Nedir

Tarihte ve Edebiyatta Aşk

Tarihte ve edebiyata aşk. Baba otoritesine ve erkeğin üstünlüğüne dayanan yunan ve roma toplumunda kadının, bugünkü anlamıyla aşk ilham ettiği (sebep olduğu) pek seyrek görülür. Bu toplumda kadın, yalnız yüz ve beden güzelliği dolayısıyla arzulanırdı; gerçek aşka konu olmaz, sadece devlete yurttaş sağladığı için saygı görürdü.
Eski çağın aşk kavramı iki büyük etki altında değişti: bu etkiler Hristiyanlık (Kutsal Meryem’e tapma) ile kadını savaşta ve barışta, işte ve tehlike karşısında erkeğin eşidi ve yoldaşı durumuna yükselten kuzey uluslarının töreleri idi. Hristiyanlık ile kuzey uluslarının törelerinden şövalyece aşk doğdu. Yani .aşk, büyük eylemlerin esinleyicisi, şeref kaynağı; kadın da şeref dağıtan bir varlık, başka bir deyimle, savaşçının şuuru oldu.
Ama aşkın bu yüce biçimi az sonra bozuldu, kadının sosyal durumu, eskiçağda olduğu gibi, erkeğinkinin altında kaldı. Şovalyece aşk yeniden maddi aşka ve romansı kadın düşkünlüğüne dönüştü.
Aşkın ilk çağlardaki sadeliğine ve cinsiyet bakımından eşitliğe dönen Fransız Devrimi bir yana bırakılırsa, yapmacılık, çapkınlık, romantizm gibi değişik biçimler almakla birlikte aşk, bu temel biçimi ile günümüze kadar geldi. Kadının daha bağımsız bir duruma yüceltilmesi, erkeğin onu gitgide daha az küçümsemesi ve psikoloji biliminin ilerlemeleri aşk meselesinin verilerini değiştirmeye yardım etti.
Meydan Larousse / Cilt 2 Sayfa 226

Daha Fazla Göster

ebilge

1983 Elazığ doğumluyum. Gazi Üniversitesi, Türk Halkbilimi ( 2008) mezunuyum. Kültürel Bellek sitesinin kurucusu, aynı zamanda tek içerik üreticisiyim. 2010 yılında yayın hayatına başlayan Web sitesinin öncelikli amacı; Kültürümüzün korunması, yaşatılması ve gelecek kuşaklara aktarılmasıdır. İletişim kurmak isterseniz,serkan.gakko@gmail.com adresine eposta gönderebilirsiniz. Size en kısa sürede geri dönüş sağlamaya çalışacağım.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı