GeleneklerHalkbilimi

İstanbul’da Köy Düğünleri Nasıl Yapılırdı?

İstanbul köy düğünleri nasıl yapılır, köy düğünlerinde hangi uygulamalar vardır. İstanbul köy düğünleri hakkında kısaca bilgi

İstanbul Köy Düğünleri: İstanbul köylerinde de nişan öncesinde uygulanan gelenekler arasında görücü usulünün varlığı biliniyor. Düğünden bir hafta önce, davul, zurna ya da İstanbul’dan getirilen saz ve çengi takımının eşliğinde hazırlanan böreklerin, kız ve erkek tarafının köyündeki her eve dağıtılması ile davet işlemi tamamlanmaktadır.

Salı günü dışarıdan gelecek olan davetliler saz ve çengi takımının eşliğinde “dakı” denilen hediyeleri ile birlikte düğün evine giderler. O gün ziyafet ve eğlence günüdür. Kına gecesi ya da kına damı çarşamba gecesidir. Kız evinin hazırladığı helva, sini içinde damat evine gönderilir. Orada tepsiye kına konup, mumlar dizilip, helvaya para yapıştırılarak kız evine tekrar gönderilir ve kıza kına yakılır.

Perşembe günü gelin alma günüdür. Damat ile sağdıcı öğle üzeri dualarla ve davul-zurna eşliğinde tıraş edilirler. Damat, kız evinin gönderdiği çamaşırları ve damatlıkları giyer. Sonra en önde köyün hatırı sayılır kişileri, arkada gençler, damat ile çalgı takımı, kızlar, kadınlar, en arkada gelin arabası olmak üzere bir alay oluşturularak gelin almaya gidilir. Kızın çeyizleri arabaya yüklenirken gelin de kucakta bindirilir. Gelinin alınacağı gün at yarışları ve pehlivan güreşleri yapılır.

Gelin oğlan evine gelince damat kapıda başından para saçıp, koltuk yaparak odasına çıkarır. Bir süre sonra odadan çıkıp bayraktarın elindeki bayrağı üç kere öptükten sonra bayrağı alarak arkadaşının evine gider.
Yatsı namazından sonra damat arkadaşları tarafından eve getirilir. Daha önceden kıyılmamışsa nikâh kıyılır. Odada iki rekat namaz kıldıktan sonra geline yüzgörümlüğü vererek duvağını açar. Gerdek gecesinin sabahı, kadınlar duvak ya da paça denilen eğlence yaparlar. Gelin giydirilir. Eğlenceler düzenlenip, oyunlar oynanarak düğün tamamlanır.

İstanbul Ansiklopedisi, Meltem CİNGÖZ

Eski İstanbul Düğünleri: Evlenecek oğlu olan anneler ya tanıdık bir ailenin kızını doğrudan doğruya gidip ister ya da tanımadığı bir aileye yanına akraba komşu kadınlardan birkaçını alarak kız görmeye gider. Görücü usulü evlenme Cumhuriyet döneminde hızla azalmış, ancak 1950 lerden sonra yaşanan hızlı göç olgusu İstanbul’da Anadolu usulü görücülüğün yeniden canlanmasına yol açmıştır.

Görücüler kızı beğendilerse açıkça isterler ve evden ayrılırlar. Kız tarafı da damat adayıyla ilgili araştırmalar yapar ve olumlu ya da olumsuz bir karara varır. Her iki taraf anlaştığı takdirde damadın babası yanına birkaç hatırlı kimseyi alarak kız evine gider. Taraflar damadın içgüveyi olup olmayacağı mihr-i muaccel (ağırlık da denir) ve mihr-i müeccel (nikâh bedeli) konularım karara bağladıktan sonra nişan işlerine sıra gelirdi
Nişandan hemen sonra ya da daha ileride yapılacak olan düğün hazırlıkları, düğünden bir hafta önce akraba ve tanıdıklara okuyucu gönderilmesiyle başlar. Zengin ailelerde kalfalar, orta hallilerde kaynana ya da kızın akrabalarından birisi bu işle görevlendirilir. Gelin şehir dışına gidecekse davetliler saçılarını çeyiz gidinceye kadar getirirler.

Nişandan sonra damadın çamaşırları ve diğer lüzumlu eşyaların hazırlanması ile tamamlanan çeyiz pazartesi günü muhacir ya da öküz arabaları ile oğlan evine gönderilir. Çeyizle beraber kız evinden birkaç kadın da yerleştirmek üzere gider. Salı günü gelin hamamı yapılır. Oğlan tarafının bütün kadın akrabası ve en yakın dostlar davet edilerek bir hamam kapatılır; çalgıcılar, çengiler tutulur. Hamamda sıcaklığa girmeden önce dış avluda toplanılır. Geline ipekli peştamal kuşatılıp başına çarşaf tutularak avlu dolaştırıldıktan sonra içeride ilahiler, türküler eşliğinde gelin yıkanır. Yıkama işleminden sonra gelin göbek taşının etrafında üç kere dolaştırılır, ailesinin varlığına göre altın, gümüş taslarla üç tas su dökülür, başının üzerinden paralar serpilir, geline şerbet içirilerek hamam tamamlanır.

Çarşamba akşamı yapılan kına gecesinde erkekler selamlıkta, kadınlar haremde eğlenirler. Oğlanın akrabasından birkaç kişi gümüş bir tepsinin üzerine kına koyar, iki tane de mum dikerek gelin evine götürürler. Sabaha karşı kızın avuçlarına, parmak uçlarına ve ayak başparmağına kına yakılır. Sazendeler, hanendeler meclisi şenlendirip türküler söyler, çengiler oynatılır.

Perşembe “yüz yazısı” günüdür. Geline oğlan evinin nişan takımı ile birlikte gönderdiği gelinlik giydirilir. Gelin hazırlanınca kuşak bağlama merasimi yapılır. Babası ya da büyük erkek kardeşi şalı kızın belinde üç kere dolaştırdıktan sonra bağlar. Evdekilerle vedalaşan gelin, perdeleri kapalı gelin arabasına bindirilir. Gelin arabası önde olmak üzere bütün arabalar sıraya geçerek oğlan evine gelirler. Gelin çarşaflar tutularak indirilir. Damat gelini kapıda karşılayarak başının üzerinden bozuk paralar atar. Sonra koluna girerek gelin odasına çıkarır. Gelini görmeye gelen kadın davetlilere en yaşlı, en tanınmış olandan başlamak üzere yemek verilir. Akşam ise erkek davetlilere düğün yemeği ikram edilir. Yarı düğün olarak da adlandırılan nikâh töreni, bazı aileler tarafından düğünden önce, bazıları tarafından da yüz yazısı gününde yapılır. Damat yatsı namazından sonra arkadaşları ile evin kapısına gelir. Hocanın duasından sonra içeri sokulur. İçeride seccade üzerinde namaz kılıp, yüz görümlüğü vererek gelinin duvağını açtıktan sonra önceden hazırlanan şekeri birlikte yerler. Ertesi gün gelin paçalık denilen elbisesini giyer. Başında tel-duvak yoktur, elmasları ve yüzgörümlüğü takılıdır. Paça gününde düğün yemeğine kaymak ve paça tiridi eklenmiştir.

İstanbul Ansiklopedisi, Meltem CİNGÖZ

 

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir