Halk Bilimi

Sorularla Evliya Çelebenin Hayatı

Gerçek Adı Nedir?
Evliya Çelebi ile ilgili bilgiler çoğunlukla kendi eseri olan Seyahatname?den elde edilmiştir ve bu eserde de adı Evliya Çelebi olarak geçtiği için, bunun dışında bir adı olup olmadığı bilinmemektedir. Bir görüşe göre babası, devrin büyük imamlarından Evliya Mehmed Efendiye çok saygı duyduğu için oğlunun ismini Evliya koymuştur; diğer bir görüşe göre ise Evliya kendisi hocasına saygısından bu ismi almıştır.
Nerede ve Ne Zaman Doğdu?
Seyahatname?de geçen ve kendi ağzından ifadelere dayanan bilgilere göre Evliya Çelebi, 25 Mart 1611 tarihinde, İstanbul, Unkapanı?nda doğmuştur. Ancak kimi kaynaklarda onun, Kütahya?nın günümüzde Saray Mahallesi diye bilinen Zeryen Mahallesi?nde doğduğundan da bahsedilir.
Nasıl Biriydi?
Senelerce at üzerinde seyâhat etmiş olması, cirit oynadığını ve iyi silâh kullandığını belirtmesi, Evliya Çelebi?nin çevik ve sağlıklı bir yapıya sahip olduğunu göstermektedir. Birçok savaşa katılmış, ata iyi binen, sırası geldiği zaman yaman dövüşen bir savaşçı olarak birçok kez ölüm tehlikesiyle yüz yüze gelmiş, fakat ince zekâsı, hazır cevaplılığı ve güler yüzü ile bu ölüm tehlikelerinden yakasını kurtarmayı başarmış biridir. Evliya Çelebi, saray hayatını tanımış ve iyi imkânlarla bu hayatın bir parçası olabilecekken hiçbir makam hırsına kapılmamıştır. O, ömrünü gezmeye, yeni yerler ve insanlar tanımaya vakfetmiştir.
Çelebi, eserinde kendisinin de bir kahramanı olduğu olaylardan anlaşıldığı kadarıyla uysal yaradılışı, zekâsı, gelişmiş mizah gücü ve kültürü sayesinde girdiği ortamların neşesi olan ve aranan sevimli bir kişidir. Ancak bütün bu özellikleri onu, gördüğü olumsuzlukları eleştirel bir dille aktarmasından geri koymamıştır. Zengin bir hayal gücüne sahip olduğu, Seyahatnamenin üslubundan anlaşılan Evliya Çelebi, serüvenci ruhunu da seyahatlerle beslemiştir. Geleneklerine bağlı ve diğer Osmanlı çağdaşları gibi, kendi kültürünün üstünlüğünden emin olan inançlı bir Müslüman olması, onu yabancı dünyaları ve becerileri tanımaktan alıkoymamıştır. Saf bir dindarlığın yanı sıra tipik bir 17. yüzyıl Osmanlısı olarak hatırı sayılır bir hoşgörüye sahiptir. Eserinde, kiliseleri ziyaret ettiğini anlatmakta ve Hıristiyan dua metinlerini aktarmakta, ayrıca konukları için evinde yasaklanmış içki ve uyarıcı hazır bulundurmakta – bu gibi maddeleri kullanmadığı anlaşılan bir kişi olarak  sakınca görmeyen Evliya?nın dar görüşlü olamayacağı ortadadır.
Nasıl Bir Dönemde Yaşadı?
Bu benzersiz Osmanlı gezmen ve anlatı ustasının yaşadığı yıllar (1611-1683/84) IV. Murad?ın ve Köprülü sadrazamları Mehmed ile Fazıl Ahmed?in yönetimleri altında iç politikada iki defa toparlanabilmiş olan Osmanlı İmparatorluğu?nun duraksama döneminin sonlarına rastlar.
 17. yüzyıl imparatorluk için yönetim uygulamalarının yozlaşmasıyla el ele giden, ekonomik ve toplumsal sıkıntıların yaygın olduğu bir çağdır. Anadolu Celâlî ayaklanmalarıyla sarsılırken, İstanbul zaman zaman Yeniçerilerin ve değişik saray hiziplerinin çatışma alanına dönüşüyordu. İran ile açık çatışmanın Kasr-ı Şirin antlaşmasıyla (1639) geçici olarak son bulmasından rahatlayan Osmanlı İmparatorluğu Venedik?e, Lehistan?a ve Alman İmparatoru?na karşı daha geniş çapta savaş girişimlerine yönelmiştir ki bu siyaset İkinci Viyana kuşatmasıyla doruğuna ulaşmıştır.
Hangi Unvan ve Sıfatları Kullandı?
Çelebi, Evliya?nın en bilinen unvanıdır. Bazıları Efendi?yi de kullanır. Kendisi ise mücerred (bekâr, aile bağları olmayan), derviş veya fakir, bir de bî-riyâ (riyakâr olmayan) sıfatlarını kullanır. Bazen de hezar-aşina (bin tanıdığı olan) ile alüfte ve aşüfte (uysal, hoşgörülü ve arsız) der (Dankoff, 2010, s. 139). Evliya, eserinde kendisinden (Seyyah-ı âlem ve nedim-i beni âdem Evliya-yı bî-riyâ) yani (Dünya gezgini, insanoğlunun dostu, riyasız Evliya) diye bahseder.
Evliya Çelebi Kimlerdendir?
Evliya Çelebi, Seyahatnamesinin altıncı cildinde, aile kökünün Ahmet Yesevî?ye kadar ulaştığını yazmaktadır.Atası Ece Yakup, Osmanlıların atası Ertuğrul ile birlikte Maveraünnehrdeki Mahan?dan gelmiş, ya da Kütahya?da doğmuştur ve Sultan Orhan?ın sütkardeşidir (Dankoff, 2010, s. 44). Evliya Çelebi?nin ailesi, İstanbul?un fethinden sonra Kütahya?dan buraya gelip Unkapanı yöresine yerleşmiştir. Babası Derviş Mehmed Zıllî, I. Süleyman?dan I. Ahmed?e kadarki padişahların kuyumcubaşılığında bulunmuş ve seferlere katılmıştır. Annesi hakkında pek bilgi olmamakla birlikte, sarayla bağlantısının anne tarafına dayandığı bilinmektedir. Evliya Çelebi?ye devlet kapısında memuriyet verilmesine aracılık eden Silâhtar Melek Ahmet Paşa, kimilerine göre dayısı, kimilerine göre ise Evliya?nın teyzesinin kocasıydı. Çelebi, Seyahatname?de Mahmud adında bir erkek kardeşinden ve isim vermeksizin birkaç kız kardeşi olduğundan bahsetmektedir. Evlenmediği ve çocuğu olmadığı tahmin edilmektedir.
Eğitim Hayatı Hakkında Bilinenler Nelerdir?
Seyahatnamedeki dağınık bilgilere göre Evliya, eğitiminin ilk aşamasında daha çok babasının Unkapanı pazar yerindeki dükkânına gelen bilgili ve çok yönlü tanıdıklardan yararlanmış, daha sonra Unkapanı?nda Fil Yokuşu?ndaki Hamid Efendi Medresesinde, yedi yıl eğitim görmüştür. Bu arada Sâdizâde Dârülkurrâ?sına giderek Kur?ân-ı Kerîmi ezberlemiş ve babasından da zamânın güzel sanatlarından olan hat, nakış, tezhib öğrenmiştir. Ancak 1635 yılında, akrabası Silahdâr Melek Ahmed Paşa vasıtasıyla Ayasofya Câmii?nde IV. Murad Han ile tanıştırılan Evliya Çelebi, yüksek seviyede devlet ve bilim adamları ile üst rütbeli askerlerin yetiştiği Enderûn Mektebine kabul edilmiştir.
Hangi Dilleri Biliyordu?
Eserinden anlaşıldığı kadarı ile Türkçeyi düzgün, etkili ve sanatsal kullanabilme becerisine sahip olan Evliya, Enderun?da Arapça, Farsça ve Rumca; babasının arkadaşı Simyon Usta?dan ise Latince ve Yunanca öğrenmiştir.
Hayatını Nasıl Kazandı?
Ailesinin maddi durumu iyi olduğu için pek geçim sıkıntısı çekmemiş olan Evliya, Enderun eğitiminden sonra saraya musâhib (sohbetçi, sohbet arkadaşı) olarak kabul edilmiş ve daha sonra da aylık 40 akçe  ile sipahiler zümresine katılmıştır. Seyahatlerinin büyük bir kısmını da resmi görevli sıfatıyla gerçekleştirmiş veya çeşitli görevler için gittiği ülkeleri seyahatinin bir parçası olarak değerlendirmiştir. Değişik alanlarda görev yapmıştır. Sesinin güzel olduğu bilinen Çelebi, şarkı-gazel okur, ezana kalkar, imam bulunmadığı durumlarda namaz kıldırırmış. Güler yüzlü, hoşsohbet, kimsenin kalbini kırmayan, herkesle hoş geçinen bir kişi olduğu için de kısa bir zamanda sarayda ün yapmıştır. Böylece, 1630 yılında başlayan sarayla bağlantısı inişli çıkışlı olsa da son zamanlarına kadar sürmüştür. Katıldığı pek çok savaştan aldığı ganîmetler, verilen hediyeler ve gezdiği yerlerde yaptığı ticâretten elde ettiği para ile de rahat bir hayat sürmüştür.
Seyahat Fikri Nasıl Oluştu ve Gerçekleşti?
Evliya Çelebi?nin seyahate olan merakının babasının anlattığı son derece ilginç ve macera dolu öykülere dayandığı, yakın çevrelerinde bulunan çok renkli ve bilgili tanıdıkların da bunda katkısı olduğu kabul edilmektedir. Evliya Çelebi, Seyahatname?de seyahatlere başlama öyküsünü bir rüyaya dayandırır. Simgesel motifler barındıran ve babasına seyahat fikrini kabul ettirmeye yönelik kurgulanmış olan rüya, eserin başlarında kendi ağzından anlatılmaktadır. Evliya Çelebi, 19 Ağustos 1630 gecesi, rüyâsında, Yemiş İskelesindeki Ahi Çelebi Câmii?nde kalabalık bir cemâat arasında Peygamber efendimizi (sallallahü aleyhi ve sellem) görmüş, huzûruna varınca; ?Şefâat yâ Resûlallah!? diyecekken, heyacanla; ?Seyâhat yâ Resûlallah!? demiştir. Peygamber efendimiz de tebessüm ederek bu gence hem şefâatini müjdelemiş, hem de seyâhati ihsân etmiş, orada bulunan Sa?d bin Ebî Vakkas da gezdiği yerleri ve gördüklerini yazmasını tavsiye etmiştir.
Evliya Çelebi, rüyasını Kasımpaşa Mevlevihanesi şeyhi Abdullah Dede?ye anlatmıştır. Şeyh, bu rüyanın hayırlı olduğunu ve mutlaka seyahate çıkması gerektiğini tavsiye etmiştir. Babası, Evliya Çelebi?nin İstanbul dışına çıkmasına uzun zaman karşı koymuş ve izin vermemiştir. Acak 1640?ta, eski dostu Okçuzâde Ahmed Çelebi ile gizlice Bursa?ya giden Evliya Çelebi?nin bu yolculuğu bir ay sürmüş, dönüşünde artık oğlunu tutamayacağını anlayan babası, seyahate çıkmasına izin vermiştir. 
Ne Zaman Öldü?
Evliya Çelebi?nin ne zaman öldüğü ve mezarının nerede olduğu bilinmemektedir. Bir kısım araştırmacı onun 71 yaşlarında, 1682 yıllarına doğru İstanbul?da öldüğünü; bir kısım araştırmacı ise 1682?de Mısır?dan dönerken yolda ya da İstanbul?da öldüğünü belirtmektedir.
Evliya Çelebi Hangi Yönleriyle Eleştiriliyor?
Seyahatnamenin güvenilirliği ile ilgili ciddi tartışmalar vardır. Bunun en önemli nedeni de Evliya Çelebi?nin abartmalara çok yer vermesi, zaman mefhumunu kurgularıyla gerçeklikten çıkarması vb. üslup seçmiş olmasıdır. Bu durum da eserin içeriğine yönelik güven duygusunu zedelemektedir. Hatta Evliya Çelebi, abartılarıyla dillerde dolaşmakta, alay edilmekte ve gizlice aşağılanmaktadır.
İstediği zaman en az Batılı gezginler kadar gerçekçi olabilen, bazen onlardan daha etkin akıl yürütebilen Çelebinin, abartmaya dayalı üslubunu bilinçli olarak seçtiği de düşünülmektedir. Halil İnalcık?ın ?En büyük sosyal tarihçi? diye tarif ettiği Evliya Çelebi?nin bu büyük eseri için Ahmet Hamdi Tanpınar Beş Şehir?inde ?Ben Evliya Çelebi?yi tenkit etmek için değil, ona inanmak için okurum ve bu yüzden de daima kârlı çıkarım.? der. Evliya?nın eserinde anlattığı olayların hepsine şahit olup olmadığı da çok tartışılmaktadır. Bir kısım olayların daha çok hayal mahsulü olduğu tahmin edilmekte ve gittiğini söylediği bazı yerlere aslında gitmediği de tartışılmaktadır.
 
 
 
 

Daha Fazla Göster

ebilge

1983 Elazığ doğumluyum. Gazi Üniversitesi, Türk Halkbilimi ( 2008) mezunuyum. Kültürel Bellek sitesinin kurucusu, aynı zamanda tek içerik üreticisiyim. 2010 yılında yayın hayatına başlayan Web sitesinin öncelikli amacı; Kültürümüzün korunması, yaşatılması ve gelecek kuşaklara aktarılmasıdır. İletişim kurmak isterseniz,serkan.gakko@gmail.com adresine eposta gönderebilirsiniz. Size en kısa sürede geri dönüş sağlamaya çalışacağım.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı