HalkbilimiHalk Hekimliği

İstanbul Aktarları Hakkında Bilgi

Aktar kimdir, Aktar dükkanında neler satılır, Geçmişten günümüze aktarlık nasıl bir değişim göstermiştir. İstanbul Mısır Çarşındaki Aktar dükkanları hakkında bilgi

 

Aktar tabiri Osmanlı döneminde ilaç yapımında kullanılan hammaddeleri satan ve ilaç hazırlayan esnaf topluluğu için kullanılmıştır.

Sonradan, mahalle aralarında iğne. iplik, düğme, mum ve kibrit gibi ufak tefek şeyleri satan kişilerin küçük dükkanlarına da “aktar dükkanı” ismi verilmiştir.

İlaç hammaddesi satan ve ilaç hazırlayan bu esnaf topluluğu İstanbul’da Bizans döneminde de vardı. Bunlar her-barius (ilaç yapımında kullanılan otları satan), farmakopoeos (ilaç hazırlayan), rhizomatos (kökçü, yerli bitkileri toplayıp satan) ve ungentarius (merhem yapıp satan) gibi sınıflara ayrılıyordu.

Bizans döneminde esnaf çok iyi bir biçimde teşkilatlandırılmıştır. Esnafın dahil olduğu gruplara göre satabilecekleri maddeler, satış yerleri ve kar hadleri belediyelerce saptanırdı. Bir esnaf ancak grubuna ait malları satabilirdi. Belediyelerin saptadığı kurallara uymayanlara kırbaçlama, başını tıraş etme, sürgün veya loncadan çıkartma gibi cezalar verilirdi. İlaç yapımında kullanılan maddelerle İlaç satıcılarının kâr hadleri, diğer esnafınkinden daha yüksekti. Örneğin aktar ve baharatçılara tanınan kar haddi yüzde 16 iken kasap, balıkçı, mezeci ve fırıncı gibi esnafın kâr haddi yüzde 4 idi.

Osmanlı döneminde halkın ilaç ihtiyacı büyük ölçüde aktarlar tarafından karşılanmıştır. Bu dönemde aktarlar, hekimler gibi usta-çırak yöntemi ile yetişiyorlardı. Aktarlar dış ülkelerden getirilen bitkisel, hayvansal ve madensel ilaç hammaddelerini, kökçü denilen esnaftan aldıkları yerli hammaddeleri ve kendilerince hazırlanan tertipleri (amel hapı, basur hapı, öksürük hapı. pehlivan yakısı, çocuk macunu, yara merhemi, romatizma merhemi gibi) satıyorlardı. Bazı İstanbul aktarları ise taze ve üstün nitelikli bitkisel hammaddeleri elde etmek amacıyla, evlerinin bahçelerinde veya Özel olarak edindikleri bahçelerde, tıbbi bitkileri (adaçayı, biberiye, boruçiçeği, hatmi, kekik, kudret narı. menekşe, oğulotu, reyhan ve sater gibi) yetiştirip bunların çiçek, yaprak veya köklerini zamanında topladıktan sonra usulüne göre kurutarak dükkanlarında satıyorlardı. Buna karşılık bazı cahil aktarlar, aksülümen ve sıçanotu gibi öldürücü zehirler, esrar ve afyon gibi uyuşturucu ve barut gibi patlayıcı ve yanıcı maddeler satarak halk sağlığı için tehlike oluşturuyorlardı.

İstanbul aktarlarının en ünlüleri Mısır Çarşısı’nda  bulunuyordu. Başlangıçta çarşıda bulunan 100 dükkânın 49’u aktarlara geri kalanı ise yorgancı ve pamukçulara ayrılmıştı. 1925’te İstanbul’da, çoğunluğu Mısır Çarşısı içinde veya civarındaki sokaklarda olmak üzere, 75 kadar aktar dükkânı bulunuyordu. Bugün (1993) İstanbul’daki aktar adedi, çoğunluğu Mısır Çarşısı ve Çemberlitaş’ta olmak üzere, 15 civarındadır. 1850’den sonra İstanbul’da, bugünkü anlamdaki eczanelerin çoğalması (1884 te İstanbul’da toplam 52 eczacı dükkânı bulunuyordu), tedavi alanına hazır ilaçların girmesi, bazı aktarların hazır ilaç satmaya başlamaları ve Müslüman halkın aktarları tercih etmeleri gibi sebepler nedeniyle aklarlar ile eczaneler arasında büyük bir rekabet oluşmuştur.

Eczacılar kazançlarının azalmasına sebep olduğuna inandıkları aktarların rekabetinden kurtulmak için, bazı azınlığa mensup ve yabancı uyruklu hekimler ile birlikte olup aktarların halk sağlığı için bir tehlike oluşturduğunu ileri sürerek işi İstanbul’daki bütün aktarların kapatılmasını istemeye kadar götürmüşlerdir.

Bu dönemde Mekreb-i Tıhhiye-i Askeriye başkâtibi olan Mehmed Muhtar Efendinin kişisel gayretleri ile aktarlığın tüm olarak kaldırılması önlenmiştir. Buna karşılık ilaç yapımı ve satımını yalnızca eczacılara bırakmak amacıyla, 24 Nisan 1884 tarihinde, “Aktarlar ve Kökçüler Nizamnamesi” yayımlanmıştır. Bu nizamname uyarınca aktarların zehirli drog ve bileşikleri, terkibi gizli ilaçlan ve tıbbi müstahzarları satmalan ve hekim reçetesine göre ilaç hazırlamaları yasaklanmıştır.

Eski aklarlar bugün genellikle “baharatçı” veya “tohumcu” şekline dönüşmüştür. Dükkânlarında bilhassa baharat veya sebze ve çiçek tohumu bulunmaktadır. Bununla beraber çok az bir kısmı halen tedavide kullanılan maddeleri de satmaktadır. Bunlara ‘İnce aktar’ adı verilir. 1983’te bazı ince aktar dükkânlarında yapılan incelemeler sonunda bunların dükkânlarında 200 kadar bitkisel ve 50 kadar da hayvansal ve sentetik drofi çeşidi bulunduğu saptanmıştır.          

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir