Halk Bilimi

Nikah Merasimi

Elazığ’da Nikah Merasimi; İshak Sunguroğlunun, Harput Yollarında kitabından aktarılmıştır.
Sayın okuyucularım! Şimdi sizlere eski usul bir nikâh merasiminin paragrafını bütün ayrıntılariyle anlatmağa çalışacağım. Cehiz yazma ve nikâh kıyma günlerinden bir kaç gün evvel, ilgililer tarafından memleketin Kadısına şifahen müracaat edilerek Evlenme İzinnamesi istenirdi. Kadı Efendi de Mahallesi İmamına hitaben aşağıda İzinnameyi yazar verirdi.
Bu İzinname, Cehiz yazma ve Nikâh gününde davetliler arasında bulunan Mahalle İmamı Ef. ye verilirdi. O devirlerde her hangi bir kadın veya bir kız erkeklerin yanına başı yüzü açık çıkamaz ve konuşamazdı. Bu sebeple İzinnamede ismi yazılı kız vekili yine İzinnamede isimleri yazılı iki şahidi de yanına alarak Harem dairesine gider.. Gelinin bulunduğu odanın kapısı önünde dururlar.. Kızın vekili, oda kapısının arkasında bulunan kıza hitaben:
Efendiye nikâhının kıyılması için beni vekil ediyor musun? diye sorunca, içeriden evvelâ hıçkırıklarla dolu bir ağlama sesi işitilir.. Gelin kız, bu soruya kolay kolay cevap veremez.. Nasıl verebilsin ki, bu Evet, o kızın bütün hayatı boyunca saadet veya felâketinin sebebi olabilirdi. Bu yaşa kadar büyüdüğü, yetiştiği bu sıcak ana baba yuvasından kendisini ebediyyen ayıracak olan bir Evet.. Sonra bilmediği, tanımadığı hattâ yüzlerini bile görmediği yabancı bir aile içine.. Huyunu, tabiatini bilmediği bir erkeğin kolları arasına kendi kendini teslim edecek olan bir Evet.. Buna kolay kolay Evet’ denilemezdi. Bu yönden Gelin kız haklıydı ve göz yaşlan da tam yerindeydi. Aradan dakikalar geçiyor.. Dışardakiler sabırsızlanıyorlar.. Gelin hâlâ kendine gelememiş.. Ağlayıp duruyor. Nihayet içerdeki kadınların ibram ve israriyle kurumuş, solgun dudakları arasından güç hâl bir Evet kelimesi çıkabiliyor ve bu kelimeyi dışarıda işitenler de hemen selâmlık tarafına geçiyorlar.
Bunun üzerine İmam Ef. misafirlerin bulunduğu yerde veyahut diğer bir odada hususî surette hazırlanmış olan bir minder üstüne diz çökerek oturur.. Şahitleri sağına ve soluna, oğlan ve kız vekillerini de kargısına alarak iki ellerini dizlerinin üzerine koyar, diğerlerinin de aynı şekilde oturmalarım ihtar ederek şu şekilde tevbe ve istiğfare başlardı:
«Esteğfirullâh, Esteğfirullâh, Esteğfirullâh el-âzime el-kerime ellezi lâ ilahe illâ hû El-hayyel-kayyum ve etubü ileyh ve neselühüttevbete vei-meğfirete vel-hidâyete lena innehû hüve-ttevvabürrahim. İlâhi yarabbi! İlâhi yarabbi!
Eğer bizim elimizden, dilimizden ve sair azây-ı cevarihlerimizden bilerek bilmeyerek kelime-i küfür, şirk, hata, isyan, her neki, vâki ve sadir oldu ise biz bunların cümlesine tevbe ettik, rucu ettik, peşiman olduk, bir dahi işlememeğe azm-ü cezm-ü kast eyledik. Peygamberlerin evveli Hazret-i Âdem, Âhırı iki cihan serveri Muhammedenil-Mustafa sallallâhü aleyh-i ve selîem. Bu ikisi ve bu ikisinin arasında her ne kadar Peygamberân-ı İzâm ve Resûl-i kirâm geçmişler ise biz onların hepsine inandık, îmân getirdik, haktır ve gerçektir.
Allâhü Taâlâ’mn emirleri ve Resûl-i Ekrem Efendimizin sünneti ve İmam-ı A’zam Nûman ibn-i Sabit Hazretlerinin içtihadı ve şahitlerin şe- hadeti üzere, sen ki kız vekilisin, vekil olduğun …… nın kerimesi …… ı işbu talip olan …… Efendiye Kuruş Mehr-i Mua’ccel ile ve vekâletin hasabiyle , zevceliğe verdin mi? 0 dahi verdim.
Bu defa oğlanın vekiline dönerek, ve aynı soruları tekrar ettirerek: …… nın kerimesi …… ı vekil olduğun …… oğlu …… efendiye vekâletiniz hasabiyle halâlhğa, zevceliğe aldınız kabul ettiniz mi? O dahi Evet! Aldım, kabul ettim.
Demesi üzerine: Biz dahi Ahkâm-ı mesrude dairesinde akd-i nikâh eyledik. Allâhü mmc’al hazel’akdi müteyemminen mübareken vec’al beyne -hüma ülfeten ve mehabbeten ve karara ve lâta’cel beynehüma nefreten ve fitnelen ve firara. dedikten sonra: Uzun bir dua okunur. ( Dua buraya alınmamıştır. Kitap da bulunmaktadır.)
diye İmam Ef. duasını bitirince cemaat hep bir ağızdan Âmin der ve sonra iyi sesli Hafızlar tarafından yasini şerifler okunurdu. Sonra misafirler, her birisi ayrı ayrı düğün sahiplerine : «Hayırlı ve uğurlu olsun» diye dua ve temennilerini tekrar ederler, davetlilere şerbetler, kahveler ikram edilir, dağılırlardı.

Daha Fazla Göster

ebilge

1983 Elazığ doğumluyum. Gazi Üniversitesi, Türk Halkbilimi ( 2008) mezunuyum. Kültürel Bellek sitesinin kurucusu, aynı zamanda tek içerik üreticisiyim. 2010 yılında yayın hayatına başlayan Web sitesinin öncelikli amacı; Kültürümüzün korunması, yaşatılması ve gelecek kuşaklara aktarılmasıdır. İletişim kurmak isterseniz,serkan.gakko@gmail.com adresine eposta gönderebilirsiniz. Size en kısa sürede geri dönüş sağlamaya çalışacağım.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı