HalkbilimiGiyim-Kuşam

Takı ve Takı Çeşitleri Hakkında Bilgi

Takı Ne Demek? Tarihçesi Hakkında Bilgi

Takı, malzemesine değişik teknikler uygulanarak elde edilen süslenme, güzellik ve kullanım eşyası olarak tanımlanabilir. Takının esas kullanım gayesi süslenme ve güzel görünmedir.

İnsanların özünde var olan güzellik duygusu ile süslenme içgüdüsü birleşince takılar ortaya çıkmıştır. İnsanoğlu kendine yakıştığına inandığı, beğendiği, güzel bulduğu her eşyayı güzel görünmek maksadıyla veya dinî maksatlarla takmaya çalışmıştır. Çeşitli milletlerde olduğu gibi Türk insanı da tarih boyunca takı yapmış ve kullanmıştır. Takılar özellikle kadınların süslenme, dikkat çekme-beğenilme isteklerini karşılayabilmek için üretilmiştir. Günümüzde olduğu gibi eski devirlerde de takı yapımı başlı başına bir el sanatı dalı olmuştur. Takı tarih öncesi çağlardan bu yana severek kullanılmıştır. Bunu arkeolojik buluntulardan, günümüze ulaşan resim, heykel sanatı ürünlerinden anlıyoruz.

Yontma Taş Çağı kazılarında bazı kemik ve değerli taşların veya bazı bitki çekirdeklerinin diziler halinde süs ve kolye yapıldığı anlaşılmaktadır. Neolitik çağda süs eşya ve takıları çok zengin buluntular vermiştir. En önemli buluntu merkezi Çatalhöyük’tür. Çatalhöyük’te kemik ve renkli taş malzemeden yapılmış kolye, küpe gibi süs malzemeleri ele geçmiştir.

Takı yapımının başlı başına bir el sanatı olarak Tunç Çağı’nda ortaya çıktığını görüyoruz. Bu devirde başta bilezik, küpe, saç iğneleri gibi süs takıları tunç, demir ve değerli madenlerden yapılmaya başlanmıştır. Bu bakımdan Anadolu’da birçok önemli merkez ortaya çıkmıştır. Alacahöyük buluntularının büyük bir bölümünü takılar oluşturur. Truva’da yapılan kazılarda da altın kolyeler, küpeler, diademler, bilezikler bulunmuş ve bunlar dışarıya kaçırılmıştır. Anadolu’da ilk çağda boncuk takılar yaygındır.

Türk Kültüründe Takı

Türk Kültür çevrelerine bakacak olursak, Orta Asya Türk topluluklarında çok zengin takı geleneğinin var olduğu görülür. Hun kurganlarında yapılan kazılarda bazı takılar ortaya çıkmıştır. M. Ö. 3. yy M.S. 1. yy. Pazırık, Noin Ula, Esik kurganları başta olmak üzere altın, gümüş koşum takılarının yanısıra, kemer tokaları ve bilezikte bulunmuştur (1, s. 15). Erkeklerin bellerindeki kemerlerinin askıları ve tokaları altın levhalarla kaplı idi. Bunların üzerinde stilize hayvan tasvirleri yer almaktadır. Bu takılar dökme ajur tekniklerinde yapılmışlardı.

Göktürk dönemi balbalları üzerinde bazı takılara rastlanmıştır. Uygur dönemi fresklerinde yine kadın ve erkeklerin baş, kulak ve ellerinde bazı takıların bulunduğu görülmektedir. Bu fresklerde sadece kadınların değil, aynı zamanda erkeklerin de küpeler, pazubentler, kemer tokaları ile süslü oldukları görülür.
Selçuklu devrinde, başta Divan-ı Lügat-it Türk olmak üzere, kaynaklarda ve müzelerde günümüze gelen eserlerden kadınların zengin takılarla süslü oldukları anlaşılmaktadır.

Konya/Beyşehir yakınlarındaki Kubadabad Sarayı kazılarında sarayın duvar çinileri üzerindeki kadın ve erkek figürleri giyim-kuşam, kadın başlıkları ve takıları hakkında ayrıntılı bilgi vermektedir.

Tarih boyunca kadın her yerde, her zaman güzel görünmek için en iyi şekilde giyinmiş ve süslenmıştir. Kadın başlarını süsleyen unsurlar arasında kulaklara takılan küpenin da ayrı bir yeri vardır. Türk erkek ve kadınlarının çok eskiden beri kulaklarına çeşitli biçimlerde küpeler taktıklarını biliyoruz. Yine Kubadabad Sarayı kadın figürleri arasında dilimli tac şeklinde ve çevresi hilal motifleri ile süslü çeşitli biçimlerde başlıklar görülmektedir.
Anadolu Selçukluları’nda çok zengin bir maden sanatı olduğu, şehirlerde bu takıları üretmek için zanaatkar çevresinin ahi teşkilatına bağlı olarak çalıştıkları görülmektedir. Selçuklu Türklerinin Orta Asya Maden ve takı sanatına katkıları pek çoktur.

Osmanlılar döneminde el sanatları gelişmiş ve doruğa ulaşmıştır. Bu dönemde dökme, dövme ve oyma çeşitlemelerinin metal işlerinde kullanıldığı görülmektedir.

Takı yapımında dövme, döküm, tornada çekme, madenî parçaları perçin, lehim, kaynak ile birleştirme usulleri ile ; süslemesinde çalma, kazıma, kabartma, telkari, kakma, altın yaldız kaplama, mine ile süsleme ve yaldızlama teknikleri uygulanmıştır.

Türklerin Kullandığı Takı Çeşitleri

Geleneksel hayatta takılar yöreden yöreye bazı farklılıklar göstermekle birlikte şu şekilde özetlenebilir :

Alınlık (Alın Takısı): Fes üzerine veya doğrudan doğruya alına takılan, genellikle gümüşten yapılan takıdır. İki-üç parmak genişliğinde bir bez üzerine beşlik ve onluk altınlar bir sıra dizilerek fesin alın üstüne gelen kısmı üzerine dikilir. Bu kısmın üzerine de altın, elmas, inciden yapılan mücevherler takılır.

Bilezik: Kadınların kollarına taktıkları süs eşyasıdır. Bileklik, bezeklik kelimesi zamanla değişerek bilezik şeklini almıştır. Tarih boyunca kadınlarımızın kollarını altın, gümüş, altın veya gümüş üzerine elmas, zümrüt, yakut, inci gibi kıymetli taşlar süslemiş ve mücevher olarak takmışlardır. Bilezik yapılış şekillerine ve yapıldıkları yöreye göre değişik adlarla anılmaktadır. “Kayseri Burması”, ” Trabzon Hasırı” gibi bilezikleri örnek olarak gösterilebilir.

Gerdanlık: Kadınların boyunlarına veya gerdana taktıkları inci, altın, gümüş gibi ziynet eşyaları ile süslü bir takıdır. Bu takının boyna gelen kısmının arkasına bir bez dikilir, uç kısmında da genellikle para ve liralar sallanmaktadır.
Hamail: Boyna çapraz veya normal olarak asılan üçgen, kare, dikdörtgen veya yuvarlak, bazen yıldız şeklinde veya başka şekillerde yapılan, içerisinde birtakım dileklerin gerçekleşmesi için yazılmış yazı ve duaların muhafaza edildiği bir takıdır.

Çeşitli maksatlarla yazılmış dualar, takan kişi tarafından büyük bir dikkat ve özenle muhafaza edilmiştir. Hamailler ya kare, dikdörtgen veya yuvarlak biçimlidir. Üzerlerine cami, çiçek demeti gibi motifler genellikle gümüş malzeme üzerine kakma tekniğiyle yapılmıştır. Kakmaların çeşitli yerlerine renkli taş veya mercandan mıhlamalar hamailine ayrı bir güzellik kazandırmaktadır.

Muska ve hamaillerin üst kısımlarında sürgülü kapakçıklar mevcuttur. Kapakçık açılarak içine yazı yerleştirildikten sonra tekrar sürgülenir. Sürgünün üstüne ve yan kenarlarındaki halkalara zincir takılarak boyna asılır. Zamanla hamail türkülerimize de girmiştir. Aşık sevgilisine :
” Hamaylı boynundayım
Orda değil buradayım
Aç gözün karşındayım ” demiştir.

Kemer – Kemer Tokaları: Kemer, şerit şeklinde yapılan, giyilen giysinin belden sıkı tutmak için veya sadece süs olarak kullanılan ve bele yalnız bir defa dolanarak önden bir toka ile tutturulan kullanım ve süs eşyasıdır.
Kemer atalarımızın bize bıraktığı bir hediyedir. Kurganlarda yapılan kazılarda elde edilen birçok eserin yanısıra, değişik teknik ve üslûplarda, çeşitli madenlerden yapılmış kemer tokaları dikkati çekmektedir. Toka kelimesi Türkçe olup, eski manasıyla iki akar suyun birleştiği yer demektir. Zamanla dilde birçok şekillerde kullanılmıştır.

Kemerler kadın ve erkeklerimizin giyinme ve süslenme malzemesidir. Kemerler bir devirde çok rağbet görmüş, dervişler bile etrafı madenle çerçevelenmiş akik, yeşimden yapılmış tokalı kemerler takmışlar ve onları tarikatlarının alameti saymışlardır. Kemer tokası ile bir bütün olarak değerlendirilmeli ve sanat eseri gözüyle bakılmalıdır. Kemerler her gün kullanılmayıp, sadece bayram, düğün gibi özel gün ve gecelerde elbiseler üzerine bağlanırlardı . Yeni evlenen geline kemer takmak günümüzde hala bir gelenek olarak devam etmektedir.
Osmanlı döneminde uygulanan kılıç kuşanma törenleri, batıdaki, kralların taç giyme merasimine denktir. Bu törende kılıç kemerden sarkan zincirlere kılıcın kınındaki halkalardan asılırdı.

Gümüş, altın gibi farklı malzemelerden yapılan kemer ve tokaları, telkari, hasır örgü, kalemişi tekniklerinde yapılmış olup, bazı örneklerde mercan, akik, yeşim gibi kıymetli taşlar kemer üzerine mıhlama tekniğiyle yerleştirilmiştir.

Küpe: Kulağa takılan süs eşyasıdır. Eski Türklerde küpe takmak, her çağda yaygın bir moda halinde görülmektedir. Türklerde küpeyi sadece kadınlar değil, erkekler de takmışlardır. Çin kaynakları ve eski Orta Asya Türklerini gösteren minyatürlerde erkeklerin de küpe takındıkları görülmektedir.

XIV. yüzyılda Anadolu’da esnaf tabakası ile zenaat erbabının çok yakın bağları olduğu Ahi zaviyelerinde şeyhler ve müridleri bir sanata sahip olduklarının bir alameti olarak sağ kulaklarına küpe takmışlardır. Osmanlı döneminde ise Yavuz Sultan Selim’in küpeli olarak yapılmış portresi güzel bir örnek olarak gösterilebilir.
Eski çağlarda olduğu gibi günümüzde ve daha önceki dönemlerde küpe kadınların vazgeçilmez bir takısıdır. Osmanlı sarayında Valide Sultanlar, Haseki Sultanlar üzerlerindeki paha biçilmez mücevherler arasında kulaklarına en muhteşem küpeleri takmışlardır.

Yapılan küpenin cinsine, şekline göre kuyumculukta çeşitli adlarla anılmıştır. “Armud küpe, gül küpe, salkım küpe” gibi.

Küpeler günümüz kadınının da vazgeçilmez takısıdır. Bu gelenek zamanla değişmiş, kulağa delinerek takılan küpelerin yanısıra artık kulak memesine yaylı bir kıskaçla tutturularak takılanlarına da rastlanmaktadır.

Pazubent: Kolun dirsek ile omuz arasındaki kısma takılır. Pazubent içinde muska, kimlik nişanı veya altın-mücevher bulunan bir mahfaza olup, 2-4 parmak genişliğindedir.

Tepelik: Geleneksel bir kadın takısı olup, kadınların fesleri üzerine veya doğrudan saç üzerine oturtularak kullanılmıştır. Bu tepelikler altın, gümüş, bakır malzemeden yapılmış olup, daire şeklinde oymalı, nakışlı, kenar kısımları ziynet altınları, inciler, altın ve gümüş paralar asılarak süslenmişlerdir. Tepelikler genellikle yapılıp kullanıldığı yörenin özelliklerini taşırlar.

Yüzük: Parmağa takılan üstü kıymetli taşlarla süslü halkadır. Kadın ve erkeğin kullandığı bir takıdır. Yüzükler üzerindeki kıymetli taşlara göre değişik adlarla anılmıştır : Elmas yüzük, zümrüt yüzük gibi.
Günümüzde olduğu gibi eski Türklerde de parmakların değeri türlü inanışlara göre değişiyordu. Öyle anlaşılıyor ki, eski Türkler yüzüğü, bugünde yaptığımız gibi serçe parmağın yanındaki parmağa takıyorlardı. Bu parmak, Uygur kaynaklarında yüzük parmağı olarak anılmaktadır. Bu deyim günümüzde de kullanılmaktadır.
Yapılan kazılar sonunda elde edilen buluntularda çok sayıda çeşitli şekil ve tiplerde yüzükler ele gelmiştir. Yüzüğün sade ve halka şeklinde olanları da vardı. Nişan hediyesi ve yüzük vermek Türklerin çok eski çağlardan beri yaptıkları yaygın bir adet ve inanışları idi.

Yüzükler çeşitli maksatlarla kullanılmışlardır. Üzeri yazılı, güç verdiğine inanılan sihirli yüzükler olduğu gibi, üzeri mühür şeklinde düzenlenmiş ve kişiye ait mührü taşıyan yüzükler de bulunmaktadır.
Özellikle kadınlarımız eskiden olduğu gibi, günümüzde de takı takmaya büyük özen göstermektedirler. Günümüz modasına bağlı olarak takı takma modası da değişmiştir. Baş takılarından tepelik ve alınlık sadece geleneklerine bağlı topluluklarda çok az da olsa devam etmektedir.

Kolye, kemer, yüzük gibi takılar Batı modasına uygun olarak değişmiştir. Geleneksel takı türlerinin turistik amaçlarla yeniden üretilmeye başlanılmış olması sevindirici bir durum gibi görünmektedir.

Kaynak: Türk Aile Ansiklopedisi, Emine Karpuz

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir