprak Yönetimi Edebiyat, Sosyal Hayat hakkında bilgiler.

İlk Türk Beyliklerinin Türk Tarihine Katkıları

1071 yılında Bizans ve Büyük Selçuklu Devleti arasında yapılan Malazgirt Savaşı’nın ardından ilk Türk beylikleri kurulmuştur. Bu ilk Türk beyliklerinden Hasankeyf, Diyarbakır ve Mardin çevresinde faaliyet gösteren beylik Artukoğlularıdır. Hasankeyf kalıntıları, Malabadi Köprüsü ve Artuklu Sarayı bu beylik dönemine ait önemli eserler arasında gösterilebilir.

  1. Anadolu’nun fethinde ve Türkleşmesinde büyük rol oynamışlardır.
  2. Fethettikleri yerleri Haçlılara karşı başarılı şekilde korumuşlardır.
  3. İslamiyet’in Anadolu’da yayılmasında etkili olmuşlardır.
  4. Kendi dönemlerinde yeni şehirler, kasabalar ve köyler kurmuşlar, kurdukları bu şehir ve kasabalara Türkçe isimler vermişlerdir.
  5. Köprü, saray, imarethane ve kervansaray gibi mimari eserler yaparak Anadolu’yu imar etmişlerdir.

İlk Müslüman Türk Devletlerinde Mimari; Eserler, Önemli Yapılar 

Karahanlılar Dönemi

  • Karahanlılar zamanında Türk-İslam mimarisinin temelleri atılmış, bu dönemde cami, mescit, türbe, medrese, han, hamam, kervansaray ve hastaneler inşâ edilmiştir.
  • Türklerin İslam mimarisine kazandırdıkları en önemli unsurlar kubbe ve kemerlerdir.

Gazneliler Dönemi

  • Gaznelilerden günümüze kadar ulaşabilen en önemli mimari eser Zafer Kuleleri dir.
  • Sultan Mahmut’un Hindistan’a yapmış olduğu seferler sonucunda Gazne eserleri Hint, İran ve Türk sanatı ile kaynaştırılmışsa da Türk üslubu belirgin bir şekilde görülmektedir.

Selçuklular Dönemi

  • Selçuklu mimarisinde; geometrik motifler, küfı ve nesih yazılar ile mermer süslemeler kullanılmıştır.
  • Çadır şeklinde yapılan kubbeler, Selçuklu mimarisinin önemli özelliklerindendir.

Babürlüler Dönemi

  • Babür Devletî, Hindistan’da kurulan ikinci Türk devletidir.
  • Babür mimarisinin en parlak devri Şah Cihan Dönemidir. Onun Agra şehrinde, karısı Mümtaz Mahal için yaptırdığı Tac Mahal en önemli mimari eseridir.

Türk – İslam devletlerinde hat, tezhip, minyatür, çini, halı, kilim ve seccadeler de önemli sanat eserleri arasında sayılabilir.
Resim ve heykel gibi sanat dalları İslam inancına göre yasaklanmıştır. İslamiyet öncesi dönemde Türklerin uğraşları arasında yer alan bu sanat alanları, Türklerin İslamiyet’i benimsemesinin ardından yerini “hat” sanatına bırakmıştır.

İlk Müslüman Türk Devletlerinde Bilim ve Sanat 

  • Türkler, İslamiyet’i kabul ettikten sonra bilim adamlarını himayeleri altına alarak bilimsel çalışmaların gelişmesini desteklemişlerdir.
  •  Medreselerde İslami bilimlerin yanında tıp, astronomi, matematik, kimya, tarih ve coğrafya gibi dersler de okutulmuştur.
  • Karahanlılar Döneminde Semerkant, Buhara ve Kaşgar önemli bilim ve kültür merkezleri hâline gelmiştir.
  •  Gazneli Sultan Mahmut zamanında Nişabur’da önemli medreseler kurulmuştur.
  • Selçuklu sultanı Tuğrul Bey Döneminde Nişabur’da ilk Selçuklu medresesi; Alparslan zamanında da Bağdat’ta Vezir Nizamülmülk tarafından Nizamiye Medresesi açılmıştır.

Farabî

  1. Türkistan’ın Farab (Karaçuk) şehrinde doğmuştur.
  2. Eserlerinin çoğu, Latinceye çevrilerek uzun yıllar Avrupa üniversitelerinde okutulmuştur.
  3. Batı’da Al-Phorobius adıyla tanınmıştır.
  4. Yunan düşünürlerinin fikirlerini açıklayarak İslam düşünce hayatının gelişmesine büyük hizmetlerde bulunmuştur.
  5. Aklı önemli noktada tutarak pozitif bilimlerin gelişmesine büyük katkı sağlamıştır.
  6. Farabî, Muallim-i Sani (ikinci Öğretmen) ismiyle tanınmıştır.
  7. El Medinet’ül Fazıla en önemli eserlerindendir.

Gazali

  • Büyük Selçuklu Döneminde yaşayan Gazalî, Nizamiye Medresesinde öğretmenlik yapmıştır.
  • Siyasi ve bölücü din anlayışlarıyla mücadele etmiştir.
  • En önemli eseri ihya’ül Ulumiddin’dir.

Birunî

  • Gazneli Mahmut Döneminde yaşamış olan Birunî, matematik alanında çalışmalar yapmıştır.
  • Bilimin ilerlemesi önündeki en büyük engelin serbest düşüncenin olmayışı olduğunu söylemiştir.
  • Enlem ve boylam dairelerini tespit eden Birunî, dünyanın güneş etrafında dönüşünün bir yılda gerçekleştiğini ispatlamıştır.
  • Âsâr’ül-Bâkiye adlı eserinde Asyalı milletler hakkında bilgi vermekte ve astronomiden bahsetmektedir.

İbn-iRüşt

  • İspanya (Endülüs)’da yetişmiştir.
  •  Endülüs Emevileri Döneminde yaşayan İbn-i Rüşt, Avrupalılara Aristo’yu tanıtmıştır.
  • İbn-i Rüşt aklın, inancın önünde tutulması gerektiğini savunmuştur.

Zemahşerî
Harzemşahlar Döneminde yaşamış olan Zemahşeri’nin Keşşaf ve Mukaddimet’ül-Edeb adlı gramer kitabı önemli eserlerindendir.
Harezmî

  • Matematik, astronomi ve coğrafya bilginidir.
  • Gebiri sistemleştiren Harez-mî’nin, Kitab’ül-Cebr Ve’l Mukabele adlı eseri bulunmaktadır.

Ömer Hayyam

  • Büyük Selçuklular Döneminin en ünlü bilgin ve şairlerindendir.
  •  Matematik, astronomi ve edebiyat alanlarında çalışmalar yapmıştır.
  • Celali takvimini hazırlamıştır.
  • Rubailer günümüze kadar ulaşan eserlerindendir.

İbn-i Sinâ

  • Avicenna olarak tanınan İbn-i Sinâ’nın El-Kanun Fi’t-Tıb adlı tıp kitabı dünyaca ünlüdür.
  • Kan dolaşımı üzerine çalışmalar yapmıştır.

Uluğ Bey

  • Timur’un torunu olan Uluğ Bey aynı zamanda astronomi bilginidir.
  • Yıldızların Fihrist Cetvelleri adlı eseri yazmıştır.
  • Devrin bilginlerinden Ali Kuşçu, Uluğ Bey’in öğrencisidir.

Ali Şîr Nevai

  • Timur Devleti zamanında yaşamıştır.
  •  Çağatay Türkçesinin en büyük şairi olarak bilinmektedir.
  • Türkçenin Farsçadan daha zengin olduğunu göstermek amacıyla Muhakemet’ül Lügateyn isimli eseri yazmıştır.

İlk Müslüman Türk Devletlerinde Dil ve Edebiyat Hakkında Bilgiler

 İlk Türk İslam devletleri Orta Asya Türk kültürü ile İslam kültürünü kaynaştıran bir yapı oluşturmuşlardır.
Karahanlılarla başlayan bu sentez Selçuklular ile tamamlanmıştır.
Türk islam devletlerinde genellikle edebiyat dili Farsça, bilim dili Arapça, halkın kullandığı dil ise Türkçe olmuştur.

1. Karahanlılar Dönemi
Karahanlılar saray ve orduda Türkçeyi, edebiyat ve ilim alanlarında ise Farsça ve Arapçayı kullanmışlardır.
Bu dönemde yazı dili Uygur Türkçesiydi. Karluk, Yağma ve Çiğil boylarının ağızları ile bu yazı dili karışınca Hakaniye şivesi ortaya çıkmıştır.

Divânü Lûgât-it Türk (Kaşgarlı Mahmut): Kaşgarlı Mahmut, Orta Asya Türk kültür ve uygarlığı konularında önemli bilgiler vermiştir. Eser, ilk Türkçe ansiklopedik sözlüktür. Yazılış amacı Türkçenin zenginliğini ortaya koymak ve Araplara Türkçe öğretmektir.

Divânü Lügât-it Türk, Türk – İslam tarihine ait ilk sözlüktür. Yazılış amacı Türkçenin Arapça karşısındaki önemini korumak olmuştur. Eserde ayrıca sav, sagu, koşuk, destan gibi Orta Asya Türk kültürüne ait örneklere de yer verilmiştir. Dolayısıyla eser, hem dil ve edebiyat hem de toplumsal alanda tarihimizin önemli kaynaklarındandır.

Kutadgu Bilig (Yusuf Has Hacip): Karahanlı hükümdarı Tabgaç Buğra Han’a sunulan ve siyaset-name özelliği taşıyan eser, devlet adamlarına öğütler vermektedir. Yazarı bilinen ilk Türk-İslam eseridir ve “mutluluk veren bilgi” anlamına gelmektedir.

Atabet’ül Hakayık (Edip Ahmet Yükneki): Uygur alfabesiyle yazılan eser ahlaki öğretiler içermektedir. Atabet’ül Hakayık “gerçeklerin eşiği” anlamına gelmektedir.

Divân-ı Hikmet (Hoca Ahmet Yesevi): Türk tasavvuf edebiyatının ilk örneği sayılmaktadır. Ahlaki öğütler içeren eser didaktik özellikte yazılmıştır.

İlk Müslüman Türk Devletlerinde Toprak Yönetimi 

Toprak, genel olarak devletin malı sayılmaktaydı. Bu uygulamanın sebebi, zamanla feodal bir yapının oluşmasını engelleme isteğidir.

Has Arazi

  • Hükümdar ve ailesine ait tarla, bağ, bahçe gibi topraklardır.
  • Bu toprakların gelirlerinden alınan vergiler doğrudan hükümdarların özel hazinesine aktarılır
  • Has arazinin gelirleriyle hükümdar ve ailesinin masrafları karşılanırdı.

İkta Arazi

Meliklere, emirlere ve komutanlara yaptıkları görevlerin karşılığında tahsis edilen topraklardır.

İkta verilenler devletten maaş almazlar, bu toprakların vergi geliriyle geçinirlerdi. Bu gelirlerin bir bölümü ile de atlı askerlerin masrafları karşılanırdı. İkta sistemiyle
* Üretimde süreklilik ve verim sağlanmıştır.
* Savaşa hazır asker yetiştirilmiştir.
* Taşrada devlet otoritesi artırılmıştır.
* Hazineye yük olmadan güçlü bir ordu oluşturulmuştur.

Mülk Arazi

  • Mülkiyeti kişiye ait olan topraklardır.
  • Mülk topraklar satılabilir, devredilebilir ve miras bırakılabilirdi.

Vakıf Arazi
Gelirleri hayır kurumlarına ve bilimsel kuruluşlara ayrılan topraklardır.
Sosyal ve dinî amaçlar çerçevesinde bağışlanan . bu topraklar vakıf arazilerini oluşturmaktadır.
Arazilerden elde edilen gelirlerle hanlar, kervansaraylar, camiler, hastaneler çeşmeler ve yollar yapılırdı.

Haracı Arazi
Selçuklu sınırları içinde yaşayan gayrimüslim halkın elindeki topraklardır.

İlk Müslüman Türk Devletlerinde Sosyal Hayat Hakkında Bilgiler

Türk-İslam devletlerinde toplumsal alanda herhangi bir sınıf ayrımı söz konusu değildi. Türk-İslam devletleri egemenlikleri altındaki kişilere karşı hoşgörü politikası izlemişlerdir.

Sınıf ayrımının ve imtiyazlı grupların olmadığı bir toplum yapısı benimsendiği için, yetenekli kişiler en üst memurluklara kadar çıkabilmiştir.

Türklerin, İslamiyet’i kabul ettikten sonra yerleşik hayata geçişleri hızlanmış ve ticari hayatları canlılık kazanmıştır.

Buhara, Kaşgar ve Semerkant şehirlerini kuran Karahanlılar tarım, ticaret ve hayvancılıkta; Gazneliler ise ipek ve Baharat yollarını denetimleri altına alarak ticarette ve sulama kanalları açarak da tarımda ilerlemişlerdir.

Büyük Selçuklu Devleti’nin sınırlarının genişlemesi Arap, Fars, Ermeni, Gürcü, Süryani ve Rumlarla etkileşim yaşanmasına yol açmıştır.

Türk – İslam devletlerinde “Kanun önünde herkes eşittir.” ilkesine dayanan hukuk, şeri ve örfi olmak üzere ikiye ayrılırdı.

İlk Müslüman Türk Devletlerinde Hukuk

Şeri Hukuk

  • Şeri davalara kadılar bakardı.
  • Kadıların sorumlusuna Kâdı’ul Kudat denirdi.
  • Miras, boşanma, evlenme, vakıflar ve ticaret meseleleri şeri hukuk kapsamındaydı.

Atabeylik

  • Selçuklularla birlikte İslam dünyasına giren ve daha sonra kurulan devletleri de etkileyen bir kurumdur.
  • Devlet hanedan üyelerinin ortak malı olduğundan şehzadeler küçük yaşta eyaletlere melik olarak gönderilmişler ve onları yetiştirmek üzere birer atabey görevlendirilmiştir.
  • Atabeyler, şehzadelerin yetişmesinde faydalı olmakla birlikte zaman zaman onları sultan olmaya veya hâkimiyet sahasını güçlendirmeye kışkırttıkları için zarar verici sonuçlara neden olmuşlardır.
  • Siyasi otorite kadılara baskı uygulayamazdı. Bu durum hukukun kısmen bağımsız olduğunun bir kanıtıdır.
  • Kadı, divan üyelerini ve veziri yargılama, tutuklama yetkilerine sahipti.
  • Kadıların verdiği kararı haksız bulanlar kadıdan şikâyetçi olabilirdi. Bu durumda diğer kadılardan oluşan bir kurul sorunu yeniden incelerdi.
  • Şeri hukukun temelini İslam kuralları oluşturmuştur.

Örfi Hukuk

  • Örfi davalara Emir-i Dâd bakardı.
  • Örfi hukukun temelini töreler oluşturmuştur.
  • Ülke güvenliğini bozanlar ve kanunlara karşı gelenler örfi hukuka göre yargılanırdı.

İlk Müslüman Türk Devletlerinde Ordu Hakkında Bilgiler

Türk – İslam devletlerinde orduların büyük çoğunluğunu Türkler oluşturmuştur.
Türkler yerleşik hayata geçip çeşitli mesleklerle uğraşmalarına rağmen ordu – millet bilincini her zaman korumuşlardır.

Karahanlı Ordusu
Karahanlılarda ordunun çekirdeğini Karluk ve Çiğil Türkleri oluşturmaktaydı. Karahanlı Ordusu, saray muhafızları, hassa ordusu (doğrudan hükümdara bağlı askerler), şehzadelerin ve valilerin yönetimindeki eyalet askerlerinden meydana gelmiştir.

Gazne Ordusu

Zamanın en güçlü ve teşkilatlı ordularından oluşan Gazneli Devleti’nde ordu gulam askerleri, eyalet askerleri, ücretli askerler ve gönüllülerden meydana gelmiştir. Gulam askerleri, Gulam Sistemi adı verilen bir usulle yetiştirilmiştir. Savaş esirleri arasından ve halktan toplanan küçük yaştaki çocukların gulamhane adı verilen merkezlerde askerlik, yönetim ve protokol kuralları ile ilgili eğitim almaları usulüne Gulam Sistemi denilmektedir.
Gulam Sistemi, Büyük Selçuklular, Eyyubîler, Memluklular ve Osmanlılar dâhil birçok Türk – İslam devletinde de uygulanmıştır.
Gazne ordusunda filler de kullanılmıştır. Filler, düşman kuvvetlerinin dağıtılmasında ve ağır yüklerin taşınmasında büyük yarar sağlamıştır.

3. Harzemşah Ordusu

Harzemşah ordusunun temelinde, Türkmen ve Kıpçak boyları vardı. Harzemşah ordusunun çekirdeğini ikta askerleri oluşturmuştur. İkta askerlerinden başka, hükümdara bağlı ve merkezde oturan hassa ordusu bulunmaktaydı. Bu ordu, esirlerden oluşturulmuştur.

4. Selçuklu Ordusu
Büyük Selçuklular askerî alanda ileri seviyeye ulaşmıştır. Büyük Selçukluların ordu teşkilatı kendisinden sonra gelen Türk devletlerince de örnek alınmıştır.
4.1. Gulam Ordusu (Gulaman-ı Saray) Sultanlar, kendilerine en yakın askerî birlikleri Gulam Sistemi ile yetişmiş askerlerden seçerlerdi. Gulam Ordusu maaşlı, sultana bağlı, eğitilmiş ve her an savaşa hazır askerlerdi.
4.2. Hassa Ordusu
Türk boylarından seçilerek oluşturulan atlı birliklerdir.
Sultana bağlı olan bu ordu mensuplarına hizmetlerinin karşılığında ikta adı verilen belirli bir arazi tahsis edilirdi.
4.3. Melik Askerleri
Melik ve valilere bağlı olan bu atlı askerî birlikler daha çok çeşitli Türk boylarından meydana geliyordu.
4.4. Sipahiyan (İkta Askerleri – Atlılar)
Kendilerine ikta verilen kişilerin, topladıkları vergi karşılığında yetiştirdikleri atlı askerlerdir. Bu askerlerin atları dâhil bütün masrafları ikta gelirlerinden karşılanırdı.
4.5. Türkmenler
Türkmenler, Büyük Selçuklu ordusunun tamamlayıcı unsuruydu.
Doğudan büyük kitleler hâlinde gelen Türkmenler uçlara yerleştirilirdi. Böylece sınırların güvenliği sağlanırdı.
Bu şekilde hem yerleşik hayata geçmeleri hem de üretimde bulunmaları sağlanmaktaydı.
4.6. Bağlı Devlet ve Beyliklerin Askerleri
Büyük Selçuklu Devleti’ne bağlı olan devletler ve beylikler ordu göndermekle yükümlüydüler.

İlk Müslüman Türk Devletlerinde Devlet Yönetimi Hakkında Bilgiler;

Eski Türk devletlerindeki hâkimiyet anlayışı İslamiyet sonrası dönemde de devam etmiştir. Türk – İslam devletlerinin birçoğunda ülke hanedan üyelerinin ortak malı sayılmıştır. Bu anlayıştan dolayı hanedan içinde sık sık taht kavgaları yaşanmıştır.

Kut anlayışı, Türk – İslam tarihinde hükümdarın Allah adına ülkeyi yönetmesi şeklinde bir uygulamaya dönüşmüştür.

Gazneli ve Selçuklularda hükümdarlığın halife tarafından tasdik olunması kuralı işlemiştir. Bu hükümdarlar siyasi hâkimiyetlerini hiçbir şekilde Abbasi halifeleriyle paylaşmamışlardır.

Tolunoğulları ve İhşidilerde hükümdarlar siyasi ve askerî alanda geniş yetkilere sahip olmuşlardır. Hükümdarların çocuk yaşta olması durumunda, devleti idare etme yetkisi naiblere bırakılmıştır.

Selçuklu Devleti’nde önemli devlet meselelerinin görüşüldüğü kurula Divan-ı Saltanat adı verilmiştir. Bu divanın asıl başkanı, Sahib-i Divan-ı Devlet denilen büyük vezirdir.

Selçuklularda meliklerin iyi bir yönetici olarak yetişmesi için çalışan görevlilere atabey adı verilmiştir.

Atabeyler, devletin zayıfladığı dönemlerde bulundukları bölgelerde bağımsızlıklarını ilan ederek devletin parçalanmasına neden olmuşlardır.

Türk – İslam devletlerinde, hükümdarlar; Hakan, Han, Bey, İlig, Buğra, Nasr, Kara, Kadir, Melik, Sultan, Şahinşah, Padişah, Sultan-ı azam, Sultanül Âlem gibi unvanlar kullanılmışlardır.

Önemli Devlet Görevlileri

  1. Şıhne: Eyalet ve vilayetlerin başında bulunan askerî ve idari yönetici
  2. Amil: Vilayetlerin vergisini toplamaktan sorumlu kişi
  3. Muhtesip: Vilayetlerdeki ticari hayatın düzenlenmesi ve belediye çalışmalarının yürütülmesinden sorumlu kişi
  4. Amid: Vilayetlerde yönetimden sorumlu sivil görevli

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir