Biyografi

Necip Fazıl Kısakürek Edebi Kişiliği Kısaca

Necip Fazıl Kısakürek  Edebi Kişiliği Kısa (Kısaca Özet) Necip Fazıl Kısakürek Edebi kişiliği, üslup özellikleri ve eserlerinin konusu hakkında kısa özet bilgi
İlk şiirlerinde mistik tekke zevkiyle çağdaş Fransız şiirinin bir çeşit karmasını oluşturan, zaman zaman da beşeri zaafın ve. duyguların heyecanlarını dile getiren Necip Fazıl Kısakürek; kendine özgü anlatım tarzı ve nazım şekilleriyle, cumhuriyet döneminin öteki hece şairlerinden ayrılık gösterdi. Bu arada sosyal temaları da ince bir lirizmle enine boyuna işledi.
Büyük Doğuyu ilk çıkardığı vakit hâlâ bu sanat anlayışının içindeydi. Ancak aynı dergiyi daha sonraki çıkarışlarında giderek bu tarzından ve zevkinden uzaklaştı. Sanatını hemen bütünüyle tasavvufa ve dini vec-de yöneltti. Zaman zaman monotonluğa düşmekle birlikte bu yolda da seçkin manzumeler meydana getirdi. Nazımının düzgünlüğü ve sağlamlığı ve dile hakimiyeti ise hiçbir zaman azalmadı. Nesir dili oldukça karmaşık olmakla birlikte, bu alanda da daima güçlü ve çarpıcı bir üsluba sahip olarak kaldı. Türk tiyatro edebiyatının manaca sahneye aktarılması belki zor, fakat— en değerli örneklerin bir kısmını meydana getirdi. Bunlarda insanoğlunun iç dünyasını, değişik ihtiraslarını ve çalkantılarını işledi. Şairliğinin ve tiyatro yazarlığının dışında bir mücadele, dava, inanç adamı olarak fıkralar, makaleler, sohbetler, denemeler, biyografiler, hikayeler ve anılar kaleme aldı.
Necip Fazıl, cumhuriyetin kuruluşundan sonra adı duyulmaya başlayan şairlerden biridir. 12 yaşından itibaren şiir yazmaya başlamış, 17-18 yaşlarında sanat ve edebiyat çevrelerinde beğenilip geniş ilgi görmüştür. XIX. yüzyıl Fransız şiir anlayışını, Türk dilinin incelikleriyle besleyerek büyük başarı göstermiştir. Şiirlerinde hece ölçüsünü kullanmıştır. Ancak bu ölçüyü kendisinden öncekilerden farklı biçimde kullanarak şiire yeni bir ruh ve ahenk vermiştir. 1943 yılına kadar yazdığı şiirlerini her yaşta ve her düşüncede insan okumuş, her zevkten insan onu kabul etmiştir.
Kendisine göre şiirleri, “Ondan önce, Onunla beraber ve Ondan sonra” diye üç döneme ayrılır. “O” diye belirttiği kişi, 1934’te tanıdığı Nakşi şeyhi Seyyit Abdülhakim Arvasi’dir. Bu kişi, 1943 yılında ölmüştür. Şiirlerinde daha çok evren, insan, madde ve ruh konularını işlemiş, İkinci Dünya Savaşı yıllarında ve özellikle 1943’ten sonra bu alandaki çalışmalarını mistik dünya görüşüne ve siyasal eğilimlere yöneltmiştir.
Şiirden başka hikaye, roman, tiyatro, fıkra, makale ve deneme türlerinde de eserler vermiştir. Dini, tasavvufi konularda yazdığı eserler ise azımsanamayacak kadar çoktur. Büyük Doğu’da.önce tek parti yönetimini eleştirmeye başlamış, ardından Tanzimat sonrası tüm Batıcılığa cephe almış, gittikçe değişen ve mistik dünya görüşüne daha sıkı bağlanan bir şair olmuştur. Yakından tanıyan bazı edebiyatçılar, onu, 1943 öncesi ve sonrası olarak iki bölümde nitelemişlerdir. Çünkü 1943’ten sonra şairin düşünce dünyasında köklü değişmeler olmuş, kalemini gittikçe dine, tasavvufa vermiştir.

Daha Fazla Göster

ebilge

1983 Elazığ doğumluyum. Gazi Üniversitesi, Türk Halkbilimi ( 2008) mezunuyum. Kültürel Bellek sitesinin kurucusu, aynı zamanda tek içerik üreticisiyim. 2010 yılında yayın hayatına başlayan Web sitesinin öncelikli amacı; Kültürümüzün korunması, yaşatılması ve gelecek kuşaklara aktarılmasıdır. İletişim kurmak isterseniz,serkan.gakko@gmail.com adresine eposta gönderebilirsiniz. Size en kısa sürede geri dönüş sağlamaya çalışacağım.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı