Kitap Özetleri

Linç Kitap Özeti

Linç Kitap Özeti, Linç Kitap içeriği, konusu, yazarı. Kerim Korcan’ın Linç kitabı hakkında bilgi. Linç Romanı Özeti 

LİNÇ

Büyük vilâyetlerden birinde aşçılık yapan bir adamın tek oğlu Kadir Güler, kız kaçıran bir arkadaşına yardım ederken önlerine engel çıkınca arkadaşı uğruna birisini yaraladığı için, öldürmeye teşebbüsten hapishaneye düşmüştür. Cezaevinde adı Arap Kadir’dir. Her ay babasından gelen biraz para, zamanla gelmez olur. Arap, hapishanenin azılı mahkûmlarından Fethi Bey’e uyarak disiplin suçu işler, zindana kapatılır, bir gece binbir zahmetle pencereden kaçar, dört gün dağlarda dolaşır, aç kalınca köye iner. Arabi güleryüzle karşılayan muhtar, jandarmaya haber salar, Arap tekrar zindana atılır. Hep orada kalacağı tehdidi karşısında bu sefer de müdürü yaralar. Ağır ceza mahkemesi bu yaralamada ağır tahrik bularak Arab’ı ancak kırk güne mahkûm eder. Mahkemenin bu kararı üzerine itibarlarının daha da sarsıldığım düşünen cezaevi yöneticileri, Arab’ı tekrar eski zindanına kapatırlarsa da, yedi senedir o cezaevinde genç bir siyasî mahkûmun Arab’ı koruyarak Adalet Bakanlığına telgrafla bir mahkûmun intihara zorlandığını bildirmesi üzerine, vazgeçerler işkencelerinden. Arap, tecritten çıkarılmış, koğuşa alınmıştır; zamanla kendine gelir: Kötülük görmedikçe iyi adam olacaktır. Kütahya’dan sürgün üç mahkûmun Arab’ın bulunduğu koğuşa verilmesi, Arab’ın koyduğu kumar yasağını bunların dinlemeyişi, yeni bir çatışmaya yol açar. Üç mahkûmun Arab’a saldırması başgardiyan tarafından görünüşte önlenirse de, mahkûm arkadaşlarının selâmeti sebep gösterilerek Arap, yeniden tek başına bir hücreye kapatılır, dokuz ay orada kalır. Başgardiyan, Arab’ın can düşmanıdır; serkeşliklerini Arab’a pahalıya ödetecektir. Yalnızlık bunalımları içinde şiddetli baş ağrıları çeken Arap, doktora çıktığı bir gün, dönüşte bir fırsatmı bularak başgardiyanın odasına dalar, ceketine gizlediği bir bıçakla başgardiyanı yaralar. Haberi duyan, idarenin adamları mahkûmlar “babalarının vurulduğu” gerekçesiyle Arab’a saldırırlar. Kanlı kavgayı jandarma güçlükle bastırır. Arap gene taş hücreye kapatılır, beton üstünde on gün yatar, yaralıdır, bitkindir. Derken kapısı açılır, çağırılır: Başgardiyanın odasında, başgardiyan muavini ile gardiyanların karşısındadır. Muavin, Arab’a koğuşuna iade edileceğini bildirir. Fakat mizansen hazırlanmış, her şey düşünülmüştür: İyice doldurulmuş mahkûmlar, müdürü, başgardiyanı yaralamayı hayatıyla ödetirler Arab’a: Daha koğuşa varamadan, bahçede koridorlarda peşinden yetişen ölüm mangası bir kalabalığın sopa ve bıçak darbeleri altında cansız yere serilir. Öldüğünde yirmisini henüz doldurmamıştır.
Bazı sayfalarındaki değinmelerden ve Seyyid Bilâl türbesinden bahsedilmesinden (s. 33, 46, 81, 168) anlaşıldığına göre, olayları Sinop cezaevinde ye 1950’lere doğru geçen roman; ıslâhı mümkün bir hükümlünün hapishane yönetimindeki cahillik, haksızlık ve zulümler yüzünden isyana ve ölüme itilişinin, yerinde gözlemlere dayanan acıklı öyküsüdür. 1970’de önce filme alındı, sonra da oyunlaştırılıp Ankara Sanat Tiyatrosu’nda sahneye kondu.
 
 
 
 
 

Daha Fazla Göster

ebilge

1983 Elazığ doğumluyum. Gazi Üniversitesi, Türk Halkbilimi ( 2008) mezunuyum. Kültürel Bellek sitesinin kurucusu, aynı zamanda tek içerik üreticisiyim. 2010 yılında yayın hayatına başlayan Web sitesinin öncelikli amacı; Kültürümüzün korunması, yaşatılması ve gelecek kuşaklara aktarılmasıdır. İletişim kurmak isterseniz,serkan.gakko@gmail.com adresine eposta gönderebilirsiniz. Size en kısa sürede geri dönüş sağlamaya çalışacağım.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı