Kitap Özetleri

Konuşma Kitap Özeti

 Konuşmak Kitap Özeti. Metin İlk’in Konuşmak kitap içeriği, konusu, hakkında kısaca bilgi. Konuşmak Özeti.

Dokuz hikâye. İlk hikâye Köşeler ‘de orta yaşlı hükümlü Altındiş, ihbarlarıyla birçok delikanlının başını yaktığından, cezaevinde hiçbir yakınlık görememiştir; günü dolar, çıkar, eski buluşma yerleri olan kahvede aynı soğuklukla karşılanır: lanetlidir.
Diriliş hikâyesinde kırk yıllık evliliği boyunca kuru ekmek ve birazcık katıktan başka bir şey görmemiş, veremli kızını gıdasızlıktan kaybetmiş Kadın İsa, şimdi de ölen kocası dülger Koca Adam’ın cenazesini hangi para ile kaldıracağını düşünürken, aklına kocasının, pehlivanlık günlerinden kalma kispetini satmak gelir. Tahta bavulda saklı kispetin çil çil nikel, yepyeni kâğıt paralarla dolu olduğunu görünce; kendilerini aç bırakmış, göz göre göre kızının ölümüne kayıtsız kalmış yataktaki cesede saldırır; ölünün yüzüne yüzüne çarpar kispeti ve kaptığı soba küreğini indirir ölüye; kıyasıya vurur.
Başgöz Etmede zengin bir koca bulup kendilerini rahata kavuştursun telkinleriyle büyütülmüş bir kız, babasız bir çocuk doğurursa da anne, ümidini yitirmemiştir. Kızlık zarını diktirdiği kızının er geç bir mühendisle evleneceğini ummaktadır.
Sürgünden Sonra hikâyesi, iki gencin, bir sürgünlük dönüşü, bilinçaltlarında yer etmiş türlü korkulan çevresinde oluşuyor. Toprak Uğruna’da 1933’lerde ilçenin kenarındaki Kemiklidere’ye yerleşmiş Silsüpür ailesinin küçük oğlu Bayram, zar zor alınmış tarlayı, baba ölünce bırakır gider. Kardeşi Kurban ise orada kalır, çoluk çocuk sahibi olur. Biraz feraha çıkmışlardır ki, Bayram’ın hak istemesi, tarlanın satılmasına yol açar. Artırmada ellerindeki son paraları da gözden çıkararak, çetin zahmetlere mal olmuş tarladan kopmak istemezler Bayram ve karısı.
Kokusu hikâyesinde grev için imza toplayan, elebaşı Çopur Osman, işçilerden Naci’nin muhalefetiyle karşılaşınca, Naci’nin karısına dil uzatır. O hırsla eve gelen Naci, hâmile karısını döver, kovar. Aliye, kahveye girer, oyuna dalmış Osman’ın karşısına dikilir, yüzüne tükürür. Kanlı tükürük, bıyıklarından aşağı sızarken, iftiracı hiçbir şey diyememiştir. Yalan Umut, bir beyin yanma hizmetçi verdiği kızını aramaya İstanbul’a gelmiş bir köylünün, elindeki eski bir telefon numarasıyla hiçbir sonuç alamayışını anlatıyor.
Konuşmak hikâyesinde kömür işçisi Abdullah, arkadaşı Recep’in bütün hakaretlerini sineye çeker ve konuşmaz hiç. Sabırla, bir zamanı bekler; gündeliklerini almaz patrondan ve sonunda açar ağzım: Köyüne dönecektir, patronunun karşısında konuşur ilk defa. Patrondan birikmiş parasını hemen vermesini ister: Bir emir, korkunç bir tehdittir konuşması.
Sonuncu hikâye Ayakların Durumu’nda otuz yedisinde bekçi Mahmut, en büyüğü dokuz yaşında dört çocuğuna bayramlık hiçbir şey alamamıştır, üzüntülüdür. Gece devriye gezerken, İki buçuk Terzi’nin dükkân kepenklerinden ışık sızdığını görür: Terzi, önlerine rakı koyduğu kalfalarını sabaha kadar çalıştıracaktır. Mahmut, saat yirmi ikiden sonra çalışılmayacağım söylerse de terzi, kandırır zavallıyı; oturtur, rakı içirir ona. Bekçi, neden sonra, görevini unutmuş, dükkânden ayrılır. Terziyle iki kalfa paydos edip çıktıklarında, bekçiyi kaldırıma upuzun serilmiş bulurlar: Ömründe ilk defa içtiği rakıyla sarhoş olmuş, sızmıştır; postalları da yoktur ayaklarında.
 
 
 
 
 

Daha Fazla Göster

ebilge

1983 Elazığ doğumluyum. Gazi Üniversitesi, Türk Halkbilimi ( 2008) mezunuyum. Kültürel Bellek sitesinin kurucusu, aynı zamanda tek içerik üreticisiyim. 2010 yılında yayın hayatına başlayan Web sitesinin öncelikli amacı; Kültürümüzün korunması, yaşatılması ve gelecek kuşaklara aktarılmasıdır. İletişim kurmak isterseniz,serkan.gakko@gmail.com adresine eposta gönderebilirsiniz. Size en kısa sürede geri dönüş sağlamaya çalışacağım.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı