Nedir

Kişilik Hakkı Nedir? Kişilik Hakları Nelerdir?

Kişilik hakkı nedir, ne demek, Kişilik hakları nelerdir, örnekleri.
Kişilik; Kişilere tanınan, hak sahibi olabilme ve borç altına girebilme ehliyeti.
Hukuk bakımından hak sahibi olabilen varlıklara kişi, hak sahibi olabilme ehliyetine de kişilik denilir. Kişilik, modern hukuk anlayışının sonucu, herkese ve eşit olarak tanınan bir haktır. Doğmakla kazanılır. İlk çağlarda ve köleli toplumlarda, köleler, yurttaş olarak kabul edilmediklerinden, kişiliklere ve dolayısıyla, kişiliklerine bağlı haklardan hiçbirine sahip değillerdi. Mülk edinmeleri yasak olduğu gibi, en temel hak olan yaşama hakları bile, efendilerine bağlıydı. İlk kez Fransız İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirgesi ile ilan edilen, herkesin doğuştan hür ve eşit olduğu ilkesi, zamanla hukuk alanına da yansımış ve herkesin doğmakla kazanılmış hakları olduğu ve kişiliğin doğuştan kazanıldığı temel hukuk kuralı haline gelmiştir.
Kişilik, gerçek kişilerde kural olarak, doğumla başlar. Birkaç saniye yaşamış bile olmak, kişilik kazanmak için yeterlidir. Bebeğin canlı doğup doğmadığı, bilimsel olarak belirlenir. Ciğerlerde, havanın varlığı canlı doğumun kanıtıdır. Canlı doğmak şartıyla, rahme düştüğü andan itibaren cenin de hak sahibi, doğumdan sonra da kişilik sahibi sayılır. Hak sahibi olmanın önemi, özellikle miras hukukunda kendini göstermektedir.
Tüzel kişiler ise, tüzükleri ile tüzel kişi olma iradesini açıkladıkları andan başlayarak, kişilik kazanırlar. Türk hukuk sisteminde, serbest kuruluş sistemi kabul edildiği için, bu yönde bir irade açıklaması yeterlidir. Kuruluşlarından sonra, çalışmaları denetime bağlı tüzel kişiler, mahkeme yolu ile kapatılana kadar, kişiliklerini korur, hak sahibi olabilir, borç altına girebilirler.
Medeni Kanun, tüzel kişilerin, nasıl kişilik kazanabileceklerini, ayrı ayrı belirtmiştir. Vakıflar, ikametgâhlarındaki asliye mahkemesi siciline tescil ile tüzel kişilik kazanırken, dernekler, ikamet ettikleri yerin en büyük mülki amirine, kurulduklarına dair bir dilekçeyi, sunmakla, siyasal partiler ise, kurucular listesini, İçişleri Bakanlığı’na vermekle tüzel kişilik kazanırlar. Amacı, kanuna ve genel ahlaka aykırı olan tüzel kişiler, cumhuriyet savcısının veya yasalarda gösterilmiş ilgili makamın (örneğin siyasal partilerde, cumhuriyet başsavcısının) isteği üzerine, yargı organlarınca (örneğin siyasal partiler, Anayasa Mahkemesi tarafından) fesh olunur.
Kişilik, gerçek kişilerde ölüm ile, tüzel kişilerde, saptanan sürenin dolması, fesih, feshedilme ve amaca ulaşılmasıyla sona erer. Gaiplik kararı da, gerçek kişilerde, kişiliği sona erdirir.
Medeni Kanun, kişiliğin son bulması ve kazanılması hallerin i, ayrıntılı olarak düzenlemiştir. Buna göre, bir hakkın kullanılması için, bir kimsenin bedenini veya öldüğünü yahut belirli bir zamanda ölü bir kişinin sağ bulunduğunu iddia eden kimse, iddiasını kanıtlamakla yükümlüdür. Birden çok kimseden, hangisinin önce, hangisinin sonra öldüğü belirlenemiyorsa, hepsi aynı anda ölmüş sayılırlar. Kişilikleri sona erer, hak ve borçları mirasçılarına geçer. Eğer, cesedi bulmak imkansızsa ve kişi, ölümüne kesin gözüyle bakılacak bir durumda kaybolmuşsa (örneğin düşen bir uçaktan hiç kimse sağ kurulamamışsa), o kişi, gerçekten ölmüş sayılır.
Gaiplik kararı ise, ölüm tehlikesi içinde kaybolmuş veya uzun zamandır kendisinden haber alınamamış kişinin, ölümünün muhtemel olması durumunda, yargıç tarafından verilen karardır.
Doğum ve ölüm nüfus sicilindeki kayıtlarla kanıtlanır. Nüfus sicilinde kayıt yoksa veya var olan kaydın güvenilir olmadığı kesinleşirse, herhangi bir delil ile durum kanıtlanabilir.
Tüzel kişiler ise, genel olarak, başlı başına bir varlığa sahip olmak üzere kurulan dernek ve şirketlerle, kendilerine özgü bir varlığı ve belirli bir gayesi bulunan kuruluşlar, sicillerine kayıtlarını yaptırarak, kişilik kazanırlar. Ancak, amaçları yasaya ve ahlaka aykırı olan dernek, şirket ve kuruluşlar, kişilik kazanamazlar.
Tüzel kişiler, insana özgü (cins, yaş vb) olanlardan başka, bütün hakları kazanır ve borç yüklenebilirler. Bunların medeni hakları kullanma yetkisi, yasa ve tüzüklerde gösterilen, gerekli organlara sahip olmalarıyla başlar.
Bu organlar şirketler ve dernekler, siyasal partiler için kendi kanunlarında ayrı ayrı gösterilmiştir. Ancak, asıl yetkili organ genel kurul, yürütme organı yönetim kuruludur. Yönetim kurulu, genel kurulun denetimine tabidir ve onun verdiği yetkileri, kuruluş amaçları doğrultusunda kullanır. Bu organların hukuksal tasarrufları ve diğer edimleri ile tüzel kişiliği ilzam ederler ve kusurlarından da sorumludurlar.
Her tüzel ve gerçek kişinin bir ikametgâhı vardır. Gerçek kişiler için ikametgah, yerleşmek niyetiyle oturduğu yer, tüzel kişiler için ise, tüzüğünde aksi belirtilmedikçe, işlemlerin yürütüldüğü yerdir.
Amacı, yasaya ve ahlaka aykırı olduğu için kapatılan tüzel kişilerin malları, kamu kuruluşlarına geçer. Son bulan tüzel kişilerin malları ise, yasa tüzüğünde veya kuruluş sözleşmesinde aksi kararlaştırılmamış ise veya yetkili organ aksini kararlaştırmamışsa, amacına uygun düşen, kamu müessesesine geçer.
Kişilikle birlikte kazanılan haklara, kişilik hakları denilir. Bunlar, devredilmez, vazgeçilmez ve miras yoluyla mirasçılara geçmez, haklardır. Kişilik haklarının başında yaşama hakkı gelir. Yaşama hakkı, devletin güvencesindedir. Ayrıca yasal savunma (meşru müdafaa) durumunda, kişi, kendi hayatını kendisi de koruyabilir. Kişinin, kendi yaşamından vazgeçmesi de düşünülemez. İyileşmesi imkansız bir hastanın, ölüme terk edilmesi de bu nedenle yasaktır.
Kişilik haklarından ikincisi, beden bütünlüğünün korunmasıdır. Buna, yönelik davranışlar, kişilik hakkının ihlali sayılır. Tıbbi müdahaleler, bunun dışındadır. Ancak, organların verilmesinde bile, yasa koyucu bazı sınırlamalar getirmiş, kendi rızası, veli veya vasisinin izni olmadan, çok özel durumlar dışında, tıbbi müdahaleleri bile yasaklamıştır. Organ nakilleri de, benzer şekilde düzenlenmiş, ölümden sonra, bağışı ise kabul etmiştir. Kadavra olarak kullanılması, otopsi yapılması da yakınlarının iznine bağlanmıştır.
Kişilik haklarının üçüncüsü, özel hayatın gizliliğidir. Anayasada da yer alan bu hükmün istisnaları, kamu düzeninin gerektirdiği bazı yasal önlemler olarak düzenlenmiş, 1982 Anayasası 20. maddesinde, herkesin, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahip olduğu belirtilmiş, gizliliğine dokunulamayacağını, adli soruşturma ve kovuşturmanın gerektirdiği istisnalar dışında, kimsenin üstü, özel kağıtları ve eşyasının aranamayacağını ve el konulamayacağını söylemiştir. Konut dokunulmazlığı da, özel hayatın gizliliğinin bir devamıdır. Yine, anayasada güvence altına alınan haberleşme de, kişilik haklarının içine girer.
Kişilik haklarının dördüncüsü, şeref ve haysiyettir. Kişinin, toplum içindeki yerinin göstergesi olduğundan,, şeref ve haysiyet, kişilik haklarından sayılmış ve ihlal edilmesi halinde tazminat hakkı tanınmıştır. Ayrıca, ihlal Ceza Kanunu kapsamına giriyorsa, ayrıca cezalandırılır.
Kişilik haklarının beşincisi hür olmaktır. 
Kişilik haklarının altıncısı resimdir. Kişinin izni olmadan, resminin yayınlanması yasaktır. Ancak, yasa koyucu, toplumun sürekli beğenisini almış, ve daha yakından tanımak istediği kişilerle ilgili, haberlerden yoksun kalmasını önlemek amacıyla, bu konuda toplumsal bazı ayrıcalıklar getirmiş, bu kişilerin resimlerinin yayınlanmasını, kendi rızaları olmasa bile, kişilik haklarına tecavüz saymamıştır. Bunun da istisnası, bu resimlerin özel yaşama ilişkin olmasıdır. Son kişilik hakkı ise, isim hakkıdır.
Kişilik hakları, hem kişinin kendisine karşı, hem de üçüncü kişilere karşı korumaya alınmıştır.
Kişiliğin, kişinin kendisine karşı korunmasından amaç, bu haklardan, vazgeçmesini önlemektir. Zorlama, baskı gibi nedenlerle, haklarından vazgeçmek zorunda kalabileceklerini düşünerek, yasa koyucu önlemler almıştır.
Hak ehliyeti yönünden koruma: Hiç kimse hak ehliyetinin, bir kısmından veya tümünden vazgeçemez. Bu tür işlemler yok sayılır.
Fiil ehliyeti yönünden koruma: Hiç kimse, bir hak elde etmeyeceğini veya borç altına girmeyeceğini taahhüt edemez. Herkes, fiil ehliyetini, bazen bir kazanç, bazen bir borç için kullanmak zorundadır. Yasa koyucunun bu kısıtlamaya gidişindeki amaç, kişinin baskı sonucu, başkaları tarafından kendi hakkını kullanması veya kullanmaması sonucu elde edeceği haksız kazancı önlemektedir.
Hürriyetler bakımından koruma: Hiç kimse, özgürlüklerini devredemez ve ahlaka aykırı olarak sınırlayamaz. Yasal sınırlamalar, bunun dışındadır.
Kişiliğin üçüncü kişilere karşı korunmasında, izlenebilecek dört yol vardır. Kişi, muhtemel bir haksız tecavüzü önlemek için, önleme davası açabilir. Kişilik haklarına var olan bir tecavüzün halen sürdürülmesi durumunda, durdurma davası açılabilir. Yapılmış veya yapılacak bir saldırının, kişilik haklarını ihlalini belirlemek izin tespit davası açılabilir. Bu üç durumda da saldırıda bulunan kişinin, kusurlu olması şart değildir, önemli olan olgunun varlığıdır.
Son yöntem, tazminat davalarıdır. Artık burada, kusur söz konusudur. Zararın türüne göre, maddi veya manevi tazminat davası ve yasanın uygun bulduğu durumlarda her ikisi birdende açılabilir.
Büyük Kültür Ansiklopedisi 7 Cilt 2705
 

Daha Fazla Göster

ebilge

1983 Elazığ doğumluyum. Gazi Üniversitesi, Türk Halkbilimi ( 2008) mezunuyum. Kültürel Bellek sitesinin kurucusu, aynı zamanda tek içerik üreticisiyim. 2010 yılında yayın hayatına başlayan Web sitesinin öncelikli amacı; Kültürümüzün korunması, yaşatılması ve gelecek kuşaklara aktarılmasıdır. İletişim kurmak isterseniz,serkan.gakko@gmail.com adresine eposta gönderebilirsiniz. Size en kısa sürede geri dönüş sağlamaya çalışacağım.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı