Kültür

Osmanlı Devletinde Sokakta Kadın

Osmanlı Devletinde kadınlar sokakta hangi kurallara uymak zorundaydı, sokakta kadınlar için nasıl bir yaşam vardır. Sokağa çıkan Osmanlı kadını nasıl davranmak zorundaydı

Sokakta Kadın: Kadınlar hamama ve mezarlığa gitmek, anne babasına ziyarette bulunmak, alışveriş etmek ya da sadece gezinmek için sokağa çıkabilirlerdi, ama bu durumda evin diğer hanımları, cariye ve hadınlar onlara refakat ederdi. Ancak yaşı çok ilerlemiş olanlar kendi başlarına sokağa çıkabilirlerdi. Kadınlar camiye gitmezlerdi. Ancak daha sonraki dönemlerde kadınların büyük camilerden Sultan Ahmed ve Şehzadebaşı camilerine gitmelerine izin verilmişti.
Hangi milletten olursa olsun kadınlar gerek davranış, gerekse giyim bakımından sokakta azami derecede edebe uygun hareket etmeye mecburdular. Hükümet ve polis İstanbul’da bu konuyu çok ciddiye alırdı, çünkü 1725’te çıkarılan bir fermanda söylendiği gibi “Allah her türlü bela ve afetten korusun, İstanbul, Osmanlı ülkesinin yüzü suyudur; ulema, sulaha, üdeba beldesidir, ahalisinin tabaka tabaka tespit edilmiş kıyafetleri vardır”. Nitekim İstanbul’da yalnızca kadınlar değil tüm halkın giysilerinin biçim ve renkleri rütbe, meslek ve milliyetlerine göre kanunlarla belirlenmişti.

Gerek ahlaki, gerekse ekonomik nedenlerle de, kadınların ev dışındaki davranışları ve kıyafetleri konusunda, yüzyıllar boyunca çok şiddetli yasak fermanları çıkarılmıştı.

Örneğin, 16. yy’da kadınların Eyüp’te kaymakçı dükkânlarına girmesi yasaklanmıştı. Buralarda kadınların âşıklarıyla buluşmaları nedeniyle “kadınların kaymakçı dükkânlarına gitmemesi, gelen kadınların dükkâna alınmaması” buyrulmuştur (1573).

Fetihten II. Abdülhamid döneminin (1876-1909) sonlarına kadar devam eden bir yasak da kayıklara erkeklerle beraber binme yasağıydı. Yasağın konulma nedeni bazı “hafifmeşrep nazenin taze kadınların, kayıklarda, kırıkları olan erkeklerle buluşmalarına mani olmaktı. 1580’de bu konuda kayıkçılar kâhyasına gönderilen bir fermanda, “taze avratların levend taifesiyle kayığa girip gezmelerinin” engellenmesi istenmektedir. Bu nedenle genç kadınlar Haliç ve Boğaziçi’nde dolmuş yapan kayıklara bile erkekle binemezlerdi. Bu yasaktan yalnız ihtiyar kadınlar, o da dolmuş kayığı olmak şartıyla istisna edilmişti.

19. yy’ın ortalarında da kadınların babaları ya da oğullarıyla sokakta yürümeleri, aynı arabaya binmeleri ve belli meydanlardan geçmeleri yasaklandı.

Tanzimat’ın ilanından sonra yayımlanan bir duyuruda, “Halkın ve hele kadınların elbiselerine dair evvelce ilan edilen hükümler bilindiğinden herkesin bu tembihlere uyması ve hilafına hareket etmemeleri icap etmektedir… Kadınlar acık saçık kıyafetle gezmeyecek, saat on birden sonra sokaklarda kadınlardan kimse kalmayacaktır. Kadınlar eşya almak için çarşı içinde dükkân ve mağazalardan içeri girip alışveriş edemeyecekler, alacağı ne ise bunu satan dükkânların önünde edebi ile durup istediği şeyi isteyecek, aldıktan sonra hemen evine dönecektir” denilmektedir.

1876’da sokaklar aydınlatıldığı zaman, kadınların gece sokağa çıkmaları yasaklanmıştı. 19. yy’ın son 10 yılında bile sultanın buyruğu ve şeyhülislamın talebiyle “Müslüman kadınların giyecekleri giysilerin niteliğini ve nasıl hareket etmeleri gerektiğini” belirleyen kurallar konmuştu. Buna göre genel yerlerde ve işlek caddelerde görünmek ve ziyaretler yapmak Müslüman kadınlara yasaklanmıştır. Polis memurları en büyük uyanıklığı göstermeye ve kurallarda öngörüldüğünden daha ince bir çarşaf giymeye cüret eden bir kadın görür görmez tutanak tutmaya çağrılmışlardır. Müslüman kadınlara arabayla ya da yaya olarak Beyazıt, Şehzadebaşı ve Aksaray semtlerine gitmek, oralarda gezinmek, Kapalıçarşı’ya girmek ve dükkânlara girip oturmak yasak edilmiştir. Müslüman kadınların genel yerlerde gruplar halinde toplanmaları kesinlikle yasaklanmıştır. Bu tür bir grubu gören polis, kadınlara dağılmalarını emretmekle yükümlüdür. Bu dağılma çağrısı gruptaki en yaşlı kadına, yanındaki öbür kadınlara yöneltilecektir.

III. Osman (1754-1757) kadınların haftada yalnızca 4 gün sokağa çıkabileceklerini buyurmuş, ?. Mustafa döneminde (1807-1808) ise kadınların evden çıkması yasaklanmıştı. Ancak bu yasaklar çok kısa dönemler için geçerli olmuş, diğer zamanlarda kadınlar kısıtlı da olsa evin dışına çıkabilmişlerdir. Hatta sokakta dolaşan kadınların sayısı 19. yy’da İstanbul’a gelen bir İngiliz kadını şaşırtmıştı: “Bir erkek kalabalığının arasına serpiştirilmiş kadın miktarı da tahminin çok üstünde idi. Rahat ve korkusuz köprüyü geçmekte olan bu beyaz, kırmızı, mavi, yeşil ve mor renkli kıyafetlere bürünmüş kadınların, şeffaf peçeleri arkasında parlayan siyah gözlerinden başka bir şey görmek mümkün değildi…”

Hali vakti yerinde olan kadınlar şehir içinde “koçu” denilen yaysız arabalarla dolaşırlardı. Koçu arabaları genellikle gösterişsiz olur, pencereleri kafesle kapatılır, içleri cevizle kaplanıp, kumaşla döşenirdi. Bunların binmek ve inmek için küçük merdivenleri vardı. Ancak sultanların ve kimi seçkin kadınların özel koçuları olur, diğerleri kira arabası kullanırlardı. Yaylı arabalar çıkınca koçular kullanılmaz oldu. Daha sonraları kupa, landolar çıkmış, kadınlar daha sonra da körüklü faytona binmeye başlamışlardı.

Kadınlar uzun seyahate nadiren çıkarlardı. Bu da çoğu kez hacca gitmek için olurdu. Bu uzun yolculuklarda koçu arabalarından daha rahat taşıma araçlarından, örneğin at ya da katır tarafından taşman tahtırevanlardan yararlanırlardı.
 
 
 

Daha Fazla Göster

ebilge

1983 Elazığ doğumluyum. Gazi Üniversitesi, Türk Halkbilimi ( 2008) mezunuyum. Kültürel Bellek sitesinin kurucusu, aynı zamanda tek içerik üreticisiyim. 2010 yılında yayın hayatına başlayan Web sitesinin öncelikli amacı; Kültürümüzün korunması, yaşatılması ve gelecek kuşaklara aktarılmasıdır. İletişim kurmak isterseniz,serkan.gakko@gmail.com adresine eposta gönderebilirsiniz. Size en kısa sürede geri dönüş sağlamaya çalışacağım.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı