Biyografi

Michelangelo Antonioni Hayatı ve Filmleri

 Michelangelo Antonioni kimdir, Michelangelo Antonioni hayatı, biyografisi ve filmleri hakkında bilgi.
Bu İtalyan, filmlerinde, her yönetmenden daha çok, insanın yalnızlığı ve yabancılaşması konularını işledi. Bunu yaparken çoğu kez ikna edici bir aksiyona gereksinim duymadan gözlem ve düşüncelerini uyumlu bir bütün haline getirdi.

Antonioni, Ferrara’da bir çiftlik sahibinin oğlu olarak dünyaya geldi. Bo-logna’da ekonomi politik okurken bir günlük gazete için film eleştirileri yazıyordu. 20’li yılların sonunda Roma’ya gelerek “Cinema” ve “L’ltalia libera” dergileri için çalıştı ve aynı zamanda film senaryoları yazdı.

1943’ten Sonra: Belgesel Filmler Antonioni 1942 yılında yönetmen Marcel Camt!’nin asistanlığını üstlendi. Buna rağmen 1942’yi izleyen yıllarda uzun metrajlı eğlence filminden uzaklaşarak, dört yıllık bir çalışma sonucu Genlel del Po (Po’nun İnsanları, 1943-47) adlı belgesel filmi çekti. 1952’de savaş sonrası gençliğinin sorunlarını ele alan yarı belgesel bir film olan / venti’yi (Çağımızın Çocukları) gerçekleştirdi. Ahlaki açıdan bilinçlendirilmemiş İtalyan, Fransız ve İngiliz gençlerinin kaderlerini ele alarak toplumsal koşulları çok ağır bir biçimde eleştirdi.

1953: tik Uzun Metrajlı Filmi Antonioni ilk uzun metrajlı filmi Cronaca di un amore’yi (Bir Aşkın Tarihçesi) 1953 yılında çekti. Bu filmde bir sanayici, karısının mazisini araştırır. Bunun üzerine karısı, vaktiyle birlikte cinayet işlediği gençlik arkadaşıyla ilişkiye girer. Bu yapıt tarz olarak, Antonioni’nin tipik film çevirme metodunu gösteriyordu. Antonioni akıcı kamera hareketleriyle bir öyküyü değişik zaman ve bilinç düzeyleri içinde anlatırken biçimsel bir anlatma strüktürünü gerekli bulmuyordu.

1957’den Sonra: İnsanın Yalnızlığı: Antonioni en önemli filmlerini 50’1i yılların sonuyla 60’1ı yılların başında çekti. Bu filmlerinde en çok sevdiği konuları, insanın yalnızlığıyla yabancılaşmasını ve modern toplumda aşkın olanaksızlığını, değişik varyasyonlarıyla çekti. Bunlara uygun olarak İl grido (Haykırış, 1957) adlı filmde, sevdiği kadın kendisiyle evlenmek istemeyince, işçi adam kızıyla birlikte gezmeye gider ve sonunda ölüme atlar. L ‘avventura (Macera, 1959) adlı film, seyircilerin çok sabırlı ve dikkatli olmasını gerektirdiği halde, Antonioni’yi ilk defa dünya çapında başarıya ulaştırdı. Antonioni sinema dramatürjisinin tüm yasalarını çiğneyerek değişik gözlem, duygu ve analizlerin karışımından oluşan bir film yarattı. Bir deniz yolculuğunda geçen yapıtın konusu aşkın geçiciliğidir.

La notte (Gece, 1960) adlı filminde Antonioni insan hayatının boşuna oluşunu konu eder ve aralarında konuşacak hiçbir şey kalmamış olan bir kan-kocayı (Jeanne Moreau ve Marcello Mastroianni) gözetler. Önemsiz görünen ayrıntılar birbirlerini izlerken, taşıdıkları önem ancak aralarındaki bağlantı ortaya çıktıktan sonra anlaşılır. Antonioni’nin filmlerinin çoğunda olduğu gibi, burada da boşluğu hisseden ve sorunları açıkça ortaya dökmekten kaçınmayan, kadındır.

1964: İlk Renkli Filmi Antonioni 1964 yılında konularını çeşitlendirdi ve ilk renkli filmi olan il deserto ros-so ‘da (Kızıl Çöl) psikolojik bir hastalığı ele aldı. Bir mühendisin karısı, geçirdiği bir araba kazasından sonra korku nevrozuna kapılır. Kadının, ayrı ayrı psikolojik durumlarını gözle görünür hale getirebilmek için Antonioni bu filmde renkli yabancılaştırma efektleri kullandı.

1966’dan Sonra: Dış Ülkelerde Çalışması Antonioni, bir Amerikalı dağıtım şirketi tarafından dünya çapında pazarlanacak olan ilk filmi Blow Up‘ı (Cinayeti Gördüm) İngiltere’de çevirmek için, İtalya’yı terk etti. Burada bir fotoğrafçı büyütülmüş bir fotoğrafta bir cinayetle ilgili izler gördüğüne inanır. Bu yanıltıcı öykünün konusu fotoğraf ile gerçek arasındaki ilişkiden ibaretti. “Swinging Sixties” (Hareketli 60’lar) Londra’sında geçen bu filmin başarısı Antonioni’ye, insanlıktan çıkmış bir tüketim dünyası olan Amerikan rüyasına bakış açısını gösteren, Zabriskie Point (1969) adlı Amerikan filminin yönetmenliğini sağladı. Bu zamana kadar Antonioni’nin filmlerine damgasını vuran kameranın sakin bir biçimde kullanılması ve yumuşak bir ışıklandırma yerine sanatçı burada ilk defa çok hareketli bir kurgulama uyguladı. 1973’de gösterime giren Professione:
Reporter (Mesleği: Muhabirlik) adlı filmde Antonioni Jack Nicholson’ı başrolde oynatarak kendisinden kaçan bir insanı gösterdi.
1982: Yaşlılık Yapıtı Identificazione di una donna (Bir Kadının Kimlik Arayışı, 1982) adlı filminde Antoni-oni bir kez daha bağımsız olarak yapıtlarının başlıca konularını çeşitlendirdi ve kadınla erkek arasındaki yabancılaşmayla ilgili olarak insanları düşünmeye davet etti. Bu film gösterime girdikten sonra, 1948’den beri Flora Lampronti ile evli olan Antoni-oni, uzun bir süre meslek hayatından uzak durdu. 1983’te “Bowling am Tiber” (Tiber Nehrinde Bowling Oyunu) adlı bir öykü kitabı yayınladı. 1995’de hastalığına karşın sete döndü ve Wim Wenders’le birlikte Al di la delle Nuole (Bulutların Ötesinde) adlı filmi çekti. Just to be together (1999) ve Destinazione Verna (1999) yönetmenin son filmleridir.
 
 
 
 
 

Daha Fazla Göster

ebilge

1983 Elazığ doğumluyum. Gazi Üniversitesi, Türk Halkbilimi ( 2008) mezunuyum. Kültürel Bellek sitesinin kurucusu, aynı zamanda tek içerik üreticisiyim. 2010 yılında yayın hayatına başlayan Web sitesinin öncelikli amacı; Kültürümüzün korunması, yaşatılması ve gelecek kuşaklara aktarılmasıdır. İletişim kurmak isterseniz,serkan.gakko@gmail.com adresine eposta gönderebilirsiniz. Size en kısa sürede geri dönüş sağlamaya çalışacağım.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı