HalkbilimiEfsaneler

Şeyh Bilecen Efsanesi Nedir Neyi Anlatır?

Bugün Arslanlı olarak adlandırılan Şıhbilecen köyü, Gaziantep ilimizin Oğuzeli ilçesine bağlı Doğanpınar bucağının 41 köyünden biridir. Köye adını veren Şeyh Bilecen, Anadolu’da ortak bir motif olarak yaşayan sadık hizmetkâr tipinin bu yörede anlatılan kişisidir. Yurdumuzun diğer bölgelerinde Munzur, Kıyan gibi adlar ile anılan bu hizmetkârların sahip oldukları ermişlik vasfı, daha sonra onları ağalarının, efendilerinin gözünde yüceltecek, sırlarının ortaya konulmasından sonra ise kaybolacaktır.

Şeyh Bilecen, bölgedeki söyleyişle, sessiz bir azaptır. Bu azap, çift sürdüğü hayvanların geceleri yattığı yerleri büyük bir dikkatle temizler, elindeki âletlerle oraları tavsiye eder. Daha sonra da soyunup tesviye ettiği yerde yuvarlanmak suretiyle yerin düzgün olup olmadığını anlamaya çalışır. Böylece hayvanlar rahat edeceklerdir.

Bir yıl, Bilecen’in ağası hac farizasını ifa etmek için yola çıkar. Aradan haftalar, aylar geçer. Evde konuşulan tek konu ağanın sağ salim dönmesidir.

Ağanın hanımı bir gün kocasının da çok sevdiği bir yemek yapar. Bilecen’de yanlarındadır. Lâtife olsun diye ablası ona der ki:

«Bilecen, şimdi ağan da olsaydı da bu içli köftelerden yeseydi.»
Bilecen de: «Bir mendile bir miktar koyun, ben ağama götüreyim.» der.
Hanım, Bilecen’in bir arkadaşı ile birlikte içli köfteleri yemek istediğini sanıp mendilin içine bir miktar içli köfte koyar.

Bilecen’in mendili alması ile ağasının yanına varması bir olur. Köftenin dumanları hâlâ tütmektedir. Ağası köfteleri afiyetle yer.

Aradan yine haftalar, aylar geçer; hacıların dönme zamanı gelir. Köy halkı ağayı karşılamak için yola çıkar. Karşılayıcılar arasında Şeyh Bilecen de vardır. Köylülerin eline sarılmaları üzerine ağa onlara Şeh Bilecen’i göstererek: «Beni değil onu karşılayın, onun elini öpünüz.» der. O anda Şeyh Bilecen gözden kayboluverir. Bir daha da kimse onu görmez.

Köylülerin dediklerine göre köyün hemen yakınındaki taş yığını onun mezarıdır. Bazıları ise onun ağası ile olan karşılaşması anında düşüp öldüğünü söylerler.

Kaynak: Saim Sakaoğlu / 101 Anadolu Efsanesi