Güncel

Kıta Sahanlığı Nedir, Tarihi, Kaç Mil?

Ülkelerin karasularının ilerisinde uzanan deniz bölgesi altındaki kaynakları da kullanabilme hakkı.

Son yıllarda deniz hukukunda ve milletler arası ilişkilerde sık sık kullanılan kavram ilk kez ABD başkanı Truman tarafından 1946’da ortaya atılmıştır. Meksika körfezinde petrol araştırmaları yapmak isteyen ABD, ülkelerin karasularının ötesindeki deniz bölgesinin altındaki bir kısım kaynakları olduğunu ileri sürerek, bunu kıta sahanlığı olarak adlandırmıştır. Konu, birçok bilimsel ve milletler arası toplantıya temel olmuş, 1958’de Cenevre’de yapılan Birleşmiş Milletler Birinci Deniz Hukuku Konferansında bir sözleşmeye bağlanmıştır.

Sözleşmede kabul edilen ana ilke, ülkelerin karasularının bitim sınırından başlayarak, 200 metre derinliğe kadar olan deniz altındaki arazinin kıta sahanlığı sayılmasıdır. Kıta sahanlığında, karasularında olduğu gibi deniz genişliği değil, deniz derinliği esas alınmıştır. Bu sözleşmeye göre, kıta sahanlığı alanı iki ülke arasında kalıyorsa, bunun paylaşılması aralarında yapılan özel bir anlaşma ile kararlaştırılacak, ülkeler arasında anlaşma sağlanamazsa, denizin orta yerinden geçen çizgiye (media hattı) göre paylaşılacaktır.

Kıta sahanlığı kavramının birden bu kadar önem kazanması, ekonomik nedenlere dayanmaktadır. Deniz altındaki kaynakların henüz el değmemiş olması, diğer yandan yeryüzündeki kaynakların ise, sürekli kullanılmaktan azalması, burada mevcut madenlerin önemini ve değerini artırmaktadır.

Deniz Altında nükleer denemeler yapılması, hem ekolojik dengenin bozulmasına, hem de kaynakların savrulmasına yol açtığından, Birleşmiş Milletler genel kurulu, 1971 Şubatında bir karar alarak, karasularının ötesindeki deniz diplerine ve toprak altlarına nükleer ve diğer kitlevi imha silahlarının yerleştirilmesinin yasaklanması konusunda yaptığı genel bir anlaşmayı imzaya açmıştır. Bu, kıta sahanlığının ekonomik değeri yanında, askeri ve siyasal açıdan önem kazandığını göstermektedir.

Bu konuda ortaya atılan yeni bir kavram da, devletlerin kıyılarından ileriye, derinliğe bakılmaksızın, 200 mil genişliğinde bir kuşak içinde, ekonomik hak ve çıkar sahibi olduklarını ileri süren, ekonomik bölge kavramıdır. Bunun sonucunda, karasularının ilerisindeki açık deniz üstü, her ülke için serbest bölge olacak, ancak altı ve bir kısım balıkçılık bölgesi, kıyı devletince kullanılacaktır.

Büyük Kültür Ansiklopedisi 7 Cilt 2673

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir