Kültür

Muharrem Ayı Adetleri

Muharrem ayında neler yapılır, neden oruç tutulur, muharrem ayının özelliği nedir, bu ayda yapılan uygulamalar hakkında bilgi.

Hicri takvimde yılın ilk ayı olan muharrem, Müslümanlarca kutsal sayılır. Hz Adem’in tevbesi, Hz Musa’nın firavunun elinden kurtuluşu, Nuh tufanının bitişi, Hz İbrahim’in Nemrut’un ateşinden kurtuluşu, Hz Eyüp’ün şifa buluşunun bu aya rastladığına inanılır.

Muharrem ayında birbiriyle akran olanlar el sıkışır, tebrikte bulunulurdu. Büyüklerin elleri tıpkı bayramlarda olduğu gibi öpülürdü. Bu tebrikler sırasında verilen paralar uğur kabul edilir; harcanmaz, saklanırdı. Eski sadrazamlar, şeyhülislamlar ve diğer devlet büyükleri saraya giderek padişaha tebriklerini arz ederler; padişahtan “muharremiye” denilen armağanlar alırlardı. Yakın zamanlara kadar muharremin ilk gününde, akraba ve yakın dostlar birbirlerinden borç para alırlar, daha soma da aldıkları bu borcu ödemezlerdi. Zamanla ödemedikleri bu borç hatırlatıldığında “Yeni yılınız mübarek olsun” denilerek bir şaka yapıldığı ve artık paranın alınamayacağı söylenirdi.

Alevî ve Bektaşîlerce muharrem ayı matem ayı olarak kabul edilir ve bu günlerde “su orucu” tutulurdu. Sulu gıdaların yenilip suyun katiyetle içilmediği bu zamanlarda sakal tıraşı olunmaz, çamaşır değiştirilip yıkanmaz, aynaya bakılmaz, şarkı söylenmez, bir şey koklanmaz, canlılara bitki ve hayvan dahi olsa zarar verilmez, tütün içilmezdi. Bu oruç, muharrem ayının onuncu gününe kadar sürerdi.

Bektaşi tekkelerinde muharrem ve aşure törenleri uzun ve ayrıntılı bir gelenekti. 1. Muharrem’den başlayarak Bektaşîlerin yabancılarla görüşmeyip kapalı bir hayat yaşamaya başlamaları 10 günlük oruç ya da su orucunda dünyevi zevklerden uzak durmaları bu aya özgüdür.

Hz Muhammed’in torunu Hz Hüseyin’in Kerbela’da şehit edilmesi dolayısıyla muharremin onuncu günü özel bir öneme sahipti, İstanbul’da onuncu günde billur bardaklar dolaplara kaldırılarak su, bakır veya toprak kaplardan içilirdi. Fakat bu ayın özelliğine hürmeten, Şii olsun, Sünni olsun her kesimde kana kana su içilmezdi. Yine bu ayda düğün yapılmaz, aşırıya kaçan eğlenceler de düzenlenmezdi. Muharrem ayı boyunca İstanbul sokakları, şehit edilme olayını kendilerine mahsus şiirlerle anlatan ve “goygoycu” denilen kör dilencilerle dolardı.

Muharrem ayının İstanbul halkınca belki de en sevilen tarafı şüphesiz ki pişirilen aşureydi. Aşureler, herkesin gücüne göre değişik şekillerde süslenerek mahalle arasındaki komşulara dağıtılırdı.

İstanbul’daki İranlılar muharrem ayında 10 gün Karaca Ahmet’teki tekkelerinde çeşitli ayinler yapar, onuncu günde, “matem gecesi” düzenlerlerdi. Muharremin 10. günü halktan da birçok kişi Üsküdar’a akın ederek buradaki törenlere katılırdı. Akşam vakti yaklaştığında bütün bu kalabalık, yollara dökülür, önde giden İranlı hocaların başkanlığında mersiyeler, kasideler okurlardı. Çeşitli yazılarla donatılmış pankartlar, kanatları kırmızıya boyanmış güvercinler, sırtlarım zincirlerle döven dervişler, bu törenlerin ilginç görüntülerinden bazılarıydı. İstanbul tekkelerinde 10 Muharrem’de her tekkenin kendine özgü gelenekleri çerçevesinde mersiye okunması, aşure pişirilmesi vazgeçilmez uygulamalardandı. İstanbul’da bu törenlerin ilki Kocamustafapaşa’daki Sünbül Efendi Tekkesinde yapılır, bunu diğer tekkeler izlerdi.

Muharrem ayında Kerbela olayını canlandırmak için mersiyeler, Maktel-i Hüseyin, Fuzuli’nin Hadikatu’s-Süeda gibi eserlerinin günlere bölünerek okunması âdetti. Ayrıca, çeşitli adlarla anılan hikâye anlatıcıları da insanların toplu olarak bulundukları tekke, zaviye, kahve gibi yerlerde ve evlerde Kerbela olayını kendi tarzlarına göre canlandırırlardı.

Son yıllarda İstanbul’un bazı kenar semtlerinde nüfus yoğunluğu kazanmış olan Şii-Azeri vatandaşlar muharremde kitlesel olarak yas tutmakta, Kerbela olayını İran’daki taziye törenlerini andıracak biçimde canlandıran temsili gösteriler düzenlemektedirler.
Uğur Göktaş- İst Ansik.
 
 
 
 

Daha Fazla Göster

ebilge

1983 Elazığ doğumluyum. Gazi Üniversitesi, Türk Halkbilimi ( 2008) mezunuyum. Kültürel Bellek sitesinin kurucusu, aynı zamanda tek içerik üreticisiyim. 2010 yılında yayın hayatına başlayan Web sitesinin öncelikli amacı; Kültürümüzün korunması, yaşatılması ve gelecek kuşaklara aktarılmasıdır. İletişim kurmak isterseniz,serkan.gakko@gmail.com adresine eposta gönderebilirsiniz. Size en kısa sürede geri dönüş sağlamaya çalışacağım.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı