HalkbilimiHalk İnançları

“Ölümle” İle İlgili Atasözleri, Deyimler, Anlamı Sözler

Ölümle İlgili Sözler, Deyimler, Mezar Taşı Yazıları ve Ölümle İlgili Beddua Örnekleri

Örneğin: “Dur yolcu

  • Ben de senin gibiydim. Sen de benim gibi olacaksın. Bir Fatiha okursan bu topraktan bulacaksın (Bilal Aköz)
  • “Evladına misafir gelip de ani ebediyete kavuşan ve evlatlarının kalbinden silinmeyen Düzce sabık evkaf memuru Hasan Tok ruhuna fatiha”
  • “Altı senede 5 defa ameliyat oldum. Zalim doktorun elinde öldüm.”
  • “15 yaşında beklemezdim feci ölümü Bir taktir ilahidir olamaz dönümü Bu kaza, eceli düşünmezdim ben Al kanlar içinde kaldı o nazik ten Gözüm yumdum hayata bir an içinde Ana baba kardeşlerim kaldı hüzün keder içinde”

Yukarıdaki örneklerin dışında; bazı yörelerde mezarın kadına ait olduğunu belli etmek için beş kollu, çatala benzer bir ağaç dikilir, bazen bir tutam saç konur. Erkek mezarlarına serpuş kavuk, tüfek resmi yapılır, genç mezarlarına allı morlu mendil bağlama geleneği vardır.

Ölenin, ölümünün, 3, 7, 40, 52. günlerinde ve ölüm yıldönümlerinde çeşitli törenlerle anılması ve bununla ilgili inanmalar da vardır. Kırkıncı günde; yemek verilir, halka dağıtılır, mevlid okutulur, hatim indirilir, Yasin okunur, kırk duası okutulur.

Ellinci günde ise etin kemiklerden ayrıldığı varsayılır. Özellikle burun kemiğinin düşmesinin ölüye büyük acı verdiğine inanılır. 52.sinde de mevlit okutulur, Kur’an okunur. 52. gece duası okunur. Yemek verilir, helva dağıtılır. Arife, bayram, kandil vb. kutsal günlerde de mezar ziyaretleri ve Kur’an okuma, dua etme geleneği oldukça yaygındır.

Toplumsal, ekonomik, biyolojik , duygusal bağlar bir insanın ölümüyle; acı, üzüntü ve yası da beraberinde getirmektedir. Yas; acı ve üzüntünün toplumsal kalıplar içinde ifade edilmesi olayıdır. Toplumda da ölenin arkasından yas tutma konusunda çeşitli adet ve kalıp davranışlar vardır. Yasin suresi yörelere ve kişilerin ölene yakınlığına göre değişmektedir. Ölenin genç veya yaşlı oluşu, erkek veya kadın oluşu, kişiliği, toplumsal statüsü, çevresi, ölüm biçimi, başsağlığına gelenlerin azlığı veya çokluğu, ölenin sağlıklı veya uzun süredir hasta olması vb. etkenler yas süresini etkilemektedir. Yas süresince renkli ve süslü şeyler giyilmez, tıraş olunmaz, banyo yapılmaz, eğlence Radyo, TV. izleme gibi faaliyetlere ara verilir. Nişan, düğün, sünnet vb. törenler ertelenir. Akraba ve komşularda yakınlık derecelerine göre yasa katılırlar. Kara ya da koyu renk giysiler, elbiseyi ters giyme en yaygın yas davranışlarıdır. Kadınların saçlarını kesmesi ve örgülerini çözmeleri adeti de vardır.

En yaygın süre 40 veya 52 gündür. Bazı durumlar bir veya birkaç bayram geçirdikten sonra yasa son verme davranışları da görülmektedir. Bu bayrama, yas bayramı, kederli bayram, acılı bayram, karalı bayram vb. adlar verilmektedir. Yas kaldırmada, elbiseleri değiştirme, tıraş olma ve banyo yapma (kırklanma) en yaygın davranışlardır. Bazen yaslı aileler akraba ve komşuları yas kaldırma hamamına çağırmaları gibi, bezan da akraba ve komşular bu hamamı düzenlerler. Bazen -ölü hamamı- da denilen hamamlarda, ağıt yakılır, ölenin anısı yad edilir. Hamamın sonunda tekrar başsağlığı dilenir ve normal hayata geçilir. Yas süresince ölü evinde yemek yapılmaması ve komşuların sırayla yemek göndermeleri diğer bir uygulamadır.

Ölenin yakınlarına başsağlığına veya taziyeye gitme komşuluk ve akrabalık görevleri arasında yer alır. En yaygın biçimi ölü evini ziyaret ederek söylenen üzüntü belirtici ve teselli edici sözlerdir. Ancak uzakta olanlar da telefon, telgraf, mektup vb. yollarla bu görevi yerine getirmeye çalışmaktadır.

Başınız sağ olsun, Allah başka acı vermesin, Allah sizlere uzun ömür versin, Allah ecir-sabır versin, mekanı cennet olsun, Allah iman-Kur’an nasip etsin, Allah o yattıkça sizi yaşatsın, Toprağı bol olsun, Allah taksiratını affetsin, Hüküm Allah’tan başınız sağ olsun, Allah beterinden saklasın, Emir büyük yerden, Yattığı yer nur olsun, Allah korktuğundan kurtarsın, Allah rahmet eylesin vb. en yaygın taziye sözleridir.

Bunların yanında ölenin yakınlarını teselli için söylenen en yaygın deyimleri ise şöyle sıralayabiliriz ; Ölenle ölünmez, hepimizin gideceği yer orası, bu dünya kime kalmış ki, ölüm-kalım bizim için, dünyanın hali giden gelmez, hepimiz o yolun yolcusuyuz. Konan göçer, Tanrı’nın emrine karşı gelinmez, Allah genç ölüsü göstermesin, Az yaşa çok yaşa, akıbet mevt, kurtuldu, Allah’ın sevgili kulu imiş mübarek günde öldü, Allah’tan gelene ne denir, Mukadderat, ölüyü gömerler deliye gülerler, aklınızı başınıza toplayın da deli olmayın, ölenin ardından ölmüş var mı, Aklını başına al akıllıca yan, ölü dirinin düşmanı akıllıca yan, Ne yapalım, elden ne gelir vb.

Uzun süre hasta yatan ve pek kurtuluş ümidi olmayan hastalar için -iki iyiliğin biri- yani ya sağlık ya ölüm dilenir. Bu durumdaki kişiler için ölüm nimet olarak görülür. Çoğu zaman da -kurtuldu-denir. Yani üzüntü ile karışık ölümü kabullenme söz konusu olabilmektedir. Yine uzun süre hastalık çeken insanların cefasını bu dünyada çektiğine ve doğrudan Cennete gideceğine inanılmaktadır.

Ölüm; ağıt, destan, atasözü, deyim, beddua vb. edebî ürünleri de beraberinde getirmektedir. Bazı yörelerimizde profesyonel -ağıtçı- kadınlar vardır. Ölenin toplumsal özelliklerini dile getirerek hem ağlar, hem de ağlatırlar. Bu kişiler bir taraftan ölenin kişiliğine değer katarken, bir taraftan da yakınlarının deşarj olmalarını sağlarlar.

Ölümle İlgili Atasözleri ;

  • Kefen alıcı gözünün yaşından belli olur,
  • Küsen barışır, ölen toprağa karışır,
  • Hasta yatan ölmez, vadesi gelen ölür,
  • Gelin görmedik ev olur, ölüm görmedik ev olmaz,
  • Düğüne giden oynar, ölüye giden ağlar.
  • El elin ölüsüne ağlamaz,
  • Deliyle ölü sahibinindir,
  • Bey de ölür aptal da,
  • Ölü yıkayanın ölüsü ortada kalır,
  • Ölümle misafir habersiz gelir,
  • Ölümden öte köy yok,
  • Ölüm bir gün, figan iki gün,
  • Ölü ile dirinin hatırı sayılmaz,
  • Ölüler dirilerin hep helva yediğini sanır,
  • Ölü aşı neylesin, türbe taşı neylesin,
  • Ölü de, diri de komşuyla,
  • Kimse kimsenin çukurunu doldurmaz,
  • Ölüm ile öç alınmaz,
  • Vasiyet ölümü getirmez,
  • Mezar taşı ile öğünülmez vb.

Ölümle ilgili deyimler ;

Kefeni yırtmak, eceline susamak, ayağı çukurda olmak, taşlı köye gitmek, helva tavası omuzunda, mezar kaçkınına dönmek, gelmez yola gitmek, dört kolluya (tabut) binmek, taşlı köye muhtar olmak, imamın kayığına binmek, ölem ki ağlayasın item ki arayasın, ölse ölüsü dursa dirisi yakar, evden ölü çıkacak demişler herkes hizmetçinin gözüne bakmış, ecel teri dökmek, eceli kişnemek, kafa kağıdı (nüfus cüzdanı) değişmek, vs.

Ölümle ilgili beddualar ;

Yakasız gömlek giyesin, boyun bosun devrilsin, ömrü tükenesice, teneşire gelesice, teneşir pakla-yasıca, ocağına baykuşlar tünesin, kara haberin gelsin, ciğerinden tutulasıca, can aşın yensin, kapına kara kazan kurulsun, sual verene inşallah, yedi kat yerin dibine geçesice, ölme sürün inşallah, imansız gidesice, kayıplara karışasıca, vb. “Yareleyim yareleyim Sormadılar nereliyim Kuru ağaçlar yaprak açtı Daha ben kareliyim.

Ülkemizin çeşitli şehirlerinde ölüm ile ilgili olarak derlenmiş sözler

Kefen alıcı gözünün yaşından belli olur (Gaziantep).
Mahallede ölü olur, herkes (kendi) ölüsüne ağlar (Gaziantep).
Küsen barışır, ölen toprağa karışır (Isparta).
Hasta yatan ölmemiş, vadesi gelen ölmüş (Karahüseyinli K. / Sams).
Gelin görmedik ev olur, ölüm görmedik ev olmaz (Van, Ilgın, Akseki) .
Düğünsüz ev olur, ölümsüz ev olmaz (Fandos K. / Isp.)
Ev sözsüz , gar (mezar) azapsız olmaz (Van).
El elin ölüsüne ağlamaz (Çayköy K. / Tok.).
Deliyle ölü sahibinindir (Eğridir).
Bey de ölür aptal da (Gaziantep).
Ölüyü örte komuşlar, deliğini dürte komuşlar (Gaziantep).
Ölüyü çok yursan sıçağan olur (Gaziantep).
Ölüye varan ağlar, düğüne varan güler (Çayköy / Tok., Bünyan).
Ölü yıkayanın ölüsü ortada kalır (Çökek K. / Nevş.).
Ölü ölür ballanır (Van).
Ölümle misafir ansızın gelir (Anamas K. / İsp.).
Ölümden öte gavur köyü yoktur (Anamas K. / Isp.).
Ölüm bir gün, figan iki gün (Gaziantep).
Ölü ile dirinin hatırı sayılmaz (Gaziantep).
Ölüm bağıra bağıra gelmez (Kayadibi K. / Art.).
Ölüler sanar, sağlar hep helva yiyor (Baltalı K./ Kırş., Pazarören K. / Kays., Van, Gürün, Yavuz K. / Art.).
Ölü aşı neylesin, türbe taşı neylesin (Gaziantep).
Ölü de komşuyla diri de (Afyon).
Ölüye başı üstüne ağlenür (Bitlis).
Kırk yılda bir ölet olur, eceli gelen ölür.
Baykuşun kısmeti ayağına gelir.
Kimse kimsenin çukurunu doldurmaz.
Mezar taşı ile öğünülmez.
Ölüm ile öç alınmaz.
Vasiyet ölüm getirmez.
Yatan ölmez, eceli gelen ölür.

Kefeni yırtmak (Çoğu yerde).
Eceline susamak (Çoğu yerde) .
Taşlı köye gitmek (Merzifon).
Tahtalı köye gitmek (Sivas).
İki ayağı çukura girme (Merzifon).
Helva tavası omuzunda (Merzifon).
Eşekler cennetini boylamak (Merzifon).
Mezar kaçkınına dönmek (Sivas).
Kepeği tükenmiş (Zara).
Gelmez yola gitmek (Afyon).
Allah’ına kavuşmak (Afyon).
Dört kolluya binmek (Çankırı).
Sarıbabayı boyladı (Çankırı).
Taşlı köye muhtar olmak (Çankırı).
İmamın kayığına binmek (Çankırı).
Tahtalı köye muhtar olmak (Eskişehir).
Geçindi’ (Hal K. / Elaz.).
Öldü de kurtulacağı mı kaldı? (Çanılh K. / Ank.).
Ölem ki ağlayasın, item ki arayasın (Mazgirt).
Ölse ölüsü, dursa dirisi yakar (Taraşcı K. (/ Kon.).
Ölü götüne dönmek (Gaziantep).
Ölüsü gününde, tavuğu pininde (Gaziantep).
Ölüsü özsüz kor, dirisi gözsüz kor (Ereğli).
Evden bir ölü çıkacak demişler, herkes hizmetçinin yüzüne bakmış (Gaziantep).
Ecel teri terlemek (Mahmutören K. / Ord.).
Eceli kişnemek (Salman K. / Ord.).
Çenesi boklu bezinen çakılmak (Bor.).

Sedat Veyis Örnek, Anadolu Folklorunda Ölüm, Kaynak: Türk Aile Ansiklopedisi, Ahmet Maden

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir