Tarihte Çamaşır ve Çamaşırcılık

Çamaşır yapımında kullanılan bezler, tarih boyunca el dokumacılığının temel üretimlerinden olmuştur.

Çamaşırlıklarda en çok keten, pamuk ve ipek iplikler ya da pamuk ipek karışımı kullanılmıştır Anadoıu da çok eski bir geçmişi olan dokumacılığın Selçuklular döneminde gelişmeler gösterdiği bilinmektedir Bu dönemde dokunan pamuk ipek karışımı, bürümcük, arasına altın teller katılarak dokunmuş ipekli ve ince keten çamaşırlıklar ünlüdür. Denizli, Adana, Sivas, Karaman ve çevresinde dokunan bu bezler aralarına katılan sırma, sim vb. malzeme ya da üzerine yapılan işlemelerle de değer kazanmıştır.

Osmanlılar’da saray ve çevresi için dokunan ince ketenler, ipekliler, pamuk ipek karışımı bürümcükler; askerler için dokunan pamuklu çamaşırlıklar, XVI. ve XVII. yy.’larda nitelik ve nicelik yönünden en yüksek düzeye erişmiştir. Bu dönemlerde büklümleri nedeniyle arada hava kaldığından teri çabuk kurutan Rize bezi, çamaşırlık olarak en çok aranan bezlerden olmuş, hatta bu özellikleri nedeniyle yurt dışına da ihraç edilmeye başlamıştı. Denizli, İstanbul, Bursa, Rize ve Sivas’ta dokunan daha nitelikli bezler yanında Anadolu’nun birçok yöresindeki el tezgâhlarında yerli tüketime yönelik çamaşırlıklar da dokunuyordu. Osmanlılar döneminde özellikle kadın çamaşırları, kumaşları yanında üzerine yapılan çeşitli işlemeler, danteller ve oyalarla da birer sanat yapıtı niteliği kazanmıştı.

Sanayileşmeye koşut olarak el tezgâhlarının giderek azalmasına karşın Anadolu’nun birçok yöresinde çamaşırlık dokumalar günümüzde de yapılmaktadır. Başta Rize, Buldan, Şile olmak üzere Polatlı, Balıkesir, Bursa, Çanakkale, Denizli Yalova, Kastamonu, Malatya, Adana, Tokat, Trabzon yörelerinde az da olsa çamaşırlık bezler dokunmaktadır Pek azı büyük kentlere gönderilen bu bezler daha çok yerli tüketimi karşılamak için yapılmaktadır. Günümüzde el tezgâhlarında yapılan çamaşırlıkların yerini, hemen hemen tümüyle fabrika üretimi dokumalar almıştır.

Ev eşy. 1980’li yıllarda ülkemizde de kullanımı yaygınlaşan otomatik çamaşır makinelerinde, emaye saçtan bir gövdenin içinde paslanmaz çelik bir tekne bulunur. Kirli çamaşırlar kazanın konumuna göre önden ya da üstten doldurulur. Tekneye yerleştirilen kazan, suyun serbestçe geçebilmesi için delikli paslanmaz çeliktendir. Yıkama, kazanın dikey ya da yatay bir eksen etrafında dönmesiyle gerçekleşir. Dönmeyi bir yön değiştirici düzenler. Bir presostata bağlı elektrovana aracılığıyla tekneye giren soğuk su, teknenin tabanındaki zırhlı dirençlerle ısıtılır. Otomatik olarak çamaşır tozlarıyla karışan su, çalkalama yoluyla yıkama işlemini gerçekleştirir. Kirli su ve çamaşır tozlarının artıkları durulamayla çıkar ve boşaltma borusundan bir pompayla dışarı atılır. Kazan suyu sıkar ve sağa-sola birkaç kez dönerek cidarlarına yapışan çamaşırları bir araya toplar. Çamaşır makinelerinde yıkamayı otomatik olarak gerçekleştirecek (su sıcaklığının ayarı, yıkama süresi, sıkma, kurutma) bir programlayım bulunur.

Çamaşırcılık, eski İstanbul yaşamında önemli bir iş koluydu. Konaklarda, zengin evlerinde çamaşır yıkamakla görevli cariyeler, halayıklar bulunur, çamaşırcılar özellikle zenci halayıklardan seçilirdi. Orta halli bir ailenin bile bir çamaşırcı halayığı bulunurdu. Bunlardan başka belli bir ücret karşılığı evlere gidip çamaşır yıkayan gündelikçiler vardı. Bazı kadınlar da kendi evlerinde ya da açtıkları dükkânlarda bekâr çamaşırı yıkayarak geçimlerini sağlarlardı. Bunların sayısı o denli çoğalmıştı ki, öbür istanbul esnafı gibi belli çalışma kurallarına bağlanmışlardı. 1571 tarihli bir fermandan, bekâr çamaşırı yıkayanların açtıkları dükkânla rı amacı dışında kullandıkları, bu nedenle çamaşırhane açmanın yasaklandığı, çamaşırların çamaşırcı kadınların evlerinde yıkanması için kesin buyruk verildiği öğrenilmektedir. Alınan sert önlemlere karşın, bu tür dükkânların tekrar açıldığı ve hızla çoğaldığı bilinmektedir. Özellikle XVIII. ve XIX. yy.’larda bu tür dükkânlar, her türlü yasal olmayan işin kotarıldığı birer barınak olmuştu. Gündelikle çamaşır yıkayan kadınlar, varlıklarını yakın zamana değin sürdürmüşlerdir.